BTC - $77,264.00 2.88%
ETH - $2,422.26 3.15%
USDT - $1.00 0.02%
XRP - $1.48 1.90%
BNB - $640.20 0.97%
USDC - $1.00 0.00%
SOL - $88.75 -1.09%
TRX - $0.33 0.30%
FIGR_HELOC - $1.02 -1.32%
DOGE - $0.10 1.16%
WBT - $56.26 2.49%
USDS - $1.00 0.00%
HYPE - $44.30 1.36%
ADA - $0.26 0.46%
LEO - $10.13 -0.09%
BCH - $454.27 1.99%
LINK - $9.64 0.78%
M - $3.79 3.42%
XMR - $348.39 0.71%
USDE - $1.00 0.01%

Geniş Kapsamlı Sermaye Piyasası Mevzuatı ve Meslek Kuralları – Konu Anlatımı ve Çözümlü Sorular

Bu içerikte, Geniş Kapsamlı Sermaye Piyasası Mevzuatı ve Meslek Kuralları kapsamında yer alan tüm konular; temel kavramlardan başlayarak düzenleyici kurumlar, piyasa araçları, hukuki düzenlemeler ve meslek ilkeleri çerçevesinde sade ve anlaşılır bir şekilde anlatılmaktadır. Ayrıca konular, öğrenmeyi pekiştirmek amacıyla çözümlü sorular ve örnek uygulamalar ile desteklenmiştir. mufettis.org olarak, bu süreci...

Auditmak
Auditmak tarafından
11 Nisan 2026 yayınlandı / 17 Nisan 2026 01:55 güncellendi
328 dk 38 sn 328 dk 38 sn okuma süresi
14 14 kez okundu
Geniş Kapsamlı Sermaye Piyasası Mevzuatı ve Meslek Kuralları – Konu Anlatımı ve Çözümlü Sorular
0 Yorum
İçindekiler+

Bu içerikte, Geniş Kapsamlı Sermaye Piyasası Mevzuatı ve Meslek Kuralları kapsamında yer alan tüm konular; temel kavramlardan başlayarak düzenleyici kurumlar, piyasa araçları, hukuki düzenlemeler ve meslek ilkeleri çerçevesinde sade ve anlaşılır bir şekilde anlatılmaktadır. Ayrıca konular, öğrenmeyi pekiştirmek amacıyla çözümlü sorular ve örnek uygulamalar ile desteklenmiştir.

mufettis.org olarak, bu süreci daha verimli ve anlaşılır hale getirmek için içeriklerimizi sürekli geliştiriyoruz.


Sermaye Piyasası Kanunu’na Giriş

Sermaye Piyasası Kavramı

Bir ekonomide bazı kişiler ve kurumlar parayı biriktirir, bazıları ise paraya ihtiyaç duyar. Sermaye piyasası, işte bu iki taraf arasında orta ve uzun vadeli fon aktarımını sağlayan yapıdır. Bu aktarım, çoğu zaman sermaye piyasası araçları üzerinden gerçekleşir. Resmî çerçevede konu, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve ona dayalı düzenlemelerle şekillenir.

Ama burada kritik nokta şudur:
Sermaye piyasası yalnızca “para verenle para alanın buluştuğu yer” değildir. Aynı zamanda:

  • tasarrufların yatırıma dönüşmesini sağlar,
  • ekonomik büyümeyi destekler,
  • riskin daha geniş bir tabana yayılmasına yardımcı olur,
  • mülkiyetin dar bir çevrede toplanmasını önleyebilir,
  • yatırımcıya çıkış imkânı sunarak likidite yaratır.

Bir şirket yeni fabrika kurmak istiyor ama kasasında yeterli kaynak yok.

Bir başka tarafta ise tasarruf sahibi bir yatırımcı var; parasını bankada tutmak yerine daha yüksek getiri ihtimali olan araçlarda değerlendirmek istiyor.

İşte bu iki ihtiyaç sermaye piyasasında buluşur.

  • Şirket açısından bakarsan: fon talebi
  • Yatırımcı açısından bakarsan: fon arzı
  • Aradaki bağ açısından bakarsan: sermaye piyasası aracı
  • Sürecin güvenli işlemesi açısından bakarsan: kurallar, kurumlar ve borsa

Bu yüzden sermaye piyasasını yalnızca “hisse senedi alım satımı” olarak görmek eksiktir. Hisse senedi bunun sadece bir parçasıdır.


Sermaye piyasası neden vardır?

Finansal sistemin temel görevi, ekonomide atıl duran tasarrufları ihtiyaç duyulan alanlara yönlendirmektir. Yani para, yastık altında ya da verimsiz alanlarda beklemek yerine üretime, yatırıma, genişlemeye ve finansmana gider. Bu genel işlev finansal piyasaların tamamı için geçerlidir; sermaye piyasası da bu büyük yapının özellikle orta ve uzun vadeli tarafını temsil eder.

Buradan sınavda çok sevilen bir ayrım çıkar:

Para piyasası – sermaye piyasası farkı

  • Para piyasası, daha çok kısa vadeli fon ihtiyaçları ile ilgilidir.

  • Sermaye piyasası ise esas olarak orta ve uzun vadeli fonların aktarımı ile ilgilenir.

SPL mantığında soru bunu bazen doğrudan sormaz. Şöyle dolaylı sorar:

“Aşağıdakilerden hangisi sermaye piyasasının ayırt edici niteliğidir?”

Burada doğru düşünce, “uzun vadeli kaynak yapısı” ve “sermaye piyasası araçları aracılığıyla doğrudan finansman ilişkisi” olacaktır.


Sermaye piyasasının temel fonksiyonları

1) Reel piyasaya kaynak sağlamak

Gerçek ekonomide üretim yapan, yatırım yapan, büyümek isteyen kesimlerin kaynağa ihtiyacı vardır. Sermaye piyasası, tasarrufların bu alanlara akmasını sağlar. Bu yüzden sermaye piyasası, kâğıt üzerinde alım satım yapılan bir yer değil; aslında reel ekonomiyi besleyen damardır.

2) Sermaye birikimi oluşturmak

Tek tek bireylerin küçük tasarrufları, sermaye piyasası aracılığıyla birleşerek büyük ölçekli yatırımları finanse edebilir. Bir kişinin 20 bin liralık, başka bir kişinin 100 bin liralık birikimi, tek başına büyük üretim yatırımı kurmayabilir; fakat sermaye piyasası bu dağınık fonları bir araya getirir.

3) Likidite sağlamak

Yatırımcı açısından en kritik konulardan biri şudur:
“Paramı bağladım ama çıkmak istersem ne olacak?”

Sermaye piyasasının, özellikle de ikincil piyasanın cevabı şudur:
“İstersen elindeki aracı satabilir, nakde dönebilirsin.”

İşte bu çıkış imkânı likiditedir. Eğer yatırımcı aldığı aracı istediğinde satamayacağını bilseydi, ilk başta o aracı alma konusunda çok daha isteksiz olurdu.

4) Riski dağıtmak

Bir yatırımın tüm riski tek bir kişinin ya da grubun omzunda kalmaz. Ortaklığa dayalı araçlarda mülkiyet yayılır; borçlanma araçlarında finansman yükü belirli şartlarla yatırımcı kitlesine dağılır. Bu yönüyle sermaye piyasası riskin toplumun farklı kesimlerine ve farklı yatırım tercihlerine dağıtılmasına katkı verir.

5) Mülkiyeti tabana yaymak

Özellikle paya dayalı yapıda, bir şirketin sahipliği çok daha geniş yatırımcı kitlesine yayılabilir. Bu yalnızca ekonomik değil, kurumsal yönetim ve sermayenin demokratikleşmesi bakımından da önemlidir.


Örnek Soru

Bir piyasa; şirketlere uzun vadeli kaynak sağlıyor, yatırımcıya gerektiğinde satış imkânı veriyor ve ayrıca şirket ortaklığını geniş kitlelere yayabiliyorsa bu piyasa aşağıdakilerden hangisidir?

A) Mal piyasası
B) Emek piyasası
C) Sermaye piyasası
D) Döviz piyasası
E) Sigorta piyasası

Cevabı Gör

**Doğru Cevap: C** Sorudaki unsurların tamamı sermaye piyasasının çekirdek işlevleriyle ilgilidir.

Uzun vadeli kaynak: Sermaye piyasasının ayırt edici niteliğidir.
Likidite: Yatırımcıya çıkış imkânı sunar.
Mülkiyetin Yayılması: Pay senedi ihracı yoluyla gerçekleşir.


Birincil ve İkincil Piyasa Ayrımı

Birincil piyasa nedir?

Bir sermaye piyasası aracının ilk kez yatırımcıya sunulduğu piyasadır. Başka bir ifadeyle, ihraççı ilk kez piyasaya çıkar ve yatırımcıdan fon toplar.

Burada kritik cümle şu:

Birincil piyasada para, doğrudan ihraççıya gider.

Yani şirket pay ihraç etmişse, yatırımcının ödediği bedel şirketin finansmanına katkı sağlar. Bu nedenle reel piyasaya kaynak sağlama işlevi en belirgin biçimde birincil piyasada ortaya çıkar. SPL resmi kaynakları da birincil piyasayı, aracın ihraççı tarafından ilk defa piyasaya çıkarılıp satıldığı piyasa olarak açıklar.

İkincil piyasa nedir?

Daha önce ihraç edilmiş araçların yatırımcılar arasında el değiştirdiği piyasadır.

Burada kritik cümle ise şu:

İkincil piyasada para, kural olarak ihraççıya değil, aracı satan yatırımcıya gider.

Bu nedenle ikincil piyasa doğrudan ihraççıya yeni fon sağlamaz. Ama bu, ikincil piyasayı önemsiz yapmaz. Tam tersine, birincil piyasayı yaşatabilen ana unsur çoğu zaman güçlü bir ikincil piyasanın varlığıdır.

Neden? Çünkü yatırımcı şunu bilmek ister:
“Bugün aldığım aracı yarın satabilecek miyim?”

Eğer bu soruya güven verici cevap yoksa, birincil piyasada satış yapmak da zorlaşır.


İkincil piyasanın üç kritik fonksiyonu

1) Likidite fonksiyonu

Yatırımcı, nakit ihtiyacı doğduğunda elindeki sermaye piyasası aracını satar ve paraya döner. Bu, özellikle pay senetleri ve borçlanma araçları bakımından yatırımcı davranışını doğrudan etkiler.

2) Fiyat belirleme fonksiyonu

Birincil piyasada yapılacak satışın makul fiyatı çoğu zaman ikincil piyasadaki fiyatlardan etkilenir. Çünkü yatırımcı, piyasada daha düşük bir fiyata satılabilecek bir aracı başlangıçta anlamsız derecede yüksek bedelle almak istemez.

3) Vade belirleme fonksiyonu

Özellikle borçlanma araçlarında, ikincil piyasadaki yapı ve yatırımcı davranışı yeni ihraçların vade yapısının belirlenmesinde etkili olabilir.


Örnek Soru

Aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) İkincil piyasada yapılan işlemler ihraççıya yeni fon sağlar.
B) Birincil piyasada işlem gören araçlar daha önce mutlaka yatırımcıya satılmıştır.
C) Birincil piyasa, daha önce ihraç edilmiş araçların yatırımcılar arasında işlem gördüğü piyasadır.
D) İkincil piyasa, likidite ve fiyat oluşumu bakımından önem taşır.
E) İkincil piyasanın varlığı birincil piyasayı etkilemez.

Cevabı Gör

**Doğru Cevap: D**

A yanlış: İkincil piyasada para ihraççıya değil, satıcı yatırımcıya gider.
B yanlış: Birincil piyasa zaten aracın ilk kez satışa sunulduğu yerdir.
C yanlış: Bu tanım ikincil piyasanın tanımıdır.
E yanlış: İkincil piyasanın likidite sağlaması, birincil piyasadaki yatırım iştahını doğrudan artırır.


Spot ve Vadeli Piyasa Ayrımı

Burada öğrenciler çoğu zaman “birincil-ikincil” ayrımıyla “spot-vadeli” ayrımını karıştırır. Oysa bunlar farklı sınıflandırmalardır.

Spot piyasa

İşlem konusu malın ya da kıymetin ve buna karşılık gelen paranın, işlemin ardından kısa sürede el değiştirdiği piyasadır. Borsa İstanbul’daki Pay Piyasası ile Borçlanma Araçları Piyasası bu mantığın tipik örneklerindendir. Borsa İstanbul’un piyasa yapısı içinde pay piyasası ve borçlanma araçları piyasası ayrı organize alanlar olarak yer alır.

Vadeli piyasa

Bugün anlaşmanın yapıldığı, ancak teslimatın veya uzlaşmanın ileri bir tarihte gerçekleştiği piyasalardır. Futures, opsiyon, swap ve forward işlemleri bu geniş mantık içinde değerlendirilir. Türkiye’de organize vadeli işlem piyasası tarafında Borsa İstanbul bünyesindeki VİOP temel yapıdır.

Birincil/ikincil ayrımı, aracın ilk kez mi satıldığı, yoksa sonradan yatırımcılar arasında mı el değiştirdiği ile ilgilidir.

Spot/vadeli ayrımı ise işlemin teslim ve ifa zamanlaması ile ilgilidir.

Sınav bazen iki ayrımı aynı soruda çapraz kullanır. Burada hata yapılır.


Örnek Soru

Aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Spot piyasa ile birincil piyasa aynı kavramdır.
B) İkincil piyasa ile vadeli piyasa aynı kavramdır.
C) Birincil-ikincil ayrımı satışın zamanı; spot-vadeli ayrımı teslim zamanını gösterir.
D) Vadeli piyasada işlem mutlaka borsa dışında yapılır.
E) Spot piyasada yalnızca pay senetleri işlem görür.

Cevabı Gör

**Doğru Cevap: C**

Birincil ve ikincil piyasa ayrımı, finansal aracın ilk kez mi satıldığı (birincil) yoksa yatırımcılar arasında el mi değiştirdiği (ikincil) ile ilgilidir.

Spot ve vadeli piyasa ayrımı ise işlemin tesliminin ve ödemesinin hemen mi (spot) yoksa gelecekteki bir tarihte mi (vadeli) yapılacağı ile ilgilidir.

Diğer şıklar bu kavramları yanlış eşleştirdiği için elenir.


Sermaye Piyasasının Unsurları

1) Fon talep edenler

Bunlar, sermaye piyasası aracılığıyla kaynak arayan kesimdir. Genellikle ihraççılar olarak karşımıza çıkarlar.

2) Fon arz edenler

Tasarruf sahipleri, yani yatırımcılardır. Bunlar ellerindeki birikimi getiri beklentisiyle sermaye piyasası araçlarına yönlendirirler.

Yatırımcı türleri

Bu ayrımlar sadece teorik değildir; yatırımcının ne kadar korunacağı, hangi ürünlere erişebileceği ve hangi bilgilendirmenin yapılacağı açısından önemlidir.

Bireysel yatırımcı

Kendi nam ve hesabına yatırım yapan gerçek veya tüzel kişidir.

Kurumsal yatırımcı

Mesleki olarak yatırım yapan, çoğu zaman başkalarından topladığı fonları sermaye piyasasında değerlendiren yapılardır. Kolektif yatırım kuruluşları bunun tipik örneğidir.

Nitelikli yatırımcı

Bu, sınavların sevdiği kavramlardan biridir. Kurul düzenlemelerinde belirlenen ölçütleri sağlayan, profesyonel müşteri niteliği taşıyan veya bu kapsama alınan yatırımcı grubunu ifade eder. II-5.2 sayılı Tebliğ’de nitelikli yatırımcı kavramı, yatırım kuruluşları düzenlemelerinde tanımlanan ve talebe dayalı olarak profesyonel kabul edilenler de dâhil profesyonel müşteriler çerçevesinde ele alınır. Güncel SPK rehberleri de profesyonel müşteri ve nitelikli yatırımcı ayrımını yatırım büyüklükleri ve sınıflandırma mantığıyla birlikte işler.

Sınavda neyi karıştırırlar?

Öğrenci “kurumsal yatırımcı” ile “nitelikli yatırımcı”yı aynı şey sanır.

Kritik Karşılaştırma
KURUMSAL YATIRIMCI

Bir örgütlenme ve yapı türüdür. Yatırım fonları, emeklilik fonları veya sigorta şirketleri gibi tüzel kişiliği ve kurumsal bir işleyişi olan yapıları ifade eder.

NİTELİKLİ YATIRIMCI

Düzenleyici koruma ve satış rejimi açısından özel bir sınıflandırmadır. Belirli bir finansal güce (portföy büyüklüğüne) sahip olan, koruma ihtiyacı daha düşük kabul edilen gerçek veya tüzel kişileri kapsar.

Her kurumsal yatırımcı fiilen profesyonel yapıda olabilir; ama kavramlar aynı şey değildir.


3) Sermaye piyasası araçları

Sermaye piyasasında fon aktarımı, araçlar üzerinden yürür. Bu araçlar, yatırımcı ile ihraççı arasında doğrudan hukuki bağ kurar. Bu bağ:

  • bazen ortaklık ilişkisi doğurur,
  • bazen borç-alacak ilişkisi doğurur,
  • bazen de daha karmaşık türev yapı yaratır.

Örneğin pay aldığında şirkete ortaklık boyutu ağır basar; borçlanma aracı aldığında ihraççıya borç vermiş olursun.

Burada öğrencinin şunu kavraması gerekir:
Sermaye piyasası aracı sadece bir kâğıt değil, hukuki ve ekonomik ilişki kuran araçtır.


4) Yardımcı kuruluşlar ve sermaye piyasası kurumları

Sermaye piyasası “alıcı ile satıcıyı bırakın, kendileri halletsin” mantığıyla işlemez. Güven, uzmanlık, denetim ve teknik altyapı gerekir. Bu nedenle aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, derecelendirme kuruluşları, bağımsız denetim kuruluşları, takas ve saklama kuruluşları gibi profesyonel yapılar devreye girer.

6362 sayılı Kanun’un sermaye piyasası kurumlarına ilişkin sistematiği; yatırım kuruluşları, kolektif yatırım kuruluşları, bağımsız denetim-değerleme-derecelendirme kuruluşları, portföy yönetim şirketleri, ipotek finansmanı kuruluşları, konut ve varlık finansmanı fonları, varlık kiralama şirketleri ve ilgili diğer kurumları kapsar. SPK mevzuat sistemi ve Kanun metni bu kurumsal çerçeveyi açık biçimde göstermektedir.

Neden önemliler?

Çünkü sermaye piyasasında bilgi asimetrisi çok yüksektir.
İhraççı kendi durumunu yatırımcıdan daha iyi bilir.
Yatırımcı her finansal raporu analiz edemez.
Herkes fiyatlama yapamaz.
Herkes hukuki riskleri göremez.

Bu nedenle yardımcı kurumlar sistemin “güven altyapısı”dır.


5) Borsalar ve teşkilatlanmış diğer piyasalar

Borsa, belli araçların belirli kurallar çerçevesinde düzenli biçimde alınıp satıldığı organize piyasadır. Borsa İstanbul bugün Türkiye’nin temel organize piyasasıdır ve pay piyasası, borçlanma araçları piyasası, VİOP gibi farklı piyasa bölümlerini bünyesinde taşır.

Borsanın sadece “işlem yapılan yer” olduğunu düşünmek çok eksik olur. Çünkü borsanın işlevleri daha geniştir:

Likidite sağlama

Yatırımcılar alıp satabilsin diye.

Fiyat oluşumu

Piyasa beklentileri fiyatlara yansısın diye.

Ekonomik gösterge olma

Borsa çoğu zaman geleceğe ilişkin beklentilerin aynası gibi çalışır.

İtibar sağlama

Borsada işlem görmek, belirli şartları karşılamanın sonucu olarak algılanabilir.

Piyasa düzenine katkı

Organize işlem kuralları, şeffaflık ve disiplin üretir.


Örnek Soru

Aşağıdakilerden hangisi sermaye piyasasının unsurlarından biri değildir?

A) Fon talep edenler
B) Fon arz edenler
C) Sermaye piyasası araçları
D) Yardımcı kuruluşlar ve borsalar
E) Yalnızca merkez bankası

Cevabı Gör

**Doğru Cevap: E**

Sermaye piyasasının unsurları sistematik olarak fon talep edenler (ihraççılar), fon arz edenler (yatırımcılar), sermaye piyasası araçları, yardımcı kurumlar ve borsalardır.

Merkez Bankası finansal sistemin genelinde kritik bir rol oynasa da, bu sistematik sınıflandırmada sermaye piyasasının asli bir unsuru olarak sayılmaz.


Sermaye Piyasasına İlişkin Düzenlemeler

Sermaye piyasası güvene dayalıdır. Güvenin olmadığı yerde yatırımcı gelmez; yatırımcının gelmediği yerde de piyasa derinleşmez. Bu nedenle mevzuat, sermaye piyasasında sadece teknik değil, kurucu bir işleve sahiptir.

Düzenleme türleri

Sermaye piyasası mevzuatı sadece 6362 sayılı SPKn’dan ibaret değildir. Esas omurga Kanun’dur; fakat onun altında SPK’nın çıkardığı tebliğler, ilke kararları ve diğer ikincil düzenlemeler bulunur. Ayrıca borsa mevzuatı ve sermaye piyasasını doğrudan veya dolaylı ilgilendiren başka düzenlemeler de uygulama alanı bulur. SPK’nın resmî mevzuat sistemi bu çok katmanlı yapıyı açık biçimde yansıtır.

Bunun yanında şu ilke çok önemlidir:
Kanun ve ona dayalı ikincil mevzuatta hüküm bulunmayan alanlarda, gerekli şartlar altında genel hükümler de devreye girebilir. Bu yüzden Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu, Medeni Kanun, ceza mevzuatı ve usul hükümleri de sermaye piyasasında tamamen dışarıda değildir. SPL resmi materyali de SPKn ile genel hükümler arasındaki bağın bu çerçevede kurulduğunu açıklar.

HIYERARŞIYI AKLINDA TUT

1. 6362 sayılı SPKn
2. SPK düzenlemeleri
3. Tebliğ, ilke kararı, rehber, ilgili ikincil yapı
4. Diğer ilgili sermaye piyasası düzenlemeleri
5. Genel hükümler

Bu hiyerarşi sınavlarda bazen doğrudan, bazen dolaylı çıkar.


Düzenleme İlkeleri

Çerçeve kanun mantığı

6362 sayılı SPKn, ayrıntının tamamını tek tek Kanun metninde düzenleyen bir metin değildir. Daha çok temel esasları çizen, ayrıntıyı ise uzman otoriteye bırakan bir çerçeve kanun mantığı taşır. Bu uzman otorite Sermaye Piyasası Kurulu’dur. Kurul, Kanun’dan aldığı yetkiyle tebliğler ve ilke kararları çıkarır; uygulamayı yönlendirir; gerektiğinde yeni piyasa koşullarına göre güncelleme yapar. SPK’nın mevzuat yapısı ve güncel rehber/düzenleme sistemi bu işleyişi doğrular.

Neden sürekli izleme gerekir?

Sermaye piyasası durağan değildir. Ekonomi değişir, yatırımcı davranışı değişir, ürünler değişir, riskler değişir. Bu nedenle piyasaya yapılan düzenleyici müdahalenin sonuçları da sürekli izlenmelidir.

Bir düzenleme kâğıt üzerinde çok doğru görünebilir; ama piyasada beklenmeyen sonuç doğurabilir. Sermaye piyasasının hassas ve hızlı tepki veren yapısı nedeniyle bu alan, “bir kural koyduk, yıllarca dursun” yaklaşımını kaldırmaz. Bu nedenle düzenleme yapma ile düzenlemeyi gözden geçirme birlikte düşünülmelidir. SPK’nın güncel rehberler yayımlaması ve düzenli olarak mevzuat güncellemesi yapması da bu dinamik yapının sonucudur.

Kurulun iki ana işlevi

1) Düzenleme ve başvuruları sonuçlandırma

Kurul, ikincil düzenleme yapar; başvuruları değerlendirir; uygulamayı şekillendirir.

2) Tedbir ve yaptırım uygulama

Kurul sadece “kural koyan” kurum değildir; aynı zamanda düzen bozucu fiiller karşısında tedbir alan, idari yaptırım uygulayan ve gerektiğinde suç teşkil eden fiilleri adli makamlara bildiren düzenleyici-denetleyici otoritedir. SPK’nın yatırımcı bilgilendirme sayfaları ve Kanun sistemi, özellikle piyasa dolandırıcılığı ve diğer sermaye piyasası suçları bakımından bu yaptırım rolünü açık biçimde gösterir.


Örnek Soru

Bir düzenleyici kurum düşün. Kural koyuyor, sonra piyasanın bu kurala nasıl tepki verdiğini izliyor, gerekirse değiştiriyor; ayrıca aykırılık gördüğünde idari para cezası verebiliyor ve suç şüphesi varsa savcılığa başvurabiliyor.

Bu yapı aşağıdakilerden hangisini en doğru tanımlar?

A) Sadece danışma organı
B) Sadece yargı mercii
C) Düzenleyici ve denetleyici kurum
D) Yalnızca özel hukuk tüzel kişisi
E) Sadece piyasa katılımcısı

Cevabı Gör

**Doğru Cevap: C**

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) gibi yapılar, “Düzenleyici ve Denetleyici Kurum” olarak adlandırılır. Bu kurumların temel özellikleri şunlardır:

Düzenleme: Piyasanın işleyişine dair kuralları ve standartları belirlerler.
Denetleme: Bu kurallara uyulup uyulmadığını takip eder, piyasa tepkilerini izlerler.
Yaptırım: Aykırılık durumunda idari para cezası verme veya adli mercilere (savcılık) başvurma yetkisine sahiptirler.

Bu çok yönlü yetki seti, kurumun piyasa üzerindeki otoritesini ve koruyucu rolünü tanımlar.


Bölüm özeti
Bu kısmı gerçekten öğrenmek isteyen kişi için en kritik çerçeve şudur:
Sermaye piyasası = tasarrufların orta ve uzun vadeli yatırımlara aktarılması sistemidir.

Bu sistemde:
– fon talep edenler kaynak arar,
– fon arz edenler yatırım yapar,
– araçlar hukuki bağı kurar,
– yardımcı kurumlar güven ve uzmanlık sağlar,
– borsalar düzenli ve şeffaf işlem zemini oluşturur.

Ayrıca:
– Birincil piyasa = ilk satış, para ihraççıya gider.
– İkincil piyasa = sonradan alım satım, para çoğu zaman yatırımcılar arasında döner.
– Spot piyasa = teslim yakın / işlem sonrası kısa sürede.
– Vadeli piyasa = teslim veya uzlaşma ileri tarihte.
Ve mevzuat tarafında:
– temel omurga 6362 sayılı SPKn’dır,
– ayrıntılar SPK ikincil düzenlemeleriyle şekillenir,
– gerektiğinde diğer ilgili düzenlemeler ve genel hükümler devreye girer.

Hızlı tekrar

Hızlı Tekrar & Kilit Bilgiler
Birincil piyasada fon kime gider?
**Cevap: İhraççıya.**

Birincil piyasada sermaye piyasası araçları ilk kez satışa sunulduğu için yatırımcıların ödediği bedel doğrudan bu araçları çıkaran kuruma yani ihraççıya kaynak olarak aktarılır.

İkincil piyasanın en kritik üç işlevi nedir?
**Cevap: Likidite, fiyat oluşumu ve vade/finansman yapısına referans olma.**

İkincil piyasa önceden ihraç edilmiş araçların el değiştirmesini sağlayarak yatırımcıya nakit imkanı sunar ve piyasa fiyatının şeffaf bir şekilde belirlenmesini sağlar.

Kurumsal yatırımcı ile nitelikli yatırımcı aynı şey midir?
**Cevap: Hayır.**

Kurumsal yatırımcı bir yapı türüdür. Örnek olarak yatırım fonları veya sigorta şirketleri verilebilir. Nitelikli yatırımcı ise belirli finansal kriterleri sağladığı için yasal düzenlemelerle özel bir kategoriye alınan profesyonel yatırımcı sınıflandırmasıdır.

Borsa neden önemlidir?
**Cevap: Likidite, fiyat oluşumu, görünürlük, itibar ve piyasa düzeni sağlar.**

Borsalar sermaye piyasası araçlarının güvenli ve disiplinli bir ortamda işlem görmesini sağlayarak hem yatırımcıyı korur hem de şirketlerin piyasa değerinin adilce oluşmasını destekler.

Sermaye piyasası mevzuatının omurgası nedir?
**Cevap: 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu.**

Türkiye’deki sermaye piyasalarının tüm işleyişini, kurumlarını ve denetim mekanizmasını düzenleyen temel yasal metindir.


Bölüm sonu testi

Soru 1

Aşağıdakilerden hangisi ikincil piyasanın özelliğidir?

A) Sermaye piyasası aracının ilk kez yatırımcıya satılması
B) İhraççının doğrudan fon elde etmesi
C) Daha önce ihraç edilmiş aracın yatırımcılar arasında alınıp satılması
D) Yalnızca halka arz işlemlerini kapsaması
E) Sadece borçlanma araçları için geçerli olması

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: C**

İkincil piyasada önceden ihraç edilmiş sermaye piyasası araçları yatırımcılar arasında el değiştirir. Bu piyasada gerçekleşen nakit akışı doğrudan ihraççıya değil, aracı satan yatırımcıya gider.


Soru 2

Aşağıdakilerden hangisi sermaye piyasasının işlevlerinden biri olarak kabul edilmez?

A) Reel piyasaya kaynak sağlamak
B) Likidite sağlamak
C) Riski dağıtmak
D) Mülkiyeti tabana yaymak
E) Gümrük vergisi tahsil etmek

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: E**

Gümrük vergisi tahsil etmek devletin vergi ve gümrük idarelerinin görevidir. Diğer seçeneklerin tamamı sermaye piyasasının temel işlevleri arasında yer alır.


Soru 3

6362 sayılı SPKn bakımından aşağıdakilerden hangisi en doğru ifadedir?

A) Bütün detayları doğrudan ve eksiksiz düzenleyen katı bir teknik kılavuzdur.
B) Temel esasları belirleyen ve ayrıntılarda SPK’ya düzenleme alanı bırakan çerçeve nitelikli bir metindir.
C) Yalnızca ceza hükümlerinden oluşur.
D) Borsaların iç düzenlemelerini tamamen gereksiz kılar.
E) Genel hükümlerin hiçbir durumda uygulanmasına izin vermez.

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: B**

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, piyasanın temel yapısını ve genel kurallarını belirleyen çerçeve niteliğinde bir metindir. Ayrıntıların düzenlenmesini ve piyasa koşullarına göre güncellenmesini, ikincil düzenlemeler (tebliğler) yapma yetkisiyle Sermaye Piyasası Kurulu’na bırakır.

6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu

Bu bölümün ana fikri

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nu tek tek maddelerden öğrenmeye çalışırsan konu dağılır. Bu yüzden önce resmi büyük çerçeveyi kuralım:

Bu Kanun üç büyük ihtiyacın ürünüdür:

  1. Türk ticaret hukukundaki değişime uyum sağlamak
  2. AB sermaye piyasası anlayışına yaklaşmak
  3. Eski mevzuatın yetersiz kaldığı alanları modern piyasaya uygun hale getirmek

Bunu şöyle kodlayabilirsin: TTK – AB – Piyasa ihtiyacı

Sınavda “6362 sayılı SPKn neden hazırlandı?” diye doğrudan sorulmasa bile, seçeneklerde bu üç eksen sürekli önüne gelir.


1. Kanunun hazırlanmasında belirleyici olan faktörler

A. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girmesi

6102 sayılı TTK’nın yürürlüğe girmesi, özellikle anonim ortaklıklar hukukunda önemli değişiklikler yarattı. Pay sahibinin bilgi alma ve inceleme hakkının güçlenmesi, özel denetçi talebinin bireysel hak haline gelmesi, yeni azlık haklarının tanınması, haklı sebeple fesih davası, rüçhan hakkı ve elektronik genel kurul gibi düzenlemeler anonim ortaklığın iç yapısını modernleştirdi. Bu değişim doğal olarak sermaye piyasası mevzuatının da yeni yapıya uyum sağlamasını zorunlu hale getirdi. Ayrıca TTK’nın bazı hükümleri sermaye piyasası mevzuatını açıkça saklı tuttuğu gibi, bazı alanlarda da SPK’ya özel düzenleme yetkisi verdi. Yani yeni TTK, yeni SPKn için hukuki zemini ciddi biçimde değiştirdi.

Buradaki sınav mantığı şu:

TTK değiştiyse, halka açık anonim ortaklıkları ve sermaye piyasası araçlarını ilgilendiren özel rejimin de değişmesi gerekir.

B. AB müktesebatına uyum zorunluluğu

AB’de 2000 sonrası dönemde sermaye piyasası düzenlemeleri çok daha kapsamlı hale geldi. İzahname, kamuyu aydınlatma, piyasanın kötüye kullanılması, içerden öğrenenlerin ticareti, manipülasyon, kolektif yatırım kuruluşları ve yatırım hizmetleri gibi konularda ayrıntılı ve modern düzenlemeler geliştirildi. Türkiye’nin AB’ye katılım müzakerelerine başlamasıyla birlikte, SPK’da da AB müktesebatına uyum çalışmaları hızlandı. Bu nedenle 6362 sayılı Kanun sadece iç hukuk ihtiyacının değil, aynı zamanda dış uyum ihtiyacının da ürünüdür.

AB uyumu = izahname + kamuyu aydınlatma + piyasa kötüye kullanımı + yatırımcı koruması

C. Piyasanın duyduğu ihtiyaçlar

2499 sayılı eski SPKn uzun yıllar boyunca temel omurga işlevi gördü; fakat küresel finansal piyasaların karmaşıklaşması, yeni finansal ürünlerin çoğalması ve kriz sonrası düzenleme anlayışının değişmesi karşısında yetersiz kalmaya başladı. Eski sistem tamamen kötü değildi; aksine sağlam bir kurguya sahipti. Ama modern piyasanın hızına ve çeşitliliğine cevap verecek kadar güncel değildi. Bu yüzden köklü bir yenilenme ihtiyacı doğdu.

Örnek Soru

6362 sayılı SPKn’nun hazırlanmasında aşağıdakilerden hangisi belirleyici unsurlardan biri değildir?

A) 6102 sayılı TTK’nın yürürlüğe girmesi
B) AB müktesebatına uyum ihtiyacı
C) Piyasanın değişen ihtiyaçları
D) Küresel finansal yapının dönüşümü
E) Sadece vergi tahsilatını artırma amacı

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: E**

 

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun kurucu mantığı; şirketler hukuku reformu (yeni TTK), AB müktesebatına uyum ve modern piyasa ihtiyaçları üzerine inşa edilmiştir. Vergi tahsilatını artırmak bu düzenlemenin temel veya kurucu amaçları arasında yer almaz.


2. 6362 sayılı SPKn’nun uygulama alanı: Herkese aynı şekilde uygulanmaz

Bu başlık çok önemlidir. Çünkü sınavlarda “SPKn herkese aynen uygulanır” gibi düşünülür ve hata yapılır. Oysa bazı kurumlar tamamen, bazıları ise sınırlı olarak Kanun kapsamı dışındadır ya da özel rejime tabidir. Bu istisnai yapı esas olarak md. 136’da düzenlenmiştir.

A. TCMB’ye ilişkin istisna

T.C. Merkez Bankası’na, TCMB işlemlerine, bünyesindeki piyasalara ve TCMB nezdindeki ödeme, menkul kıymet transferi ve mutabakat sistemlerine kural olarak SPKn hükümleri uygulanmaz. Buradaki önemli istisna, sermaye piyasası araçlarını konu alan teminat sözleşmelerine ilişkin md. 47 hükmüdür. Yani genel kural dışlama, özel istisna ise teminat sözleşmeleridir.

TCMB genel olarak dışarıda, md. 47 hariç.

B. TCMB, Hazine ve belirli varlık kiralama şirketlerinin ihraçlarında istisna

Bu kurumların çıkaracağı belirli sermaye piyasası araçlarında, Kanun’un ihraca ve kamuyu aydınlatmaya ilişkin bazı hükümleri uygulanmaz. Sonuç olarak bu tür ihraçlarda izahname hazırlama ve SPK onayı alma zorunluluğu da bulunmayabilir. Ayrıca bazı borçlanma aracı ihraç limitleri de uygulanmaz. Bu nokta sınavda çok sevilir: “Her ihraçta izahname zorunludur” düşüncesi burada yanlıştır.

C. Bankalar

Bankalar bakımından tek tip rejim yoktur. İki açıdan düşünmek gerekir:

Birincisi, banka sermaye piyasası aracı ihraç ediyorsa veya sermaye piyasası faaliyeti yürütüyorsa, bu faaliyetle sınırlı olarak SPKn uygulama alanına girer.

İkincisi, banka paylarını halka arz ederek halka açık hale gelmişse de SPKn’nın bütün hükümleri bire bir uygulanmaz. Bazı alanlarda özel bankacılık mevzuatı ve BDDK boyutu devreye girer. Özellikle kuruluş, gözetim, muhasebe, bağımsız denetim standartları, temettü dağıtımı gibi alanlarda bankalar kendi özel mevzuatına tabidir. Ayrıca bankalar açısından yatırımcı tazmini konusunda da BDDK görüşü önem taşır.

Banka = SPKn var ama sınırlı ve özel mevzuatla birlikte.

D. Sigorta şirketleri

Sigorta şirketleri de bankalara benzer şekilde, özellikle kuruluş, gözetim, muhasebe ve bağımsız denetim standartları bakımından kendi özel mevzuatlarına tabidir. Burada da SPKn ile özel sektör mevzuatı birlikte düşünülmelidir.

Örnek Soru

Aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) SPKn tüm kurumlara aynı kapsamda uygulanır.
B) TCMB’ye SPKn’nın hiçbir hükmü uygulanmaz.
C) Bankalar hiçbir durumda SPKn kapsamına girmez.
D) Sigorta şirketleri bazı alanlarda kendi özel mevzuatına tabidir.
E) Hazine’nin ihraçlarında her durumda izahname onayı zorunludur.

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: D**

A yanlış: SPKn kurumların niteliğine göre farklı kapsam ve istisnalarla uygulanır.
B yanlış: TCMB’ye genel olarak uygulanmasa da md. 47 (teminat sözleşmeleri) istisnası mevcuttur.
C yanlış: Bankalar sermaye piyasası faaliyeti yürüttüklerinde veya ihraç yaptıklarında sınırlı olarak kapsama girer.
E yanlış: Hazine ve belirli kurumların bazı ihraçlarında izahname veya onay zorunluluğu aranmayabilir.

Doğru olan D şıkkıdır; sigorta şirketleri kuruluş, gözetim ve denetim gibi alanlarda kendi özel mevzuatlarına tabidir.


3. Sermaye piyasası araçları: Şemsiye kavramı doğru kur

Bu bölümün en önemli püf noktası şudur:

Sermaye piyasası aracı üst kavramdır.
Bunun altında:

  • menkul kıymetler
  • türev araçlar
  • diğer sermaye piyasası araçları
    yer alır.

Bir başka kritik ayrım da şudur:
Finansal araç, sermaye piyasası aracından daha geniş kavramdır.
Sermaye piyasası aracı onun bir alt kümesidir.
Ödeme aracı niteliğindeki kambiyo senetleri ise bu bağlamda ayrı değerlendirilir.

A. Menkul kıymetler

Kanun menkul kıymeti tek tek unsur sayarak değil, sağladığı hakkın niteliğine göre kurar. Eğer araç sana ortaklık hakkı veya alacaklılık hakkı sağlıyorsa, kural olarak menkul kıymet niteliği doğabilir. Bu yüzden “ortaklık mı veriyor, alacak mı veriyor?” sorusu sınavda çok kritik bir ayraçtır.

Menkul kıymetler üç ana grupta düşünülür:

  1. Pay ve pay benzeri kıymetler ile bunlara ilişkin depo sertifikaları
  2. Borçlanma araçları ile bunlara ilişkin depo sertifikaları
  3. Menkul kıymetleştirilmiş varlık ve gelirlere dayalı borçlanma araçları

B. Türev araçlar

Türev araçlar, temel olarak fiyat, döviz kuru, faiz oranı gibi risklerden korunmak veya spekülatif gelir elde etmek amacıyla kullanılan yapılardır. Bunlar genellikle bir dayanak varlığa veya göstergeye bağlıdır. Küçük başlangıç teminatıyla işlem yapılabilmesi, dayanak değere bağlı olmaları ve sona erme/uzlaşma yapısı taşımaları ayırt edici özellikleridir.

Buradaki en sevilen sınav tuzağı: Varant, menkul kıymet değil; türev araç mantığına yakın özel bir yapıdır. Metin de bunu özellikle ayırıyor.

C. Diğer sermaye piyasası araçları

Kanun koyucu, menkul kıymet ve türev araç dışındaki ama Kurulca bu kapsamda kabul edilen araçları da ayrı bir başlıkta toplar. Yatırım fonu katılma payları, gayrimenkul sertifikaları ve kira sertifikaları bunun örnekleridir.

Ortaklık / alacak → menkul kıymet
Dayanak varlık / endeks / fiyat riski → türev
İkisine girmeyen ama Kurulca kapsanan → diğer araçlar

4. Kaydi sistem: Kâğıt yok, kayıt var

Kaydi sistemi akılda tutmanın en kolay yolu şu cümledir:

Senet yerine kayıt geçmiştir.

Kaydi sistemde sermaye piyasası araçları ve bunlara ilişkin haklar, Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından elektronik ortamda tutulur. Fiziki teslim yoktur; hakların doğumu, devri ve izlenmesi kayıt üzerinden yürür. Hak sahipleri kural olarak isim bazında hesaplarda izlenir; ancak SPK bazı durumlarda toplu izlemeye de izin verebilir.

Merkezi Kayıt Kuruluşu(MKK) rolü

MKK özel hukuk tüzel kişiliğine sahip, anonim ortaklık şeklinde örgütlenmiş ve kamu hizmeti yürüten bir kuruluştur. İhraççılar, aracı kuruluşlar ve hak sahipleri itibarıyla kayıt tutar; kayıtların tutarlılığını kontrol eder. Ayrıca MKK dışındaki temlik, rehin ve benzeri işlemlerin üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesinde bildirim tarihi önem taşır.

Hukuki nitelik

Burada en önemli sınav ayrımı şudur:

Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtları kural olarak kurucu değil, açıklayıcıdır.
Yani her kayıt tapu sicili gibi “mutlak kurucu etki” doğurmaz. Ancak üçüncü kişilere karşı ileri sürme bakımından MKK’ya yapılan kayıt tarihinin esas alınması önemli bir istisnadır.

Örnek Soru
A kişisi, bir sermaye piyasası aracını MKK dışında devretmiş ancak bu durumu MKK’ya geç bildirmiştir. B kişisi ise bu süreçte MKK nezdindeki mevcut kayıt tarihine dayanarak işlem yapmıştır.

Bu durumda, devir işleminin üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi bakımından hangi an esas alınır?

* A) Senedin ciro ve teslim edildiği tarih
* B) Noter huzurunda yapılan devir sözleşmesi tarihi
* C) MKK’ya yapılan bildirim tarihi
* D) Şirket pay defterine kayıt tarihi
* E) İşlemin borsada tescil edildiği an
Cevabı ve Açıklamayı Gör
Doğru Cevap: C

Açıklama: Kayden izlenen sermaye piyasası araçlarında mülkiyetin devri MKK dışında gerçekleşse bile, bu devrin üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için MKK’ya bildirim yapılması şarttır. Bu, açıklayıcı sistemin mevzuattaki özel istisnasıdır.


5. Sermaye piyasası araçlarını konu alan teminatlar: Basit rehin sanma

Bu bölüm ilk bakışta teknik görünür; ama mantığı anlaşılınca kolaylaşır.

Kanun teminatları tek bir tipte değil, dört farklı görünümde ele alır. Bunlar arasında özellikle md. 47 kapsamındaki teminat sözleşmeleri ile md. 31/B’deki teminat yöneticisi sistemi çok önemlidir.

A. Md. 47 kapsamı

Md. 47, esas olarak kayden izlenen sermaye piyasası araçlarını konu alan teminat sözleşmelerini düzenler. Tarafların kim olduğu veya altta yatan ilişkinin sermaye piyasası işlemi olup olmadığı belirleyici değildir; önemli olan teminat konusu varlığın kayden izlenen bir sermaye piyasası aracı olmasıdır. Buna karşılık kambiyo senetleri, nakit veya sırf alacak hakları bu kapsamda değildir.

B. Şekil ve tür

Bu teminat sözleşmeleri yazılı şekilde yapılır; yazılı şekil geçerlilik şartıdır. Teminat konusu sermaye piyasası aracının mülkiyeti ya teminat alana geçebilir ya da teminat verende kalabilir. Sözleşmede hüküm yoksa mülkiyetin teminat alana geçtiği kabul edilmez.

C. Resen satış yetkisi

Temerrüt halinde teminat alan, belirli şartlarla teminatı resen paraya çevirebilir veya alacağa mahsup edebilir. Burada dikkat: bu yetki çoğu durumda klasik icra prosedürlerinden daha hızlı işler; ayrıca alacağı aşan kısım teminat verene iade edilir.

D. Teminat yöneticisi

Md. 31/B’de teminat yöneticisi sistemi düzenlenir. Teminat yöneticisi, yatırımcıların alacağını güvence altına almak için teminata konu varlıkları yönetir; gerektiğinde paraya çevirir; elde edilen tutarı yatırımcılar arasında paylaştırır; artanı teminat verene iade eder. Bu varlıklar teminat yöneticisinin kendi malvarlığından ayrıdır; haczedilemez, rehnedilemez, iflas masasına dahil edilemez. Bu koruma, yatırımcı güvenliği bakımından çok önemlidir.

Teminat yöneticisi = emanetçi değil, yatırımcı lehine aktif koruyucu yönetici

6. İhraç ve halka arz: Asıl finansman köprüsü burada kurulur

İhraç, sermaye piyasası araçlarının ihraççılar tarafından çıkarılıp satılmasıdır. Bu satış halka arz edilerek de olabilir, halka arz edilmeksizin de olabilir. Asıl ayrım, kime hitap edildiğidir:

  • Halka arz edilerek ihraç → belirsiz kitleye genel çağrı
  • Halka arz edilmeksizin ihraç → belirli kitleye satış

Bunu unutma. Çünkü sınav bazen “satış var mı yok mu?” diye değil, “muhatap kitlesi belirli mi belirsiz mi?” diye düşündürür.

Yatırımcı korunmasının kalbi: kamuyu aydınlatma

Sermaye piyasasında yatırımcı çoğu zaman ihraççı kadar bilgi sahibi değildir. Bu nedenle yatırımcı korumasının ana yöntemi, yatırımcıyı tam, zamanında ve doğru bilgilendirmektir. Bu ilke, bütün ihraç rejiminin temelidir.

İzahname mi, ihraç belgesi mi?

  • Halka arz ediliyorsa esas belge izahname
  • Halka arz edilmeksizin ihraç yapılıyorsa esas belge ihraç belgesidir.

İzahname daha geniş kapsamlıdır; yatırımcının bilinçli değerlendirme yapabilmesi için ihraççı, varsa garantör, araç, haklar ve riskler hakkında gerekli bilgileri içerir. Kitle fonlaması ise özel bir rejime tabidir; izahname veya ihraç belgesi yükümlülüğü aranmaz.

Finansal raporlar ve bağımsız denetim

İhraççılar finansal raporlarını Türkiye Muhasebe Standartları çerçevesinde hazırlamak zorundadır. Bu raporların güvenilirliğinin yatırımcı nezdinde anlamlı hale gelmesi için bağımsız denetim sistemi devreye girer. Bağımsız denetim, kamuyu aydınlatmanın teknik omurgasıdır; çünkü yatırımcıya, açıklanan finansal bilgilerin gerçeği doğru ve dürüst yansıtıp yansıtmadığı konusunda profesyonel bir güven katmanı sağlar.


7. Kamuyu aydınlatma belgelerinden doğan sorumluluk: “Yanlış bilgi varsa kim öder?”

Bu başlık sınavda çok sorulur.

İzahnameden doğan zarar için temel şart, zararın yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgiden kaynaklanmasıdır. Öncelikle ihraççı sorumludur. Zarar ihraççıdan karşılanamıyorsa ya da karşılanamayacağı açıksa; halka arz edenler, lider aracı kurum, varsa garantör ve yönetim kurulu üyeleri kusurları ölçüsünde sorumlu olabilir. Ayrıca bağımsız denetim, derecelendirme ve değerleme raporlarını hazırlayanlar da kendi raporlarındaki yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgilerden sorumludur.

SPK onayı = doğruluk garantisi değildir.

Kurulun onayı, belgenin tutarlı, anlaşılabilir ve standartlara göre eksiksiz görünmesiyle ilgilidir; o bilginin gerçekliğini SPK tekeffül etmez. Bu nedenle onay, yatırım tavsiyesi ya da doğruluk garantisi olarak yorumlanamaz.

Bir başka önemli nokta da şudur: belirli şartlar varsa, kamuyu aydınlatma belgesi ile zarar arasındaki illiyet bağı kurulmuş sayılır. Yani yatırımcının zarar ile yanlış bilgi arasındaki bağı ispat yükü belirli ölçüde kolaylaştırılmıştır. Buna karşılık; yatırım kararı belgeye dayanmıyorsa, yanlışlık bilinerek işlem yapılmışsa veya düzeltme önceden ilan edilmişse tazmin talebi reddedilebilir.

Örnek Soru

Aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) SPK’nın izahnameyi onaylaması, içerikteki bilgilerin doğruluğunu garanti eder.
B) İzahnamedeki yanlış bilgiden her durumda sadece aracı kurum sorumludur.
C) İzahname onayı yatırım tavsiyesi niteliğindedir.
D) Yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgi nedeniyle doğan zararda öncelikle ihraççı sorumludur.
E) İzahnamedeki özet bölüm her koşulda tek başına tam hukuki sorumluluk doğurur.

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: D**

A ve C yanlış: SPK onayı, izahnamedeki bilgilerin doğru olduğunun garantisi veya bir yatırım tavsiyesi değildir. Onay, sadece belgenin kanuni standartlara uygun olduğunu gösterir.

B yanlış: İzahnamedeki yanlış bilgilerden ihraççı, halka arz edenler, lider aracı kurum ve yönetim kurulu üyeleri belirli şartlar dahilinde sorumludur; sorumluluk tek bir kuruma indirgenemez.

E yanlış: Özet bölümü kural olarak tek başına bir sorumluluk doğurmaz; ancak izahnamenin diğer kısımlarıyla birlikte okunduğunda yanıltıcı olması halinde sorumluluk gündeme gelir.

Doğru olan D şıkkıdır; yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgiden kaynaklanan zararlarda asıl ve öncelikli sorumlu ihraççıdır.


8. Payların ihracı ve borçlanma araçları: sınavda çok gelen bölüm

A. Payların ihracı

Pay ihracında temel ilke şudur:

Bedel tam ve nakden ödenir.

Bu ilkenin amacı güven, açıklık ve sermayenin gerçeğe uygun oluşumudur. Ancak birleşme, bölünme, hisse değişimi ve benzeri yeniden yapılandırma işlemlerinde Kurul bazı istisnalar belirleyebilir. Ayrıca payların piyasa fiyatı veya defter değeri nominal değerin üzerindeyse primli satış söz konusu olabilir; tersine, belirli şartlarla nominal değerin altında ihraç izni de verilebilir.

Pay ihracı = tam ve nakden ödeme, istisna varsa Kurul belirler.

B. Borçlanma araçları

Borçlanma aracı ihraçlarında Kurulca belirlenecek limit sistemi vardır. Ayrıca yönetim kuruluna esas sözleşmeyle bu konuda yetki devri yapılabilir. Borçlanma araçlarının geri ödenmemesi hâlinde hak sahiplerinin korunması için “borçlanma aracı sahipleri kurulu” sistemi öngörülmüştür.

C. Borçlanma aracı sahipleri kurulu

İhraççının tedavülde bulunan borçlanma araçlarının sahipleri bu kurulu oluşturur; her tertip ayrıca kurul oluşturabilir. Toplantıya çağrı ve karar alma esaslarının izahname ve/veya ihraç belgesinde gösterilmesi zorunludur. Kural olarak karar için asgari yarıyı temsil eden nominal tutarın olumlu oyu gerekir; daha ağır nisap ayrıca öngörülebilir. Alınan kararlar, karşı oy veren sahipler bakımından da hüküm doğurabilir. Temsilci atanabilir. Temerrüt sonrası belirli şartlarla takipler durabilir ve borçlar ifa edilince düşer. Bu sistemin özü, dağınık yatırımcı kitlesini ortak bir koruma mekanizması altında toplamaktır.


9. İhraççı, halka arz eden, halka açık ortaklık: Üç kavramı karıştırma

İhraççı

Sermaye piyasası araçlarını ihraç eden, ihraç etmek üzere Kurul’a başvuran veya araçları halka arz edilen tüzel kişiler ile Kanuna tabi yatırım fonlarıdır. Bir anonim şirket, halka arz için Kurul’a başvurduğu anda ihraççı sıfatını kazanabilir.

Halka arz eden

Sahip olduğu sermaye piyasası araçlarını halka arz etmek üzere Kurul’a başvuran gerçek veya tüzel kişidir. Yani ihraççı ile halka arz eden her zaman aynı kişi olmak zorunda değildir.

Halka açık anonim ortaklık

Payları halka arz edilmiş veya halka arz edilmiş sayılan anonim ortaklıktır. Burada anahtar kelime paydır. İhraççı kavramı tüm sermaye piyasası araçlarını kapsarken, halka açık ortaklık kavramı özellikle pay ekseninde kurulur.

Kayıtlı sermaye sistemi

Bu sistem, esas sermaye sisteminin alternatifi olarak anonim ortaklığa, esas sözleşmede yer alan kayıtlı sermaye tavanına kadar yönetim kurulu kararıyla sermaye artırma esnekliği verir. Böylece her artırım için klasik genel kurul prosedürü işletilmeden daha çevik bir model kurulmuş olur. Halka açık ortaklıklar ve halka açılmak üzere SPK’ya başvuran ortaklıklar bu sisteme Kurul izniyle geçebilir. Çıkarılmış sermaye ile kayıtlı sermaye ayrımı da burada önemlidir.

İhraççı = aracı çıkaran
Halka arz eden = elindeki aracı halka satan
Halka açık ortaklık = payları halka arz edilmiş / sayılan anonim ortaklık

Bölüm sonu tekrarı

6362 sayılı SPKn’yu bu parçada doğru anlamak için şunu unutma:
Bu Kanun sadece “yasaklar ve kurallar kitabı” değildir.
Asıl işlevi:
modern şirketler hukukuna uyum sağlamak,
AB tipi yatırımcı korumasını güçlendirmek,
piyasaya uygun araç, ihraç ve açıklama rejimi kurmaktır.
Bu sistemin merkezinde dört ana sütun vardır:
– Araç
– Kayıt ve güven
– İhraç ve kamuyu aydınlatma
– Sorumluluk ve yatırımcı korunması

Hızlı tekrar soruları

Hızlı Tekrar & Kritik Başlıklar
6362 sayılı SPKn’nun hazırlanmasında üç ana itici güç nedir?
**Cevap: TTK değişimi, AB uyumu ve piyasa ihtiyaçları.**

Yeni Türk Ticaret Kanunu ile uyum sağlama zorunluluğu, Avrupa Birliği müktesebatına yaklaşma çabası ve modern finans piyasalarının getirdiği yeni ihtiyaçlar bu kanunun temel hazırlık nedenleridir.

TCMB tamamen SPKn dışında mıdır?
**Cevap: Kural olarak evet; ama md. 47 istisnası unutulmamalıdır.**

Merkez Bankası işlemleri genel olarak kanun kapsamı dışındadır ancak sermaye piyasası araçlarını konu alan teminat sözleşmelerine ilişkin madde 47 hükümleri TCMB için de geçerlidir.

Varant menkul kıymet midir?
**Cevap: Hayır, türev araç mantığında değerlendirilir.**

Varantlar, yatırımcıya belirli bir dayanak varlığı önceden belirlenen fiyattan alma veya satma hakkı veren araçlar olarak türev ürün kategorisine girer.

Kaydi sistemde ana mantık nedir?
**Cevap: Senet yerine elektronik kayıt.**

Hisse senetleri veya tahvillerin fiziki olarak basılması yerine, bu araçlara ilişkin hakların MKK nezdinde elektronik ortamda tutulması ve izlenmesidir.

Halka arzda temel kamuyu aydınlatma belgesi nedir?
**Cevap: İzahname.**

İhraççının ve ihraç edilecek araçların tüm detaylarını içeren, yatırımcının yatırım kararını vermesini sağlayan en kapsamlı bilgilendirme belgesidir.

SPK onayı doğruluk garantisi midir?
**Cevap: Hayır.**

Kurul onayı, belgenin mevzuattaki standartlara ve tutarlılığa uygun olduğunu gösterir; ancak bilgilerin gerçekliğine dair bir devlet garantisi veya yatırım tavsiyesi anlamına gelmez.

Pay ihracında temel ödeme ilkesi nedir?
**Cevap: Tam ve nakden ödeme.**

Sermaye artırımlarında pay bedellerinin herhangi bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde tam olarak ve nakit para ile ödenmesi temel kuraldır.

Borçlanma aracı sahipleri kurulu ne işe yarar?
**Cevap: Borçlanma aracı sahiplerinin kolektif korunmasını sağlar.**

Ayrı ayrı hareket eden tahvil sahipleri gibi alacaklıları bir araya getirerek ihraççı karşısında toplu bir irade ve koruma mekanizması oluşturur.

Sermaye Piyasası Faaliyetleri

Bu bölümü nasıl okuyacaksın?

Bu kısım ilk bakışta dağınık görünür. Çünkü içinde çok farklı başlık var: yatırım hizmetleri, yan hizmetler, kitle fonlama, kripto varlık hizmet sağlayıcıları, yatırım kuruluşları, kolektif yatırım kuruluşları, borsalar, finansal altyapı kuruluşları ve Yatırımcı Tazmin Merkezi.

Ama aslında tek bir ana mantık var:

Kanun önce “faaliyet nedir?” sorusunu sorar; sonra “bu faaliyeti kim yapabilir?” sorusuna geçer; en son da “yatırımcı bozulma halinde nasıl korunur?” sorusunu cevaplar.

Bu yüzden bu bölümü üç katmanda öğren:

  1. Faaliyet rejimi
  2. Kurum rejimi
  3. Koruma ve tazmin rejimi

Bu ayrımı kurarsan konu dağılmaz.


I. Faaliyet rejimi: Kurum bazlı değil, faaliyet bazlı sistem

6362 sayılı SPKn’nun burada yaptığı temel değişiklik, eski anlayıştan kopup kurum bazlı düzenleme yerine faaliyet bazlı düzenleme benimsemesidir. Yani soru artık “hangi kurum önemlidir?” değil; daha çok “hangi faaliyet hangi rejime tabidir ve kim tarafından yapılabilir?” şeklinde kurulur. Bu değişim AB yaklaşımı ve kriz sonrası küresel düzenleme anlayışıyla uyumludur.

Bunu sınav için şöyle kodla:
Eski refleks: kurumdan faaliyete git
Yeni refleks: faaliyetten yetkili kuruma git

Bu çok önemli. Çünkü seçeneklerde sana önce banka, aracı kurum, portföy yönetim şirketi verilir; ama doğru çözüm çoğu zaman önce yapılan işin niteliğini ayırmaktan geçer.


Sermaye piyasası faaliyetleri üç ana kümeye ayrılır

Kanunun mantığına göre üçlü ayrım vardır:

  • sermaye piyasası kurumlarının SPKn kapsamındaki faaliyetleri
  • yatırım hizmet ve faaliyetleri
  • yan hizmetler

Bu üçlü yapı, bölümün omurgasıdır.
Karışıklığın ana sebebi de burada başlar: herkes yatırım hizmeti ile yan hizmeti aynı zanneder.


II. Yatırım hizmet ve faaliyetleri: Çekirdek alan

6362 sayılı SPKn md. 37’ye göre yatırım hizmet ve faaliyetleri arasında emir iletimi, işlem aracılığı, portföy aracılığı, portföy yöneticiliği, yatırım danışmanlığı, halka arzda yüklenimli veya yüklenimsiz aracılık, çok taraflı işlem sistemlerinin işletilmesi, müşteri adına saklama ve portföy saklama ile Kurulca belirlenecek diğer faaliyetler yer alır.

Ama bunları tek tek ezberlemek yerine mantığını kur:

1. Emir akışıyla ilgili faaliyetler

Burada müşteri piyasaya kendi başına doğrudan gitmez; bir yapı üzerinden gider.

  • emrin alınması ve iletilmesi
  • emrin müşteri adına gerçekleştirilmesi
  • kendi hesabından alım satım yapılması

Bunlar piyasa erişimi ve işlem icrası boyutudur.
Sınavda bunlar en çok birbirine karıştırılır.

2. Yönetim ve yönlendirme faaliyetleri

  • portföy yöneticiliği
  • yatırım danışmanlığı

İkisi aynı şey değildir.

Portföy yöneticiliği: senin adına fiilen portföy yönetimi
Yatırım danışmanlığı: karar sürecine profesyonel öneri sunma

Birinde işlem iradesinin kullanımı ağırlıklıdır, diğerinde tavsiye boyutu ağır basar.

3. İhraçla bağlantılı faaliyetler

  • yüklenimli aracılık
  • yüklenimsiz aracılık

Burada da kritik ayrım, aracı kuruluşun satış riskini üstlenip üstlenmemesidir.

4. Piyasa organizasyonu ve saklama

  • çok taraflı işlem sistemlerinin işletilmesi
  • müşteri adına saklama ve portföy saklama

Burada artık yalnızca “al-sat” değil, piyasanın teknik altyapısı ve müşteri varlığının korunması gündemdedir.


En kritik ayrım: Yatırım hizmeti nedir, ne değildir?

Kanun özellikle şunu açıkça ayırıyor:

Kitle fonlaması ve buna bağlı işlemler yatırım hizmeti değildir.

Bu çok sınavlık noktadır. Çünkü öğrenci “halktan para toplanıyor, o zaman yatırım hizmeti olmalı” diye düşünür. Hayır. Ekonomik olarak benzer görünen her şey hukuken yatırım hizmeti sayılmaz.


III. Yan hizmetler: Çekirdeğin çevresindeki destek halkası

SPKn md. 38’e göre sermaye piyasalarıyla ilgili danışmanlık, kredi veya ödünç verilmesi, döviz hizmetleri, yatırım araştırması ve finansal analiz, yüklenim yürütme hizmetleri, finansman aracılığı, servet yönetimi ve finansal planlama gibi alanlar yan hizmet kapsamına girer.

Burada iki altın kural var:

Kural 1

Yan hizmet için ayrıca ayrı bir izin zorunlu değildir.

Kural 2

Sadece yan hizmet sunmak amacıyla yatırım kuruluşu kurulamaz.

Bu iki kural birlikte düşünülmeli. Çünkü öğrenci genelde ilkini görür, ikinciyi kaçırır.

Yani:

  • “Yan hizmet sunmak için ek yetki gerekmeyebilir” doğru.
  • “O zaman sırf yan hizmet yapmak için ayrı yapı kurulur” yanlış.

Bu nokta tam sınav tuzağıdır.


Yatırım hizmeti – yan hizmet farkını mantıkla ayır

Şöyle düşün:

  • Eğer faaliyet, sermaye piyasası işleminin çekirdeğine dokunuyorsa, çoğu zaman yatırım hizmetidir.
  • Eğer faaliyet, bu çekirdeğin etrafındaki destekleyici alan ise, çoğu zaman yan hizmettir.

Mesela:

  • emir iletimi → çekirdek
  • yatırım araştırması → destek alan
  • portföy saklama → çekirdek/temel rejim
  • finansal planlama → yan hizmet

Bu ayrımı oturtursan şıkları daha hızlı çözersin.


IV. Kitle fonlama

Kitle fonlama, bir projenin veya girişim şirketinin ihtiyaç duyduğu fonun, Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde, kitle fonlama platformları aracılığıyla halktan toplanmasıdır. Ancak bu faaliyet, yatırımcı tazmin hükümlerine tabi değildir. Platformlar elektronik ortamda hizmet verir. Kitle fonlaması ortaklığa veya borçlanmaya dayalı şekilde yapılandırılabilir.

Burada peş peşe çok önemli sınav ayrımları var:

  • kitle fonlama yatırım hizmeti değildir
  • kitle fonlama yan hizmet değildir
  • kitle fonlama platformları ihraççı değildir
  • kitle fonlama platformları halka açık ortaklık değildir
  • kitle fonlamasında izahname veya ihraç belgesi yükümlülüğü yoktur
  • platformlar, borsa / piyasa işleticisi / teşkilatlanmış diğer pazar yeri rejimine tabi değildir

Bunların hepsi aynı çekirdeğe bağlanır:

Kanun, kitle fonlamayı sermaye piyasasıyla temaslı ama klasik sermaye piyasası kurum rejiminin dışında, özel bir alan olarak kuruyor.

Bence bu başlığı şöyle ezberlemek en doğru yol:

Kitle fonlama = var, ama klasik yatırım hizmeti değil
Platform = düzenlenmiş, ama ihraççı değil
Bilgilendirme var, ama izahname rejimi yok

Ayrıca kitle fonlaması bilgi formunu imzalayanlar, yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgilerden doğan zararlardan müteselsilen sorumludur. Yani klasik izahname rejimi yok diye sorumluluk da yok sanılmamalıdır.


V. Kripto varlık hizmet sağlayıcıları

Bu kısım modern mevzuat boyutu taşıdığı için özellikle önemlidir. 7518 sayılı Kanun ile kripto varlık hizmet sağlayıcıları SPKn kapsamına alınmış; alım satım, takas, transfer, saklama ve özel anahtarların yönetimine ilişkin faaliyetler Kurulun düzenleme ve denetim alanına girmiştir.

Burada beş temel kavram var:

  • cüzdan
  • kripto varlık
  • kripto varlık hizmet sağlayıcı
  • kripto varlık saklama hizmeti
  • platform

Sınav bunu bazen tanım sorusu gibi sorar, bazen de “hangisi hangisini kapsar” diye dolaylı kurar.

Kripto rejiminde en önemli esaslar

  • Kuruldan izin zorunludur.
  • Faaliyet alanı Kurulca belirlenir.
  • Pay devirleri Kurul iznine tabidir.
  • Bilgi sistemleri ve teknolojik altyapı kritik önemdedir.
  • TÜBİTAK kriterlerine uygunluk aranabilir.
  • Sermaye piyasası araçlarının kripto varlık olarak ihracı ve elektronik ortamda kayden izlenmesi yönünde esaslar belirlenebilir.
  • Gerekirse MKK ile entegrasyon zorunlu tutulabilir.

Bu başlıkta öğrencilerin sık yaptığı hata şudur:
“Kripto varlık alanı tamamen SPKn dışıdır.”
Bu artık yanlıştır. Tam tersine, metin açık biçimde bu alanı Kurulun düzenleme ve denetimine bağlamaktadır.

VI. Sermaye piyasası faaliyetlerini kim yürütür?

Burada kritik soru şu:
Her sermaye piyasası işlemini herkes yapabilir mi?
Hayır.

Yatırım hizmet ve faaliyetlerinin düzenli, ticari veya mesleki faaliyet olarak yürütülmesi için Kuruldan izin alınması zorunludur. İzinsiz faaliyet tespiti halinde suç duyurusu gündeme gelebilir.

Kural olarak bu faaliyetler yatırım kuruluşları tarafından yürütülür. Yatırım kuruluşu kavramı; aracı kurumları, bankaları ve yatırım hizmeti/faaliyeti yürütmek üzere esasları Kurulca belirlenen diğer sermaye piyasası kurumlarını kapsar.

Ama burada bir istisna mantığı var

Kanun, yatırım ortaklıkları, portföy yönetim şirketleri ve borsalar bakımından bazı özel alanları saklı tutar. Yani her şeyin tek elde toplandığı katı bir sistem yoktur; ama temel kural yine de yatırım hizmetlerinin yetkili kuruluşlar eliyle yapılmasıdır.


Bankalar ne yapabilir?

Bankalar;

  • emir alma ve iletme
  • müşteri adına işlem gerçekleştirme
  • kendi hesabına alım satım
  • müşteri adına saklama ve yönetim / portföy saklama
  • Kurulca belirlenecek diğer faaliyetler
    alanında faaliyet gösterebilir.

Yatırım ve kalkınma bankaları ise bunlara ek olarak:

  • portföy yöneticiliği
  • yatırım danışmanlığı
  • halka arzda yüklenimli aracılık
  • halka arzda yüklenimsiz aracılık
    faaliyetlerini de yürütebilir.

Buradaki sınav ayrımı çok önemlidir:
Her banka yatırım ve kalkınma bankası gibi davranamaz.
Özellikle halka arz aracılığı ve portföy yönetimi bakımından yatırım ve kalkınma bankaları ek yetkilere sahiptir.

Yetki belgesi ve iptal nedenleri

Kurul, izin verdiği yatırım hizmet ve faaliyetleri için yetki belgesi verir; tek belge birden fazla faaliyeti kapsayabilir. İzinler;

  • açık feragat
  • iki yıl faaliyetsizlik
  • iznin yanlış/yanıltıcı beyanla alınması
  • gerekli şartların kaybedilip süresinde yeniden sağlanamaması
    gibi nedenlerle iptal edilebilir. Faaliyet izinlerinin tamamı iptal edilenlerin unvan ve faaliyet konusu dahil esas sözleşmelerini uyarlamaları gerekir.

VII. Sermaye piyasası kurumları

SPKn md. 35’te sayılan sermaye piyasası kurumları arasında yatırım kuruluşları, kolektif yatırım kuruluşları, bağımsız denetim/değerleme/derecelendirme kuruluşları, portföy yönetim şirketleri, ipotek finansmanı kuruluşları, konut ve varlık finansmanı fonları, varlık kiralama şirketleri, merkezi takas kuruluşları, merkezi saklama kuruluşları, veri depolama kuruluşları ve Kurulca belirlenen diğer sermaye piyasası kurumları yer alır.

Bunları ezberlemek yerine dört klasöre ayır:

1. Yatırım kuruluşları

Yatırım hizmet ve faaliyetlerini yürüten çekirdek profesyoneller.

2. Kolektif yatırım kuruluşları

Tasarrufları havuzlayıp portföy oluşturan kurumsal yatırımcı yapılar.

3. Finansal altyapı kuruluşları

Takas, saklama, veri akışı, kayıt ve piyasa omurgasını sağlayan yapılar.

4. Diğer sermaye piyasası kurumları

Bağımsız denetim, değerleme, derecelendirme gibi destekleyici ama kritik kurumlar.

Bu sınıflama ezber değil, mimari öğrenmedir. Sınavda seçeneklerin çoğu buna göre elenir.


VIII. Kolektif yatırım kuruluşları: Neden varlar?

Bu başlık sadece tanım değil, mantık sorusudur.

Kolektif yatırım kuruluşları halktan toplanan para ile portföy işletir. Bunların temelinde dört ilke vardır:

  • riskin dağıtılması
  • profesyonel yönetim
  • müşterek sermaye
  • malvarlığının korunması

Bu dörtlü, bölümün asıl kalbidir.

Riskin dağıtılması

Tek bir yatırımcının kendi başına sağlayamayacağı çeşitlendirme imkânı sağlar.

Profesyonel yönetim

Piyasa takibi ve portföy kararları uzmanlar eliyle yürütülür.

Müşterek sermaye

Küçük tasarruflar bir havuzda birleşir.

Malvarlığının korunması

Portföy varlığı, yönetenlerin kendi malvarlığından ayrılır. Özellikle yatırım fonlarında bu ilke hayati önemdedir.

Bu dört ilkeyi bilirsen yatırım fonu ve yatırım ortaklığı sorularının çoğu çözülür.


Yatırım ortaklığı – yatırım fonu ayrımı

Yatırım ortaklığı

Anonim ortaklık modeline dayanır. Sabit veya değişken sermayeli olabilir. Pay ihraç eder. Türleri arasında menkul kıymet, gayrimenkul ve girişim sermayesi yatırım ortaklıkları bulunur.

Yatırım fonu

Portföy yönetim şirketleri tarafından, fon iç tüzüğü ile kurulan, tüzel kişiliği olmayan malvarlığıdır. Tasarruf sahiplerinden katılma payı karşılığı para toplanır. Fon malvarlığı; kurucu ve saklama kuruluşunun malvarlığından ayrıdır, kural olarak haczedilemez, rehnedilemez ve iflas masasına dahil edilemez.

Değişken sermayeli yatırım ortaklığı

Fon ile yatırım ortaklığı modelinin karışımı gibi düşünülmelidir. Sermayesi her zaman net aktif değere eşittir; yatırımcı payları ile kurucu payları vardır; yatırımcı payları idari hak vermez.

Yatırım ortaklığı = şirket modeli
Yatırım fonu = malvarlığı modeli
DSYO = şirket görünümünde daha fon benzeri esnek model

IX. Portföy yönetim şirketi ve portföy saklama: Aynı çatı sanma

Portföy yönetim şirketi, ana faaliyet konusu yatırım fonu kurmak ve yönetmek olan anonim ortaklıktır; Kurul izni gerekir. Hizmet verdiği portföylerdeki saklamaya konu varlıklar portföy saklama hizmeti veren kuruluşlarda tutulur.

Portföy saklama hizmeti ise yalnızca “varlığı tutmak” değildir. Aynı zamanda;

  • ihraç ve itfa işlemlerinin uygunluğunu,
  • değer hesaplamalarının doğruluğunu,
  • talimatların mevzuata uygun yerine getirilmesini,
  • işlem bedellerinin zamanında aktarılmasını,
  • gelirlerin doğru kullanılmasını,
  • portföy işlemlerinin mevzuata uygunluğunu
    gözetir.

Burada en önemli sınav noktası:
Portföy yönetim şirketi ile portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş aynı tüzel kişi olamaz.
Ayrıca bağımsız hareket etmek zorundadırlar.

Yani:
yönetim başka, saklama-kontrol başka.
Bu ayrım yatırımcı korumasının omurgasıdır.

X. Finansal altyapı kuruluşları: Piyasanın görünmeyen omurgası

Merkezi takas kuruluşları; borsalarda ve teşkilatlanmış diğer pazar yerlerinde işlem gören araçların teslim, bedel ödeme ve teminat yükümlülüklerini yürütür. Takasbank geçici madde gereği merkezi takas kuruluşu sıfatıyla faaliyet yürütür. Ayrıca merkezi karşı taraf uygulaması ile alıcıya karşı satıcı, satıcıya karşı alıcı rolünü üstlenerek temerrüt riskini azaltan yapı oluşturulabilir.

Burada çok kritik kavram:
Takas kesinliği
Bazı takas ve ödeme işlemleri, belirli tasfiye veya durdurma süreçleri olsa dahi geri alınamaz ve iptal edilemez.

Merkezi saklama kuruluşları ise sermaye piyasası araçlarının merkezi saklanması ve bunlara ilişkin hak kullanımına hizmet eder. Kaydileştirilmiş araçlarda MKK bu rolü üstlenir. MKK ayrıca elektronik platform ve veri bankası fonksiyonları da görebilir; kayıtların yanlış tutulmasından doğan zararlarda kusur oranında sorumluluk vardır.

Veri depolama kuruluşları ise sistemik risk gözetimi ve finansal istikrar amacıyla işlem verilerinin toplanması işlevini görür. Gizlilik yükümlülüğü, bilgi vermeme bahanesi yapılamaz.


XI. Borsalar ve piyasa işleticileri: Aynı şey değiller

Borsa, SPKn’da anonim şirket olarak kurulan; belirli araçların rekabetçi ve güvenli biçimde işlem görmesini sağlayan, emirleri bir araya getiren ve fiyat oluşumunu mümkün kılan sistem ve pazar yerleri olarak tanımlanır. Piyasa işleticisi ise borsayı veya borsanın piyasalarını yöneten/işleten anonim ortaklıktır.

Bu ayrım soru gelir.

  • Borsa = organize piyasa yapısı
  • Piyasa işleticisi = onu yöneten/işleten şirket

Ayrıca:

  • kuruluş izni ile faaliyete geçme izni farklı aşamalardır,
  • borsalar özel hukuk tüzel kişisidir,
  • kotasyon, işlem durdurma, kottan çıkarma ve piyasa gözetimi bakımından önemli yetkilere sahiptirler,
  • borsa ile piyasa işleticisi arasında yapılacak anlaşmalar Kurul onayı olmadan hüküm doğurmaz.

XII. Yatırımcı Tazmin Merkezi: Son güvenlik katmanı

YTM, yatırımcıların korunması amacıyla kurulmuş kamu tüzel kişiliğine sahip yapıdır ve Kurul tarafından idare ve temsil edilir. Kurul, yatırım kuruluşunun nakit ödeme veya sermaye piyasası aracı teslim yükümlülüğünü yerine getiremediğini veya kısa sürede yerine getiremeyeceğini tespit ederse tazmin kararı alabilir. Bunun için mutlaka iflas veya tedrici tasfiye kararı beklenmesi gerekmez.

Bu çok kritik.
Öğrenciler genelde şöyle sanır:
“Önce iflas gerekir, sonra tazmin.”
Hayır. Metin buna daha geniş yaklaşır. Ödeme veya teslim yükümlülüğünün yerine getirilememesi ya da kısa sürede getirilemeyeceğinin tespiti yeterlidir.

Tazminin kapsamı

Tazmin; yatırımcı adına saklanan veya yönetilen nakit ya da sermaye piyasası araçlarına ilişkin teslim/ödeme yükümlülüklerinin yerine getirilmemesinden doğan talepleri kapsar. Eski sisteme göre kapsam daha geniştir; sadece hisse teslimine indirgenmiş değildir.

YTM hakkında bilinmesi gerekenler

  • yatırım kuruluşlarının YTM’ye katılımı zorunludur
  • gelirleri aidatlar, ek aidatlar, belirli idari para cezaları payı ve malvarlığı getirilerinden oluşur
  • YTM malvarlığı özel koruma altındadır; haczedilemez, rehnedilemez, iflas masasına dahil edilemez
  • bazı emanet ve alacaklar belirli süre talep edilmezse YTM’ye emaneten devredilir

Kısa kod:
YTM = yatırımcı için son tampon mekanizma


Öğrenme Testi

Soru 1
6362 sayılı SPKn’nun sermaye piyasası faaliyetlerine yaklaşımı bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi en isabetlidir?

A) Faaliyetlerin yalnızca kurum türlerine göre sınıflandırıldığı sabit bir model benimsenmiştir.
B) Bir kuruluşun yapısına göre hangi işlemleri yapamayacağı esas alınmıştır.
C) Kurum merkezli yapı korunmuş, sadece yan hizmetler yeniden adlandırılmıştır.
D) Faaliyet bazlı anlayış öne çıkarılmış, hangi faaliyeti hangi yapının yürüteceği önem kazanmıştır.
E) Sermaye piyasası faaliyetleri ile yan hizmetler arasındaki hukuki ayrım kaldırılmıştır.

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: D**
Kanun burada kurum bazlı değil, faaliyet bazlı yaklaşımı öne çıkarır. Önemli olan faaliyetin niteliğidir.
Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi yatırım hizmet ve faaliyeti olarak değil, yan hizmet olarak değerlendirilir?

A) Müşteri emrinin alınması ve iletilmesi
B) Sermaye piyasası araçlarının halka arzında yüklenimli aracılık
C) Yatırım araştırması ve finansal analiz yapılması
D) Portföy yöneticiliği
E) Müşteri adına saklama ve portföy saklama

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: C**
Yatırım araştırması ve finansal analiz yan hizmet alanındadır; diğerleri çekirdek yatırım hizmet/faaliyeti eksenindedir.
Soru 3
Kitle fonlamasına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Kitle fonlama platformları elektronik ortamda aracılık eden yapılardır.
B) Kitle fonlaması, yatırımcı tazmin hükümlerine tabi olmaksızın yürütülebilir.
C) Kitle fonlaması işlemleri yatırım hizmeti sayılır.
D) Kitle fonlamasında izahname veya ihraç belgesi rejimi uygulanmayabilir.
E) Bilgi formunu imzalayanlar, yanlış veya eksik bilgi nedeniyle müteselsilen sorumlu olabilir.

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: C**
Kitle fonlaması işlemleri yatırım hizmeti sayılmaz. Mevzuattaki en önemli istisnalardan ve sınav tuzaklarından biridir.
Soru 4
Kripto varlık hizmet sağlayıcıları hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) Kurul izni aranmaksızın faaliyet gösterebilirler; yeter ki özel anahtar saklamasınlar.
B) Pay devirleri bakımından Kurul izni zorunlu değildir; yalnızca kuruluş aşamasında izin gerekir.
C) Faaliyet alanları serbestçe belirlenir; Kurul yalnızca raporlama ister.
D) Bilgi sistemleri ve teknolojik altyapı bakımından belirli uygunluk şartlarına tabi olabilirler.
E) MKK ile entegrasyon hiçbir durumda öngörülemez.

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: D**
Kripto varlık hizmet sağlayıcılarında bilgi sistemleri ve teknolojik altyapı uygunluğu kritik bir şarttır.
Soru 5
Yatırım hizmet ve faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin aşağıdakilerden hangisi en doğru ifadedir?

A) Düzenli ve mesleki icra için izin gerekmez; sonradan bildirim yeterlidir.
B) Kural olarak ancak yatırım kuruluşları tarafından yürütülür; bazı istisnalar saklıdır.
C) Yalnızca aracı kurumlar tarafından yürütülebilir; bankalar kapsam dışındadır.
D) Yan hizmet sunan her kuruluş, otomatik olarak yatırım kuruluşu sayılır.
E) Yatırım hizmeti faaliyeti iki yıl kullanılmasa da yetki belgesi devam eder.

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: B**
Yatırım hizmetleri kural olarak yatırım kuruluşlarınca yürütülür ve Kurul iznine tabidir.
Soru 6
Aşağıdaki faaliyet çiftlerinden hangisi, mevduat bankaları ile yatırım ve kalkınma bankaları arasındaki yetki ayrımını en iyi gösterir?

A) Emir iletimi – müşteri adına saklama
B) Kendi hesabına alım satım – emir gerçekleştirme
C) Yatırım danışmanlığı – halka arzda aracılık
D) Portföy saklama – Kurulca belirlenen diğer faaliyetler
E) Emir iletimi – portföy aracılığı

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: C**
Yatırım danışmanlığı ve halka arz aracılığı, yatırım ve kalkınma bankalarının mevduat bankalarından ayrılan ek yetkilerini temsil eder.
Soru 7
Kolektif yatırım kuruluşlarına hâkim ilkeler arasında aşağıdakilerin hangisi yer almaz?

A) Riskin dağıtılması
B) Profesyonel yönetim
C) Müşterek sermaye ile portföy oluşturulması
D) Malvarlığının korunması
E) Yatırımcılara bireysel yönetim yetkisinin zorunlu olarak verilmesi

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: E**
Kolektif yatırım kuruluşlarında bireysel yönetim yetkisi değil, profesyonel yönetim ilkesi esastır.
Soru 8
Yatırım fonu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Tüzel kişiliğe sahip anonim ortaklık şeklinde kurulur.
B) Yalnızca yatırım ortaklıkları tarafından kurulabilir.
C) Fon malvarlığı, kurucunun borçları için serbestçe rehnedilebilir.
D) Portföy yönetim şirketi tarafından fon içtüzüğü ile kurulan, tüzel kişiliği bulunmayan malvarlığıdır.
E) Katılma payı sahipleri adına saklama yapılması zorunlu değildir.

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: D**
Yatırım fonu, PYŞ tarafından kurulan ve tüzel kişiliği bulunmayan bağımsız bir malvarlığıdır.
Soru 9
Portföy saklama hizmeti bakımından aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A) Saklama kuruluşu ile portföy yönetim şirketi aynı tüzel kişi olabilir.
B) İhraç ve itfa işlemlerinin uygunluğu da saklama hizmetinin denetim alanına girebilir.
C) Alt saklama mümkündür; bu halde sorumluluk tamamen ortadan kalkmaz.
D) Kurul bazı varlıkların merkezi saklama veya merkezi takas kuruluşu nezdinde izlenmesini zorunlu tutabilir.
E) Portföy saklama yükümlülüğü, yalnızca fiili muhafaza ile sınırlı değildir.

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: A**
Bağımsızlık ilkesi gereği saklama kuruluşu ile portföy yönetim şirketi aynı tüzel kişi olamaz.
Soru 10
Merkezi karşı taraf uygulamasına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Takas kuruluşu hiçbir şekilde alıcıya karşı satıcı rolünü üstlenemez.
B) Bu yapı, piyasa katılımcılarının temerrüt riskini azaltma işlevi görebilir.
C) Merkezi karşı taraf uygulaması yalnızca TCMB bünyesindeki piyasalar için öngörülür.
D) Takas işlemleri, tasfiye süreci başladığında daima geri alınabilir.
E) Teminatların ayrıştırılması merkezi karşı taraf bakımından aranmaz.

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: B**
Merkezi karşı taraf uygulaması, takas kurumunun alıcıya karşı satıcı, satıcıya karşı alıcı olmasıyla temerrüt riskini minimize eder.
Soru 11
Borsa ve piyasa işleticisi arasındaki ilişkiye dair aşağıdakilerden hangisi en isabetlidir?

A) Borsa ile piyasa işleticisi aynı kavramdır; kanun ayrıma gitmez.
B) Borsa kamu tüzel kişisi, piyasa işleticisi özel hukuk tüzel kişisidir.
C) Piyasa işleticisi, borsayı veya borsanın piyasalarını yöneten/işleten anonim ortaklıktır.
D) Piyasa işleticisi ancak kurulup faaliyete geçtikten sonra Kurul görüşü alınabilir.
E) Borsaların kotta kalma şartlarını izleme yükümlülüğü yoktur.

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: C**
Piyasa işleticisi, borsayı veya borsaya ait piyasaları işleten şirket modelini ifade eder.
Soru 12
Yatırımcı Tazmin Merkezi bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Tazmin kararı için her durumda önce iflas kararı alınması gerekir.
B) YTM kamu tüzel kişiliğine sahiptir.
C) Tazmin sistemi, yatırım kuruluşunun nakit ödeme veya teslim yükümlülüğünü yerine getirememesi halinde devreye girebilir.
D) YTM’nin malvarlığı özel koruma rejimine tabidir.
E) Yatırım kuruluşlarının YTM’ye katılımı zorunludur.

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: A**
Tazmin kararı için mutlaka iflas kararı beklenmesi şart değildir; yükümlülüklerin yerine getirilemediğinin tespiti yeterli olabilir.

Sermaye Piyasasında Denetim ve Tedbirler

Sermaye Piyasasında Yaptırımlar

Sermaye piyasası hukukunda önce amaç piyasayı çalışır halde tutmaktır.
Bu yüzden sistemin refleksi sırayla şöyledir:

1. Denetim

Kurul piyasada ne olduğunu anlar.

2. Tedbir

Bulduğu hukuka aykırılığı büyümeden durdurur, eski hale döndürmeye çalışır, yatırımcı zararını sınırlar.

3. Yaptırım

Gerekirse idari para cezası verir veya suç varsa savcılığa başvurur.

Bu yüzden bu bölümü çalışırken maddeleri birbirinden kopuk değil, bir olayın hayat döngüsü gibi düşün:

  • bir sorun çıktı
  • Kurul fark etti
  • belge istedi
  • inceleme yaptı
  • geçici önlem aldı
  • sonra gerekiyorsa dava açtı / faaliyet durdurdu / lisans iptal etti / savcılığa başvurdu

Bunu kurduğun an bölüm hafızada oturur.


I. DENETİM: Kurulun piyasayı görme yetkisi

Denetimin amacı ne?

Sermaye Piyasası Kurulu, Kanunla verilen görev ve yetkilerini yerine getirebilmek için:

  • SPKn hükümlerinin uygulanmasını,
  • diğer kanunların sermaye piyasasıyla ilgili hükümlerinin uygulanmasını,
  • her türlü sermaye piyasası faaliyet ve işlemini

denetlemeye yetkilidir.

Burada çok kritik nokta şu:
Denetim sadece SPKn maddelerine bakmak değildir.
Piyasayla ilgili diğer kanun hükümlerinin uygulanması da denetime dahildir. Yani Kurulun bakışı dar değil, işlevseldir.

Kurulun denetimi için şu kısa formülü kullan:
“Kanun + ilgili diğer hükümler + tüm faaliyet/işlem”
Bu üçlü gelirse soruyu büyük ölçüde çözersin.

Denetim nasıl yapılır?

Kurulca görevlendirilenler;

  • defterleri,
  • belgeleri,
  • elektronik kayıtları,
  • bilgi sistemlerini,
  • sair bilgi içeren vasıtaları

inceleyebilir; erişim isteyebilir; örnek alabilir; yazılı veya sözlü bilgi alabilir; tutanak düzenleyebilir. Vergiyle ilgili kayıtlar da buna dahildir.

Bu düzenleme bize şunu gösterir:
Denetim kâğıt üstünde sınırlı bir inceleme değildir.
Dijital kayıtlar, bilgi sistemleri ve elektronik ortam da denetim kapsamındadır.

Sınavda bazen çok basit ama kritik bir çeldirici gelir:
“SPK sadece fiziki defterleri inceler.”
Bu yanlıştır.

Denetimde gizlilik ve sır saklama neden önemli?

Denetimin etkili olabilmesi için, inceleme yapıldığının ve hangi belgelerin istendiğinin üçüncü kişilere sızmaması gerekir. Bu yüzden inceleme ve denetim kapsamında bilgi-belge talep edilen kişiler, bunun varlığını ve niteliğini sır olarak saklamakla yükümlüdür. Aksi durumda cezai sonuç doğabilir.

Buradaki mantık şu:

Bir manipülasyon, usulsüz ihraç ya da örtülü yapı araştırılırken, soruşturma bilgisi dışarı sızarsa:

  • delil karartılabilir,
  • mal kaçırılabilir,
  • kayıtlar değiştirilebilir,
  • yatırımcı zararı büyüyebilir.

Yani sır saklama kuralı, “bürokratik formalite” değil, denetimin çalışmasını sağlayan koruma kalkanıdır.


Denetimde “gizlilik” bahanesi ileri sürülebilir mi?

Hayır.
Kendilerinden bilgi istenen kişiler, SPKn veya özel kanunlardaki gizlilik ve sır saklama hükümlerini ileri sürerek bilgi vermekten kaçınamazlar. Ayrıca tutanakları imzalamakla da yükümlüdürler. Bilgi ve belge vermemek veya görevin yapılmasını engellemek ayrıca suçtur.

Burada iki kuralı birlikte öğren:

Dışarıya karşı susmak zorundasın
Kurula karşı susamazsın
Bunu bir kez oturtursan konu bir daha karışmaz.


Hatırlatma

Cevaba bakmadan söyle:

Denetim sırasında üçüncü kişilere açıklama yapılmaması gerekirken, aynı bilgi neden Kurula verilmek zorundadır?

Doğru düşünce şu olmalı:
çünkü biri denetimi bozar, diğeri denetimin işlemesini sağlar.
Bu farkı anlarsan “sır saklama” ile “bilgi verme yükümlülüğü”nü karıştırmazsın.


II. TEDBİR: Kurulun ilk refleksi ceza değil, piyasayı korumaktır

Şimdi zincirin ikinci halkasına geldik.

Kurul, piyasada hukuka aykırılık gördüğünde doğrudan sadece ceza mantığıyla hareket etmez. Öncelik, mümkünse bozulmayı durdurmak, eski hale döndürmek, yatırımcı kaybını azaltmaktır. Bu nedenle Kanunda çok sayıda tedbir düzenlenmiştir.

Bunu şöyle öğren:

Tedbirlerin ana felsefesi

  1. Aykırılığı tespit et
  2. Sonucu durdur
  3. Mümkünse eski hale getir
  4. Yatırımcıyı koru
  5. Gerekirse tasfiye / iflas / yargı aşamasına geç

Bu sistematiği kurmadan tedbir maddeleri ezberlenmez.


A. Kanuna aykırı ihraç halinde tedbirler

Burada anahtar kavram halka arz değil, daha geniş olan ihraçtır. Kanun özellikle “ihraç” kavramını kullanır; bu hem halka arz edilerek hem halka arz edilmeksizin satışları kapsar.

Kurul, Kanuna aykırı ihraç yapıldığını veya buna teşebbüs edildiğini tespit ederse:

  • gerekli her türlü tedbiri alabilir,
  • ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz isteyebilir,
  • satılan kısmın karşılığının korunmasına yönelebilir.

Ama burada en önemli yenilik şudur:

Toplanan paranın iadesi için özel prosedür

Kurul, kanuna aykırı ihraç yapan kişiden bu eylemin sonuçlarını ortadan kaldırmasını ve hak sahiplerine nakit veya diğer varlıkları iade etmesini isteyebilir. Sonra:

  • toplanan kişiler ve tutarlar ilan edilir,
  • itiraz süreci işler,
  • liste kesinleşirse iade yapılır,
  • sonuç tamamen giderilmezse Kurul bir yıl içinde dava açabilir.

Aykırı ihraç = önce iade, olmazsa dava

B. İzahnameye aykırılık halinde tedbirler

İzahnamede yatırımcıyı etkileyen taahhüt ve açıklamalar vardır. Bunlara aykırı davranılırsa veya taahhütler makul sürede yerine getirilmezse Kurul:

  • aykırılığın giderilmesini isteyebilir,
  • belge ve açıklama talep edebilir,
  • ihraçtan elde edilen nakit veya diğer varlıkların kullanımını engellemeye yönelik ihtiyati tedbir/haciz isteyebilir,
  • gerektiğinde dava açabilir.

Burada kritik olan şu:

Kurul yalnızca “yanlış bilgi var mı?” diye bakmaz; “ihraçtan elde edilen para izahnameye uygun kullanıldı mı?” diye de bakar.

Yani bu kısım, kamuyu aydınlatmanın yaşayan kısmıdır.

İzahnameyi “yatırımcıya verilmiş yol haritası” gibi düşün.
O yol haritasından izinsiz sapılırsa Kurul müdahale eder.

C. İhraççıların hukuka aykırı ve malvarlığını azaltıcı işlemleri

Eğer ihraççının hukuka aykırı işlemleri sermayesini veya malvarlığını azaltıyorsa, Kurulun eli daha da güçlenir. Kurul:

  • aykırılığın giderilmesini isteyebilir,
  • dava açabilir,
  • gerekli şartlarda imza yetkisini kaldırabilir,
  • yöneticileri görevden alabilir,
  • ilk genel kurula kadar yenilerini atayabilir.

Burada önemli olan şu:

Bu alan sadece “örtülü kazanç aktarımı” ile sınırlı değildir.
Örtülü kazanç aktarımı bunun bir parçasıdır; ama malvarlığını azaltıcı her işlem yalnızca örtülü kazanç aktarımı sayılmaz.

Sınavda en çok karışan yer
Malvarlığını azaltıcı işlem daha geniş kümedir.
Örtülü kazanç aktarımı daha özel bir türdür.
Bu ikisini eşitleyen soru kökten yanlıştır.

D. Örtülü kazanç aktarımında tedbirler

Örtülü kazanç aktarımında yukarıdaki genel tedbirlere ek olarak Kurul:

  • denetim sonuçlarının ortaklara duyurulmasını isteyebilir,
  • belirlenen tutarın iadesi için dava açabilir.

Yani burada amaç yalnızca ihlali saptamak değil;
aynı zamanda şirketten veya kolektif yatırım kuruluşundan dışarı sızdırılan değeri geri çevirmektir.

Örtülü kazanç aktarımı = duyuru + iade davası

E. Kayıtlı sermaye sisteminde tedbirler

Kayıtlı sermaye sisteminde bazı kararları genel kurul değil yönetim kurulu alabilir. Normalde yönetim kurulu kararlarına karşı klasik iptal davası rejimi yoktur. Ama kayıtlı sermaye sisteminde Kurul, bu yönetim kurulu kararlarının iptali için dava açabilir ve icranın geri bırakılmasını isteyebilir.

Bu bölüm küçük görünür ama çok sınavlıktır. Çünkü burada normal anonim ortaklık rejiminden farklı bir koruma alanı oluşur.


F. Sermaye piyasası kurumlarının hukuka aykırı faaliyetlerinde tedbirler

Bir sermaye piyasası kurumu mevzuata, Kurul standartlarına, esas sözleşmeye veya fon içtüzüğüne aykırı hareket ederse Kurul:

  • aykırılığın giderilmesini isteyebilir,
  • uygunluğun sağlanmasını talep edebilir,
  • faaliyet kapsamını sınırlayabilir,
  • geçici durdurma kararı verebilir,
  • yetkileri tamamen veya kısmen iptal edebilir,
  • başka tedbirler alabilir.

Ayrıca sorumlu yönetici ve çalışanlar bakımından:

  • lisans iptali,
  • imza yetkisinin sınırlandırılması/kaldırılması,
  • yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması

gibi sonuçlar doğabilir.

Burada tedbirleri üç seviyede öğren:

kurumun faaliyetine müdahale
kişinin yetkisine müdahale
mahkemeye / savcılığa giden yol


G. Mali durum bozulursa ne olur?

Sermaye piyasası kurumunun:

  • sermaye yeterliliğini sağlayamaması,
  • ödeme veya teslim yükümlülüğünü yerine getirememesi,
  • kısa sürede yerine getiremeyecek durumda olması,
  • ya da genel mali yapısının ciddi zayıflaması

halinde Kurul çok daha ağır tedbirlere geçebilir. Bunlar arasında:

  • mali yapıyı güçlendirme istemi,
  • faaliyetlerin durdurulması,
  • yetkinin kaldırılması,
  • yatırımcıları tazmin kararı,
  • lisans/ipza/görevden alma tedbirleri,
  • tedrici tasfiye,
  • iflas istemi
    yer alır.
Bu noktaya kadar sistem şöyle ilerledi:

küçük bozulma → gider
ciddi bozulma → sınırla
yapısal bozulma → tasfiye / iflas / tazmin
Yani tedbirler rastgele değil, artan şiddette koruma basamaklarıdır.


H. İzinsiz sermaye piyasası faaliyeti

Kurul, izinsiz sermaye piyasası faaliyeti tespit ederse:

  • faaliyeti durdurur,
  • sonuçların iptali ve nakit/araçların iadesi için dava açabilir,
  • gerekli yaptırımları uygulatabilir,
  • internet üzerinden yürütülüyorsa içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesine karar verebilir.

Bu çok önemlidir çünkü modern piyasa ihlallerinin çoğu dijital alanda görünür hale gelmiştir.

Aynı yaklaşım, izinsiz kitle fonlama platformları ve bazı yurt dışı kaldıraçlı işlemler için de erişim engeli mantığıyla desteklenmiştir.


I. Kripto varlık hizmet sağlayıcıları bakımından tedbirler

Kripto varlık hizmet sağlayıcılarının hukuka aykırı faaliyetlerinde de benzer tedbir mantığı uygulanır. İzinsiz faaliyette bulunmaları durumunda izinsiz sermaye piyasası faaliyetine ilişkin tedbir mantığı devreye girer. Ayrıca yurt dışı platformların Türkiye’de işyeri açması, Türkçe internet sitesi kullanması veya Türkiye’ye yönelik tanıtım yapması gibi kriterler, faaliyetin Türkiye’de yerleşik kişilere yönelik olduğunun göstergesi sayılabilir.

Sadece sunucu yurt dışında diye Türk hukukundan kaçılmaz.
Faaliyetin kime yöneldiği de önemlidir.

J. Bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığı incelemelerinde tedbirler

Kurul, bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığı şüphesi varsa;

  • işlem yasağı koyabilir,
  • takas yöntemini değiştirebilir,
  • kredili işlem / açığa satış / ödünç işlemlerini sınırlandırabilir,
  • teminat yükümlülüğü getirebilir,
  • aracı farklı pazara alabilir,
  • veri dağıtımını sınırlayabilir,
  • işlem veya pozisyon limiti koyabilir,
  • internet içeriği hakkında erişim engeli kararı verebilir.

Bu bölüm çok kritik çünkü burada tedbir ceza değil; piyasa yangını büyümesin diye anlık soğutma mekanizmasıdır.

Manipülasyon şüphesi = işlem serbestisi daralabilir

III. YAPTIRIM: Ceza düzeni

Şimdi üçüncü halkaya geldik:

Tedbir korur, yaptırım cezalandırır.

SPKn’daki yaptırımlar iki ana gruptur:

  1. Tedbirler
  2. Asıl yaptırımlar
    • idari para cezaları
    • suç duyurusu ve ceza yargılaması

Yani Kurul bir ihlali hem tedbir boyutuyla durdurabilir, hem de ayrıca cezai/idari sonuç doğurabilir.


IV. Sermaye piyasasına özgü temel suç tipleri

Bu bölüm ezberlenmeye en yatkın bölüm. Ama ben sana bunu sınıflandırarak öğreteceğim.

A. Piyasanın dürüstlüğüne karşı suçlar

  • bilgi suistimali
  • piyasa dolandırıcılığı

B. Yetkisiz/izinsiz faaliyet suçları

  • usulsüz halka arz
  • izinsiz sermaye piyasası faaliyeti
  • izinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı faaliyeti

C. Güven ve malvarlığına karşı suçlar

  • güveni kötüye kullanma
  • sahtecilik
  • kripto varlık hizmet sağlayıcıda zimmet

D. Denetim ve kayıt düzenine karşı suçlar

  • bilgi ve belge vermeme
  • denetimin engellenmesi
  • yasal defter ve finansal raporlarda usulsüzlük
  • sır saklama yükümlülüğünün ihlali

Bu sınıflama çok güçlüdür. Çünkü 10 ayrı suçu ezberlemek yerine 4 kümeyi öğrenmiş olursun.


Ortak usul kuralı: Savcılık doğrudan mı gider?

Hayır, kural olarak bu suçlar bakımından soruşturma Kurulun Cumhuriyet Başsavcılığına yapacağı yazılı başvuruya bağlıdır. Bu başvuru muhakeme şartıdır. Ayrıca iddianamenin kabulüyle Kurul katılan sıfatını kazanır.

Bu çok sorulur.


V. Bilgi suistimali: İçsel bilgi + işlem + menfaat

Bilgi suistimali suçunun özünü ezberleme. Formülünü öğren:

Formül

Henüz kamuya açıklanmamış içsel bilgi + bu bilgiye dayanarak işlem/emir değişikliği/iptal + menfaat

Bu durumda bilgi suistimali gündeme gelir. Fail grubu geniş tutulmuştur: yönetici, pay sahibi, görev gereği bilgiye ulaşan, suça konu yolla bilgi edinen veya bilginin niteliğini bilen/bilmesi gereken kişiler buna girebilir. Ceza üç yıldan beş yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır; para cezası menfaatin iki katından az olamaz.

Sadece bilgiye sahip olmak yetmez.
Bilgiyi kullanarak işlem veya emir davranışı ve menfaat gerekir.
Bu ayrımı kuramayan öğrenci her içsel bilgiyi otomatik suç sayar.

VI. Piyasa dolandırıcılığı: İki ayrı yüzü var

Bu suç iki ana tipe ayrılır:

1. İşleme dayalı piyasa dolandırıcılığı

Yanlış veya yanıltıcı izlenim yaratmak amacıyla:

  • alım/satım yapmak
  • emir vermek
  • emir iptal etmek
  • emir değiştirmek
  • hesap hareketi gerçekleştirmek

2. Bilgiye dayalı piyasa dolandırıcılığı

Fiyatı, değeri veya yatırımcı kararını etkilemek amacıyla:

  • yalan/yanlış/yanıltıcı bilgi vermek
  • söylenti çıkarmak
  • haber vermek
  • yorum yapmak
  • rapor hazırlamak / yaymak
    ve bu suretle menfaat sağlamak.
Piyasayı işlemlerle bozuyorsan → işleme dayalı
Piyasayı bilgiyle bozuyorsan → bilgiye dayalı

Etkin pişmanlık

Piyasa dolandırıcılığında etkin pişmanlık vardır. Menfaatin belirli aşamalarda Hazineye ödenmesi halinde cezasızlık veya cezada indirim mümkündür.

Neden önemli?

Sınav bunu çoğu zaman “hangisinde etkin pişmanlık vardır?” diye değil, dolaylı şekilde sorar.


VII. Bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığı sayılmayan haller

Bu kısım çok ama çok önemlidir. Çünkü soru yapıcı burada tuzak kurmayı sever.

Aşağıdaki haller bilgi suistimali veya piyasa dolandırıcılığı sayılmaz:

  • TCMB veya yetkili resmi kurumların para, kur, borç yönetimi veya finansal istikrar amacıyla yaptığı işlemler
  • geri alım programları
  • çalışanlara pay edindirme programları
  • Kurul düzenlemelerine uygun fiyat istikrarı işlemleri ve piyasa yapıcılığı faaliyetleri

Kamu politikası + düzenli geri alım + çalışan programı + kurala uygun fiyat istikrarı = suç değil

VIII. Usulsüz halka arz ve izinsiz faaliyet

Bu başlık iki ayrı ama yakın suç taşır.

Usulsüz halka arz

  • onaylı izahname olmadan halka arz
  • onaylı ihraç belgesi olmadan satış

İzinsiz sermaye piyasası faaliyeti

Kurul izni gerektiren faaliyeti izinsiz yürütmek. Eğer bu faaliyet sırasında ayrıca usulsüz halka arz unsuru da oluşuyorsa, sadece ikinci fıkra suçundan hüküm kurulur ve ceza artırılır.

Belge yok ama satış var → usulsüz halka arz / ihraç
İzin yok ama faaliyet var → izinsiz faaliyet

IX. Güveni kötüye kullanma, sahtecilik ve zimmet

Güveni kötüye kullanma

Sermaye piyasası araçları, nakit ve diğer kıymetlerin kötüye kullanımı; ayrıca aktif hareketle yapılan örtülü kazanç aktarımı halleri burada gündeme gelir. Bu fiiller TCK’daki güveni kötüye kullanmanın nitelikli hali sayılır.

Önemli ayrım

Aktif hareketle yapılan örtülü kazanç aktarımı ceza hukukuna girebilir.
İhmali/pasif yolla olan bazı haller ise idari para cezasına konu olabilir.

Bu çok ince ve çok sınavlıktır.

Sahtecilik

Yatırım kuruluşu ve belirli fon/teminat yapılarındaki kayıtları bozmak, yok etmek, değiştirmek veya erişilmez kılmak özel sahtecilik rejimi doğurur.

Kripto varlık hizmet sağlayıcıda zimmet

Bu suç ayrıca ve ağır şekilde düzenlenmiştir. Kripto varlıkların veya ilgili değerlerin kendisine tevdi edilen kişi tarafından zimmete geçirilmesi ciddi hapis ve adli para cezası doğurur. Hileli davranış varsa ceza daha da artar. Ayrıca bazı hallerde şahsi iflas yoluna da gidilebilir.


X. Kayıt düzeni ve denetime karşı suçlar

Yasal defter ve muhasebe usulsüzlükleri

  • kanuni defterleri usulüne uygun tutmamak
  • saklama yükümlülüğünü ihlal etmek
  • gerçeği yansıtmayan finansal tablo düzenlemek
  • muhasebe hilesi yapmak
  • yanlış/yanıltıcı bağımsız denetim veya değerleme raporu düzenlemek

Bilgi ve belge vermeme / denetimi engelleme

Kurulun istediği bilgi-belgeyi vermemek veya görevi engellemek suçtur.

Sır saklama yükümlülüğünü ihlal

Denetim ve inceleme kapsamında istenen bilgi/belgeleri başkalarına açıklamak suçtur.

Öğrenme mantığı

Bu gruptaki suçlar “piyasa hilesi” değil, denetim ve kayıt düzenini bozma suçlarıdır.


XI. İdari para cezaları: Ceza davası olmayan ama yaptırımı ciddi alan

Kurul; kendi düzenlemelerine, standart ve formlarına, genel ve özel nitelikteki kararlarına aykırılık halinde idari para cezası verebilir. Menfaat varsa ceza iki kat menfaatten az olamaz. Tüzel kişiler bakımından daha ağır hesaplama mümkündür. Ayrıca bazı özel başlıklarda da idari para cezası vardır:

  • pay alım teklifi zorunluluğuna uyulmaması
  • yönetimdekilerin belirli kazançları şirkete iade yükümlülüğüne aykırılık
  • pasif/ihmali örtülü kazanç aktarımı
  • bilgi/belge vermeme veya engelleme
  • Kurulu gereksiz denetime sevk edecek yanıltıcı açıklamalar
  • piyasa bozucu eylemler

Her hukuka aykırılık suç değildir.
Bazıları idari para cezası, bazıları cezai suç, bazıları ise hem tedbir hem ceza doğurabilir.

Ana Şema

Şimdi bu kısmı bir daha açmadan öğrenmek için tek şema veriyorum:

1. Kurul önce denetler

  • her türlü faaliyet ve işlemi inceler
  • belge, kayıt, bilgi sistemi dahil bakar
  • gizlilik bahanesiyle bilgi saklanamaz
  • ama denetim bilgisi dışarıya sızdırılamaz

2. Sonra tedbir alır

  • aykırı ihraçta iade ve dava
  • izahnameye aykırılıkta kullanım engeli
  • ihraççıda malvarlığı azaltıcı işlemde görev/yetki müdahalesi
  • kurumlarda faaliyet sınırlandırma, lisans ve yetki müdahalesi
  • mali bozulmada tasfiye/iflas/tazmin
  • izinsiz faaliyette durdurma ve erişim engeli
  • manipülasyon şüphesinde işlem yasağı ve piyasa önlemleri

3. En son yaptırım uygulatır

  • idari para cezası
  • suç duyurusu
  • sermaye piyasasına özgü suçlar:
    • bilgi suistimali
    • piyasa dolandırıcılığı
    • usulsüz halka arz
    • izinsiz faaliyet
    • izinsiz kripto hizmeti
    • güveni kötüye kullanma / sahtecilik / zimmet
    • kayıt ve denetim düzenine karşı suçlar

Bu şemayı gerçekten kurarsan ikinci kez ezber yapma ihtiyacın ciddi biçimde düşer.


Tekrar Testi

Soru 1
Sermaye piyasasında denetim rejimi bakımından aşağıdakilerden hangisi birlikte doğru kabul edilmelidir?

A) Denetimde sadece fiziki kayıtlar incelenir; elektronik kayıtlar ancak mahkeme kararıyla incelenebilir.
B) Denetim bilgileri üçüncü kişilere açıklanamaz; ancak özel gizlilik hükümleri ileri sürülerek Kurula bilgi verilmesinden kaçınılabilir.
C) Denetim kapsamında bilgi sistemlerine erişim istenebilir; buna karşılık denetim bilgileri üçüncü kişilere açıklanamaz.
D) Kurul denetimi yalnızca SPKn hükümlerinin uygulanması ile sınırlıdır; diğer kanun hükümlerine bakamaz.
E) Denetimde sır saklama yükümlülüğü yalnızca Kurul personeli için geçerlidir.

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: C**

Kurul elektronik kayıt ve bilgi sistemlerini de inceleyebilir; buna karşılık denetim bilgileri üçüncü kişilere açıklanamaz. Gizlilik Kurula karşı ileri sürülemez.

Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi Kurulun kanuna aykırı ihraç karşısındaki tipik ilk refleksini en doğru yansıtır?

A) Doğrudan ceza mahkemesinde kamu davası açmak
B) Öncelikle hak sahiplerinden toplanan para ve varlıkların iadesine yönelik süreci işletmek
C) Yalnızca ihraççının işlem görmesini durdurmak
D) Tüm ortaklıkların faaliyetlerini otomatik olarak sona erdirmek
E) Sadece idari para cezası vermek

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: B**

Kanuna aykırı ihraçta en önemli yenilik, hak sahiplerinden toplanan para ve varlıkların iadesine yönelik prosedürdür. Kurul öncelikle yatırımcının zararını gidermeye odaklanır.

Soru 3
İzahnamede yer alan yatırımcıyı etkileyen taahhüt ve açıklamalara aykırılık halinde aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Kurul aykırılığın giderilmesini isteyebilir.
B) Kurul, ihraçtan elde edilen nakdin kullanımını engellemeye yönelik tedbir isteyebilir.
C) Kurul belirli şartlarda iptal davası açabilir.
D) Kurul, aykırılık ekonomik veya finansal gerekçeye dayanıyorsa da hiçbir inceleme yapamaz.
E) Tedbir rejimi, sadece açıklamanın yanlış olup olmadığıyla sınırlı değildir.

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: D**

Ekonomik veya finansal gerekçe iddiası incelemeyi ortadan kaldırmaz. Kurul her halükarda belge ve açıklama isteyebilir, gerekirse piyasayı koruyucu tedbir alabilir.

Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi “malvarlığını azaltıcı işlem” ile “örtülü kazanç aktarımı” arasındaki ilişkiyi en doğru açıklar?

A) İkisi tamamen aynı kavramdır; biri diğerinin farklı adı değildir.
B) Örtülü kazanç aktarımı daha geniş kavramdır; malvarlığını azaltıcı işlemler onun içinde değerlendirilir.
C) Malvarlığını azaltıcı işlemler daha geniş olabilir; örtülü kazanç aktarımı bunların her zaman tamamını kapsamaz.
D) Malvarlığını azaltıcı işlem yalnızca ceza hukukunda, örtülü kazanç aktarımı yalnızca özel hukukta önem taşır.
E) İkisi arasında hukuken hiçbir temas yoktur.

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: C**

Malvarlığını azaltıcı işlemler daha geniş bir kümedir. Örtülü kazanç aktarımı çoğu zaman bununla örtüşse de her malvarlığı azalışı otomatik olarak örtülü kazanç aktarımı sayılmaz.

Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi sermaye piyasası kurumlarının hukuka aykırı faaliyetlerinde uygulanabilecek tedbirlerden biri değildir?

A) Faaliyet kapsamının sınırlandırılması
B) Belirli faaliyetler bakımından yetkinin iptali
C) Sorumlu kişilerin lisanslarının geçici veya sürekli iptali
D) Yargılama olmaksızın bütün yatırımcılara otomatik tazmin ödenmesi
E) İmza yetkisinin sınırlandırılması veya kaldırılması

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: D**

Yargılama olmaksızın bütün yatırımcılara otomatik tazmin ödenmesi gibi bir doğrudan tedbir mantığı yoktur. Diğer seçeneklerin tamamı Kurul’un alabileceği tedbir seti içindedir.

Soru 6
Kurulun bir sermaye piyasası kurumunun mali durumunun bozulduğunu tespit etmesi halinde aşağıdakilerden hangisi mümkündür?

A) Yalnızca uyarı verilmesi, başka hiçbir tedbir alınmaması
B) Sadece yönetim kurulunun istifaya çağrılması
C) Mali yapının güçlendirilmesinin istenmesi, faaliyetlerin durdurulması veya yetkinin kaldırılması
D) Tazmin kararı verilebilmesi için mutlaka iflas kararının beklenmesi
E) Tedrici tasfiyenin hiçbir durumda gündeme gelmemesi

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: C**

Kurul mali yapıyı güçlendirme isteyebilir, faaliyeti durdurabilir veya yetkiyi kaldırabilir. Daha ileri aşamalarda mali tablonun ağırlığına göre tedrici tasfiye ve iflas da mümkündür.

Soru 7
Bilgi suistimali suçunun oluşumu bakımından aşağıdakilerden hangisi zorunlu unsurlardan biri değildir?

A) Henüz kamuya duyurulmamış bilgi
B) Bilginin fiyatı, değeri veya yatırım kararını etkileyebilecek nitelikte olması
C) Bilgiye dayanarak işlem/emir verme, değiştirme veya iptal davranışı
D) Menfaat temini
E) Bilginin mutlaka basın açıklaması yoluyla elde edilmiş olması

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: E**

Bilginin mutlaka basın açıklamasıyla veya belirli bir yolla elde edilmiş olması aranmaz. Önemli olan o bilginin içsel bilgi niteliği taşıması ve haksız menfaat için kullanılmasıdır.

Soru 8
Aşağıdakilerden hangisi işleme dayalı piyasa dolandırıcılığı ile bilgiye dayalı piyasa dolandırıcılığı arasındaki ayrımı doğru yansıtır?

A) İlkinde bilgi, ikincisinde emir davranışı esastır.
B) İlkinde işlem/emir davranışıyla yanıltıcı izlenim, ikincisinde bilgi/yorum/haber yoluyla etkileme öne çıkar.
C) Her ikisinde de mutlaka aynı fail grubu aranır.
D) İşleme dayalı türde menfaat aranmaz, bilgiye dayalı türde aranır.
E) Bilgiye dayalı tür, yalnızca ihraççı yöneticileri bakımından mümkündür.

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: B**

İşleme dayalı türde piyasada sahte emir ve işlem davranışlarıyla izlenim yaratılır. Bilgiye dayalı türde ise yalan veya yanıltıcı bilgi, yorum, haber ve raporlar üzerinden piyasa fiyatları etkilenmeye çalışılır.

Soru 9
Aşağıdakilerden hangisi bilgi suistimali veya piyasa dolandırıcılığı sayılmayan hallerden biri olarak düzenlenmiştir?

A) Her türlü geri alım işlemi
B) Kurul düzenlemelerine uygun fiyat istikrarı işlemleri
C) Her türlü söylenti yayılması
D) Onaysız ihraç belgesi ile satış yapılması
E) Denetim kapsamındaki belgelerin üçüncü kişilere açıklanması

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: B**

Kurul düzenlemelerine uygun olarak yapılan fiyat istikrarı işlemleri (piyasa yapıcılığı faaliyetleri vb.) mevzuat tarafından suç sayılmayan, yasal olarak korunan haller arasındadır.

Soru 10
Usulsüz halka arz ile izinsiz sermaye piyasası faaliyeti arasındaki en doğru ayrım hangisidir?

A) İlki yalnızca bankalarca, ikincisi yalnızca aracı kurumlarca işlenebilir.
B) İlki izahname/ihraç belgesi rejimine aykırılığı, ikincisi izin rejimine aykırılığı merkeze alır.
C) İlki idari kabahat, ikincisi özel hukuk sorumluluğudur.
D) İlki için belge zorunluluğu yoktur, ikincisi için vardır.
E) Aralarında fiilen hiçbir bağlantı kurulamaz.

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: B**

Usulsüz halka arz veya ihraç eylemi doğrudan belge (izahname vb.) rejimine aykırılığı temel alırken; izinsiz faaliyet, Kurul’dan alınması gereken çalışma yetkisine (izin rejimine) aykırılığı merkeze alır.

Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi idari para cezası rejimi bakımından doğrudur?

A) Kurul yalnızca gerçek kişilere idari para cezası verebilir.
B) Menfaat sağlanmışsa idari para cezası menfaatten bağımsız sabit tutarda belirlenir.
C) Bazı hallerde tüzel kişilere daha ağır hesaplama yöntemleri uygulanabilir.
D) Piyasa bozucu eylemler yalnızca ceza mahkemelerinde yaptırıma bağlanabilir.
E) Bilgi ve belge vermeme hiçbir durumda idari para cezasına konu olmaz.

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: C**

Kurulun ceza yetkisi esnektir ve caydırıcılığı sağlamak amacıyla tüzel kişiler için bazı durumlarda finansal verilere dayalı, daha ağır hesaplama yöntemleri kullanılması mümkündür.

Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi Yatırımcı Tazmin Merkezi sistemine ilişkin doğru ifadedir?

A) Tazmin kararı için önce iflas hükmü şarttır.
B) Tazmin sadece hisse senedi teslimine ilişkindir.
C) YTM’nin malvarlığı genel haciz rejimine tabidir.
D) Yatırım kuruluşlarının YTM’ye katılımı zorunludur.
E) YTM özel hukuk tüzel kişisidir ve Kuruldan bağımsızdır.

Cevabı Gör
**Doğru Cevap: D**

Yatırım kuruluşlarının YTM’ye katılımı yasal bir zorunluluktur. Ayrıca tazmin sürecinin başlaması için mutlaka şirketin iflas etmiş olması şart değildir ve YTM bir kamu tüzel kişiliğidir.


Son hatırlama

Denetim

Kurul bakar, ister, inceler, erişir.
Gizlilik bahanesiyle susulamaz.
Ama inceleme bilgisi dışarı sızdırılamaz.

Tedbir

Önce düzelt, durdur, koru.
İade, ihtiyati tedbir, faaliyet sınırlama, lisans müdahalesi, tasfiye, iflas, erişim engeli.

Yaptırım

İdari para cezası + suç duyurusu.
Bilgi suistimali, piyasa dolandırıcılığı, usulsüz halka arz, izinsiz faaliyet, zimmet, sahtecilik, kayıt ve denetim suçları.

Özel Durumlar Tebliği (II-15.1)

1) Bu tebliğ neden var?

Sermaye piyasasında en büyük sorunlardan biri bilgi eşitsizliğidir. Bir kısım kişi şirkete ilişkin önemli gelişmeleri erken öğrenirse, diğer yatırımcılar dezavantajlı hale gelir. İşte Özel Durumlar Tebliği’nin temel amacı, yatırımcıların zamanında, tam ve doğru bilgilendirilmesini sağlamak; böylece piyasayı güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi hale getirmektir. Tebliğ, sermaye piyasası araçlarının değerini, fiyatını veya yatırım kararını etkileyebilecek bilgi, olay ve gelişmelerin nasıl açıklanacağını düzenler.

Burada sınavda unutulmaması gereken ana fikir şudur:
Tebliğ’in kalbi “kamunun aydınlatılmasıdır.”
Yani soru sana ne kadar dallanıp budaklanmış gelirse gelsin, dönüp şu soruyu soracaksın:
“Bu bilgi yatırımcı kararını etkiler mi, etkilemez mi?”

Eğer etkileme potansiyeli varsa, o alan genellikle bu tebliğin mantığına girer.

Özel durum = fiyatı, değeri veya yatırım kararını etkileyen bilgi.

2) En kritik ayrım: İçsel bilgi mi, sürekli bilgi mi?

İçsel bilgi nedir?

Henüz kamuya açıklanmamış; fakat sermaye piyasası aracının değerini, fiyatını veya yatırımcının yatırım kararını etkileyebilecek bilgi, olay ve gelişmelerdir.

Sürekli bilgi nedir?

İçsel bilgi tanımının dışında kalan; fakat yine kamunun aydınlatılması kapsamında açıklanması gereken bilgi, olay ve gelişmelerdir.

Bunu çok basit kodla aklında tut:

Henüz açıklanmamış + etkileyici = içsel bilgi
İçsel bilgi değil ama açıklanması gereken = sürekli bilgi

Sınav tuzağı

Öğrenciler çoğu zaman “önemli bilgi” gördüğünde doğrudan içsel bilgi zannediyor. Oysa önemli olan şeyin henüz kamuya açıklanmamış olması da gerekiyor. Açıklanmış ve izlenmeye devam eden değişiklikler çoğu zaman sürekli bilgi alanına kayabilir.

Örnek Soru 1
Aşağıdakilerden hangisi içsel bilgiye en uygun tanımdır?

A) Şirketin internet sitesinde zaten yayımlanmış genel kurul gündemi
B) Henüz kamuya açıklanmamış ve pay fiyatını etkileyebilecek birleşme görüşmesi
C) Geçmiş yıl faaliyet raporundaki herkesçe bilinen bilgi
D) Şirketin iletişim adresi değişikliği
E) Kamuda uzun süredir tartışılan genel ekonomik beklenti
Doğru Cevabı Gör
Doğru Cevap: B

Neden?
İçsel bilgi için iki temel unsur bir arada olmalıdır:
1. Henüz kamuya açıklanmamış olması gerekir.
2. Fiyatı, değeri veya yatırımcı kararını etkileyebilecek nitelikte olması gerekir.


3) Açıklama yapılırken hangi ilkelere uyulmalı?

Tebliğ sadece “açıkla” demez. “Nasıl açıklayacağını” da söyler.

Açıklamalar;

  • hızlı erişime elverişli,
  • yatırımcılar arasında eşit işlem ilkesine aykırılık yaratmayacak,
  • yanlış, yanıltıcı, temelsiz, abartılı veya eksik olmayacak,
  • yatırımcıların şirket hakkında yanlış kanaat edinmesine yol açmayacak şekilde yapılmalıdır.

Şirket özel durum açıklamasını reklam metni gibi kullanamaz.
Amaç yatırımcıyı bilgilendirmektir; pazarlama yapmak değil.
Nitekim metinde de özel durum açıklamalarının faaliyet pazarlaması ve reklam amacıyla kullanılamayacağı açıkça belirtilmiştir.

KAP açıklaması tanıtım broşürü değildir.

4) Gizlilik neden bu kadar önemli?

İçsel bilgi açıklanmadan önce o bilgiye erişen kişilerin bunu gizli tutma yükümlülüğü vardır. Çünkü açıklama öncesi sızma olursa piyasada eşitlik bozulur. Tebliğ bu nedenle hem açıklama yükümlülüğünü hem de gizlilik yükümlülüğünü birlikte kurar.

Yani mevzuatın mantığı şöyle işler:

  1. Ya açıklarsın,
  2. Ya açıklamayı geciktiriyorsan mutlaka gizliliği korursun.

Gizlilik sağlanamıyorsa artık erteleme mantığı çöker.


5) İçsel bilgi ne zaman açıklanır?

İçsel bilgiler ve bunlara ilişkin daha önce açıklanmış hususlardaki değişiklikler ortaya çıktığında veya öğrenildiğinde ihraççı tarafından açıklanır. Ayrıca belirli durumlarda, ihraççının dışındaki bazı kişiler de açıklama yükümlüsü olabilir. Örneğin, ihraççının bilgisi dışında içsel bilginin; doğrudan veya dolaylı olarak toplam oy haklarında ya da sermayede %10 ve üzeri paya sahip kişilerce öğrenilmesi halinde ilgili kişiler bakımından açıklama yükümlülüğü söz konusu olabilir. Üçüncü kişilere olağan iş/görev ifası sırasında açıklama yapılmışsa da bu bilginin kamuya açıklanması gerekir.

Tebliğ sadece şirket yönetimine değil, bilgiye fiilen ulaşan ve belli güç/konuma sahip taraflara da sorumluluk yükleyebilir.

Örnek Soru 2
Bir ihraççının henüz kamuya açıklanmamış önemli içsel bilgisi, şirket adına hareket eden bir kişi tarafından görevin olağan ifası sırasında üçüncü kişiye açıklanmıştır. Bu durumda genel kural olarak ne olur?
A) Açıklama yapılmaz çünkü görev kapsamında paylaşılmıştır
B) Sadece SPK’ya gizli bildirim yapılır
C) İçsel bilgi kamuya açıklanır
D) Sadece MKK’ya liste güncellemesi yapılır
E) Açıklama yükümlülüğü doğmaz
Doğru Cevabı Gör
Doğru Cevap: C
Neden?
İçsel bilginin, görevin olağan ifası sırasında üçüncü kişilere açıklanması durumunda, bilginin gizliliğinin korunamayacağı varsayılır ve bu bilginin kamuya açıklanması zorunluluğu doğar.

6) İçsel bilginin açıklanmasının ertelenmesi

Bu konu klasik sınav sorusudur.

İhraççı, meşru çıkarlarının zarar görmemesi, yatırımcıların yanıltılmaması ve bilginin gizli tutulabilmesi şartlarıyla içsel bilginin kamuya açıklanmasını erteleyebilir. Erteleme sebepleri ortadan kalkınca açıklama yapılır; yapılan açıklamada erteleme kararı ve bunun sebepleri belirtilir. Açıklanması ertelenen olay hiç gerçekleşmezse bazen açıklama yapılmayabilir.

Ertelemenin üç ayağı:
-Meşru çıkar korunacak
-Yatırımcı aldatılmayacak
-Gizlilik korunacak
Bunlardan biri yoksa erteleme riske girer.

Şirket büyük bir satın alma görüşmesi yürütüyor. Görüşme erken açıklanırsa işlem bozulabilir.
Bu, meşru çıkara örnek olabilir.
Ama piyasada söylenti yayılmış ve bilgi sızmışsa, gizlilik ayağı zayıflar.
Bu durumda erteleme sürdürülemez hale gelebilir.

Örnek Soru 3
Aşağıdakilerden hangisi içsel bilginin açıklanmasının ertelenebilmesi için aranan şartlardan biri değildir?
A) Meşru çıkarın zarar görmemesi
B) Yatırımcıların yanıltılmaması
C) Bilginin gizli tutulabilmesi
D) Her durumda SPK’dan önceden yazılı izin alınması
E) Erteleme sebeplerinin sonradan gerekçelendirilebilmesi
Doğru Cevabı Gör
Doğru Cevap: D
Neden?
İçsel bilginin açıklanmasının ertelenmesi, ihraççının kendi sorumluluğunda olan bir süreçtir. Bu işlem için SPK’dan önceden yazılı izin alma şartı bulunmaz; ancak erteleme şartlarının (meşru çıkar, yanıltmama, gizlilik) varlığı ve sorumluluğu ihraççıya aittir.

7) İçsel bilgilere erişimi olan kişiler listesi

İhraççılar, içsel bilgilere düzenli erişimi olan kişileri Merkezi Kayıt Kuruluşu’na bildirir. Değişiklik olursa en geç iki iş günü içinde güncelleme yapılır. Bu listeler MKK tarafından saklanır; talep halinde Kurul ve ilgili borsaya gönderilir. İdari sorumluluğu bulunan kişilerin aynı zamanda içsel bilgilere erişimi olan kişiler olduğu kabul edilir. Liste; kişinin listede olma sebebi değiştiğinde, yeni kişi eklendiğinde veya erişim sona erdiğinde güncellenir.

Bu liste neden var?
Çünkü “kim biliyordu?” sorusunun cevabı mevzuatta iz bırakmalıdır.
Piyasa suistimali, içeriden öğrenenlerin ticareti ve sızma risklerinde bu kayıtlar çok önemlidir.

İçsel bilgi varsa, iz de olmalı.
Bu izin kurumsal karşılığı: MKK listesi

8) Olağan dışı fiyat ve miktar hareketleri

Sermaye piyasası araçlarının fiyatlarında veya işlem hacminde olağan piyasa koşullarıyla açıklanamayan değişimler varsa, ilgili borsanın talebi üzerine ihraççı açıklama yapmak zorundadır. Bu açıklamada kamuya henüz duyurulmamış özel durum bulunup bulunmadığı belirtilir; varsa açıklanmamış özel durumlara yer verilir. Ancak erteleme hükümleri saklıdır.

Borsa “fiyat niye anormal hareket etti?” diye sorarsa, şirket sessiz kalamaz.

9) Haber ve söylentilerin doğrulanması

Basın-yayın organlarında veya diğer iletişim yollarında ilk kez çıkan ya da daha önce kamuya duyurulan bilgilerden farklı içerikte olan haber/söylentiler, şirketin kaynaklı olup olmadığına bakılmaksızın; fiyatı, değeri veya yatırım kararını etkileyebilecek önemdeyse ihraççı bunların doğru ya da yeterli olup olmadığı hakkında açıklama yapmak zorundadır. Ertelenmiş içsel bilgiyle ilgili haber/söylenti çıkmışsa, erteleme sebeplerinin ortadan kalktığı kabul edilip açıklama yapılması gerekebilir. Buna karşılık kamuya açıklanmış bilgilere dayalı yorum, analiz, tahmin ve geleceğe yönelik değerlendirmeler bu yükümlülüğün dışında kalır.

Her haber için açıklama zorunlu değildir.
Ama yatırım kararını etkileyebilecek nitelikteyse ve ilk kez / farklı içerikle gündeme gelmişse, açıklama gündeme gelir.

Örnek Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi haber ve söylenti doğrulama yükümlülüğü dışında kalabilir?
A) Şirketin birleşeceğine dair ilk kez çıkan ciddi bir haber
B) Önceden açıklanan verilerden hareketle yapılan analist yorumu
C) Şirket kaynaklı olmasa da fiyatı etkileyebilecek söylenti
D) Ertelenmiş içsel bilgiye ilişkin sızmış haber
E) Daha önce duyurulandan farklı içerikte yeni iddia
Doğru Cevabı Gör
Doğru Cevap: B
Neden?
Haber ve söylenti doğrulama yükümlülüğü, piyasada dolaşan somut iddialar ve sızıntılar için geçerlidir. Ancak, şirket tarafından daha önce kamuya açıklanmış veriler üzerinden yapılan analist yorumları, tahminler veya değerlendirmeler bu kapsamda bir “doğrulama” zorunluluğu doğurmaz.

10) İdari sorumluluğu bulunan kişiler ve ana ortak işlemleri

Metinde bu işlemlerin kamuya açıklanacağı belirtiliyor. Ancak burada çok kritik bir sınav notu var: parasal eşikler yıllara göre güncellenebilir. Gönderdiğin metinde OCR bozulması nedeniyle tutar kısmı güvenilir görünmüyor; 2026 yılı için ilgili eşiklerin güncel SPK parasal hadlerinden kontrol edilmesi gerekir. 31 Aralık 2025 tarihli SPK bültenine ilişkin arama sonuçlarında 2026 yılı için yeni tutarların belirlendiği görülüyor.

Şirketin tepe yönetimine yakın kişiler ile ana ortağın kendi şirket paylarında yaptığı işlemler piyasa açısından önem taşır.
Çünkü yatırımcılar bu işlemlerden yönetsel beklenti, güven, risk algısı gibi sonuçlar çıkarabilir.

11) Sürekli bilgiler: sermaye yapısı ve yönetim kontrolü değişiklikleri

Sürekli bilgiler içinde özellikle sınavda çok sevilen konu budur.

Bir gerçek veya tüzel kişinin ya da birlikte hareket edenlerin, payları borsada işlem gören ihraççının sermayesindeki payının veya toplam oy haklarının belirli eşiklere ulaşması ya da altına düşmesi halinde açıklama yükümlülüğü doğar. Metindeki eşikler şunlardır:
%5, %10, %15, %20, %25, %33, %50, %67, %95.
Bazı halka açık olmayan ama payları halka arz edilerek borsada işlem gören ortaklıklarda ise yalnızca %25, %50, %67 esas alınır. Oy hakkı donmuş olsa bile paya bağlı tüm oy hakları hesaplamada dikkate alınır.

Burada mevzuat sana şunu söyler:
“Şirket üzerinde etkili olabilecek ortaklık gücü değişirse, piyasa bunu bilmelidir.”
Bu yüzden eşikler rastgele değildir; kontrol gücü, bloke edici güç veya önemli etkiyle ilgilidir.

Ortaklık Yapısı ve Oy Hakları Eşikleri
Başlangıç Etkisi: %5 – %10 – %15 – %20
Ciddi Ortaklık Gücü: %25 – %33
Kontrol Gücü: %50 – %67
Neredeyse Tam Hakimiyet: %95

12) Oy haklarının hesaplanması neden ayrı başlık?

Çünkü sadece “kimin kaç payı var” yetmez.
Bazen oy hakkı;

  • vekaletten,
  • intifa hakkından,
  • geçici oy devrinden,
  • teminat ilişkilerinden,
  • birlikte hareket anlaşmalarından,
  • kontrol edilen işletmeler üzerinden
    dolaylı biçimde de ortaya çıkabilir. Tebliğ, oy haklarının hesabında bunların da dikkate alınacağını açıkça belirtir.

Pay sahipliği ≠ her zaman gerçek oy gücü

Tebliğ bu yüzden biçime değil, fiili etki alanına bakar.

Örnek Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi oy haklarının hesaplanmasında dikkate alınabilecek unsurlardan biridir?
A) Sadece çıplak mülkiyet
B) Sadece borsada fiilen işlem gören paylar
C) Vekil tayin edilen kişinin, aksine talimat yoksa kendi iradesiyle kullanabileceği oy hakları
D) Hiçbir şekilde dolaylı oy hakları
E) Yalnızca nama yazılı paylar
Doğru Cevabı Gör
Doğru Cevap: C
Neden?
Mevzuat gereği oy haklarının hesaplanmasında; bir kişinin vekil olarak tayin edilmesi ve kendisine oy hakkını nasıl kullanacağına dair özel bir talimat verilmemesi durumunda, vekilin kendi iradesiyle kullanabileceği oylar da o kişinin oy hakları kapsamında değerlendirilir.

13) Paya dayalı sermaye piyasası araçları

Bir payı iktisap etme hakkı veren sermaye piyasası araçlarına doğrudan veya dolaylı sahip olunması sonucu, bunların dayalı olduğu paylara bağlı oy hakları belirli eşiklere ulaşıyor, aşıyor veya altına düşüyorsa açıklama yapılır. Burada sadece eldeki fiili pay değil, o payı alma hakkı veren araçların yaratacağı oy gücü de dikkate alınır.

Bu da sınavda şu şekilde gelir:
“Henüz pay sahibi değil ama o payı alma hakkı var; açıklama gerekir mi?”
Cevap çoğu durumda:
Eşikler etkileniyorsa evet.

14) Genel bilgiler, bilgilendirme politikası ve KAP

İhraççıya ilişkin genel bilgiler KAP’taki ilgili form ile yayımlanır. Genel bilgilerde değişiklik olursa en geç iki iş günü içinde güncellenir. Payları borsada işlem gören ihraççılar bir bilgilendirme politikası oluşturmak ve kamuya duyurmak zorundadır. Bu politikada yatırımcı sunumlarına erişim, haber ve söylentilerin takibi, idari sorumluluğu bulunan kişilerin belirlenme esasları, gizlilik tedbirleri ve geleceğe yönelik değerlendirmelerin açıklanma esasları gibi unsurlar bulunur.

KAP sadece “duyuru panosu” değildir.
Aynı zamanda kamunun aydınlatılmasının standartlaştırıldığı resmi sistemdir.

15) Genel kurul, sermaye artırımı ve pay dışındaki araçlara ilişkin açıklamalar

Payları borsada işlem gören ihraççılar;

  • genel kurul tarihi, saati, yeri ve gündemi,
  • katılım hakkı ve toplam oy haklarına ilişkin bilgi,
  • kâr dağıtım kararları,
  • toplantı tutanağı ve hazır bulunanlar listesi,
  • toplantı yapılamamışsa gerekçe,
  • yeni pay ihracı ve sermaye artırımına ilişkin kararlar
    gibi hususları açıklar. Ayrıca pay dışındaki sermaye piyasası araçlarını halka arz eden ihraççılar bakımından ihraç tavanı, temerrüt, derecelendirme notu değişiklikleri, teminat/garanti değişiklikleri, dönüştürme-değiştirme haklarının kullanımı gibi ek açıklamalar da vardır.

Pay varsa başka, borçlanma aracı varsa daha da geniş açıklama seti olabilir.

16) Bildirim şekli, dil, süre ve internet sitesinde tutma yükümlülüğü

Açıklamaların dili esas olarak Türkçedir. Gerekirse Kurul başka dilde açıklama da isteyebilir. Borsada işlem gören ihraççılar açıklamaları KAP’ta yapar; borsada işlem görmeyenler bakımından açıklamaların Kurula gönderilmesi söz konusu olabilir. Tebliğde aksi belirtilmedikçe açıklamaların derhal yapılması esastır. Sermaye yapısı ve yönetim kontrolü değişikliklerine ilişkin bazı açıklamalar ise işlemi izleyen üçüncü iş günü saat 09.00’a kadar yapılır. Borsada işlem gören ihraççılar özel durum açıklamalarını en geç kamuya açıklamayı izleyen iş günü internet sitesinde ilan eder ve beş yıl süreyle bulundurur. Borsada işlem görmeyenlerde bu süre beş iş günü içinde ilan şeklindedir.

KAP’ta açıkla, sitede sakla.

Sınavda En Çok Karıştırılan Yerler

İçsel Bilgi – Sürekli Bilgi Ayrımı
Henüz açıklanmamış olma unsurunu unutma. İçsel bilgi, kamuya açıklanmamış, yatırım kararlarını etkileyebilecek somut bilgidir. Sürekli bilgi ise belirli dönemlerde veya olaylarda düzenli olarak açıklanan verilerdir.

Erteleme Hakkı
Bu bir keyfilik değildir. Meşru çıkar + yanıltmama + gizlilik şartları birlikte aranır. Bunlardan biri bile aksarsa erteleme yapılamaz veya sürdürülemez.

Haber ve Söylenti
Her habere açıklama zorunluluğu yoktur. Ancak haber/söylenti fiyat üzerinde etkili olabilecek nitelikteyse ve ilk kez veya farklı bir içerikle gündeme gelmişse doğrulama açıklaması gündeme gelir.

Sermaye Yapısı Eşikleri
Yüzdeleri karıştırma. Özellikle şu diziyi zihnine oturt: %5, %10, %15, %20, %25, %33, %50, %67, %95. Bu oranlara ulaşılması, aşılması veya altına düşülmesi açıklama gerektirir.

Oy Hakkı Hesabı
Sadece çıplak pay oranına bakılmaz. Vekaleten kullanılan oylar, kontrol gücü ve dolaylı haklar da toplam oy gücü hesabına dahil edilir.

MKK Listesi
İçsel bilgiye erişenler iz bırakır. Şirketin içsel bilgisine fiilen ulaşan herkes bu listede yer almalı ve MKK sistemi üzerinde güncel tutulmalıdır.

KAP ve İnternet Sitesi İlişkisi
Açıklama sadece KAP’ta yapılmaz; aynı zamanda şirketin internet sitesinde belirli süreler (genellikle 5 yıl) boyunca saklanması zorunludur.


Tekrar Testi

Soru 1
Henüz kamuya açıklanmamış, yatırımcı kararını etkileyebilecek bilgi aşağıdakilerden hangisidir?
  • A) Sürekli bilgi

  • B) İçsel bilgi

  • C) Finansal tablo

  • D) Bilgilendirme politikası

  • E) Genel bilgi

Doğru Cevabı Gör
Doğru Cevap: B Neden? İçsel bilginin en temel tanımı budur; kamuya açıklanmamış olması ve makul bir yatırımcının yatırım kararını etkileyebilecek nitelikte somut bir olay veya bilgi olması gerekir.

Soru 2
İçsel bilginin açıklanmasının ertelenmesi için aşağıdakilerden hangisi birlikte aranmaz?
  • A) Meşru çıkarın korunması

  • B) Yatırımcının yanıltılmaması

  • C) Bilginin gizli tutulabilmesi

  • D) Basında hiç haber çıkmaması şartının mutlak olması

  • E) Sorumluluğun ihraççıda olması

Doğru Cevabı Gör
Doğru Cevap: D Neden? Erteleme için meşru çıkar, yanıltmama ve gizlilik şartları aranır. Ancak basında haber çıkması ertelemeyi imkansız kılmaz; haberin somut bir sızıntı olup olmadığına bakılır. “Mutlaklık” şartı burada hatalıdır.

Soru 3
Aşağıdakilerden hangisi içsel bilgilere erişimi olanlar listesinde güncelleme sebebi olabilir?
  • A) Şirket unvanının basında anılması

  • B) Listeye yeni kişinin eklenmesi

  • C) Hissenin fiyatının düşmesi

  • D) Genel kurulun ertelenmesi

  • E) Şirket internet sitesinin yenilenmesi

Doğru Cevabı Gör
Doğru Cevap: B Neden? MKK nezdindeki liste dinamiktir. Yeni bir kişi içsel bilgiye erişim sağladığında veya listedeki birinin yetkisi sona erdiğinde listenin güncellenmesi mevzuat gereğidir.

Soru 4
Bir yatırımcı grubunun oy hakları %33’ün üzerine çıkmışsa, genel mantık olarak hangi alan gündeme gelir?
  • A) Sadece reklam yasağı

  • B) Sermaye yapısı ve yönetim kontrolüne ilişkin açıklama

  • C) Finansal rapor bağımsız denetimi

  • D) Yalnızca iç kontrol raporu

  • E) Hiçbiri

Doğru Cevabı Gör
Doğru Cevap: B Neden? %33, sermaye yapısında önemli bir eşiktir. Bu oranın aşılması ortaklık yapısındaki ve dolayısıyla yönetim üzerindeki etkinin değiştiğini gösterir, bu yüzden kamuya açıklanmalıdır.

Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi özel durum açıklamalarının niteliğine aykırıdır?
  • A) Zamanında yapılması

  • B) Doğru ve yeterli olması

  • C) Reklam ve pazarlama amacı taşıması

  • D) Yatırımcıların karar vermesine yardımcı olması

  • E) Yanıltıcı olmaması

Doğru Cevabı Gör
Doğru Cevap: C Neden? İlk başta da belirttiğimiz gibi: KAP açıklaması bir tanıtım broşürü değildir. Temel amaç yatırımcıyı doğru bilgilendirmektir, reklam yapmak değil.

Özetle Bölümün Özü:
Özel Durumlar Tebliği, yatırımcı kararını etkileyebilecek önemli bilgilerin doğru zamanda, doğru yerde, doğru içerikle kamuya açıklanmasını; açıklama öncesinde ise gizliliğin korunmasını sağlayan temel kamuyu aydınlatma rejimidir.

Kurumsal Yönetim Tebliği (II-17.1) ve Halka Açık Anonim Ortaklıklarda Kurumsal Yönetim

1) Önce büyük resmi görelim: Kurumsal yönetim neden doğdu?

Kurumsal yönetim konusu, şirketlerde mülkiyet ile kontrolün ayrılması sorunundan doğmuştur. Bir şirketin sahibi başka, fiilen yöneten profesyonel kadro başka olduğunda; “Yönetim gerçekten şirket ve pay sahipleri yararına mı hareket ediyor, yoksa kendi çıkarına mı?” sorusu ortaya çıkar. Bu yüzden kurumsal yönetim, sadece nezaket kuralları değil; şirket gücünün nasıl kullanılacağını, kime karşı hesap verileceğini ve hangi bilgilerin açıklanacağını belirleyen bir yönetim çerçevesidir. Senin gönderdiğin metindeki tanımlar farklı gibi görünse de özünde hepsi aynı noktaya çıkar: şirket yönetimi ile pay sahipleri ve diğer menfaat sahipleri arasındaki ilişkinin kurala bağlanması. SPKn m.17, bu alanın usul ve esaslarını belirleme yetkisini SPK’ya verir; II-17.1 sayılı Tebliğ de bu zeminde yayımlanmıştır.

Kurumsal yönetim = “Şirket gücünü keyfiliğe bırakmayan sistem”

Yani konu yalnızca yönetim kurulu değildir.
İçinde şunlar da vardır:

  • pay sahiplerinin korunması,
  • kamunun aydınlatılması,
  • bağımsız üyeler,
  • genel kurulun işleyişi,
  • ilişkili taraf işlemleri,
  • yatırımcı ilişkileri,
  • teminat/rehin/ipotek/kefalet sınırları.

2) Kurumsal yönetimin omurgası: dört temel ilke

Bu bölüm SPL’de çok sorulur. Ezberlenecek değil, mantığı anlaşılacak dört ana ilke vardır:

Adillik

Şirket yönetimi bütün hak sahiplerine eşit davranmalıdır. Özellikle azınlık pay sahipleri, yabancı ortaklar ve küçük yatırımcılar, çoğunluğun gölgesinde ezilmemelidir.

Şeffaflık

Ticari sır niteliğindeki ve henüz açıklanmamış bilgiler hariç olmak üzere, şirketle ilgili finansal ve finansal olmayan bilgiler zamanında, doğru, anlaşılır ve erişilebilir biçimde kamuya duyurulmalıdır.

Hesap verebilirlik

Yönetim kurulu, yaptığı işlerin hesabını verebilmelidir. Burada odak, özellikle faaliyet sonrası sorumluluk alanıdır.

Sorumluluk

Şirket faaliyetlerinin mevzuata, esas sözleşmeye, şirket içi düzenlemelere ve etik ilkelere uygun yürütülmesi gerekir.

AŞHS
Adillik
Şeffaflık
Hesap verebilirlik
Sorumluluk

Sınavda “kurumsal yönetimin temel ilkeleri” dendiğinde önce bunu göreceksin.

Örnek Soru
Aşağıdakilerden hangisi kurumsal yönetimin temel ilkelerinden biri değildir?
A) Adillik
B) Şeffaflık
C) Hesap verebilirlik
D) Sorumluluk
E) Karlılık
Doğru Cevabı Gör
Doğru cevap: E
Çünkü karlılık şirket amacı olabilir; ama kurumsal yönetimin dört temel ilkesi arasında yer almaz.

3) Menfaat sahibi kavramı neden önemli?

Kurumsal yönetim sadece “pay sahibi” merkezli değildir. Menfaat sahipleri; şirket faaliyetlerinden doğrudan veya dolaylı etkilenen, şirketin iyi yönetilmesinden yarar gören veya kötü yönetiminden zarar gören kişi ve kurumlardır. Buna çalışanlar, müşteriler, tedarikçiler, alacaklılar, yatırımcılar, toplum ve kamu otoritesi de dahil olabilir.

Pay sahibi her zaman menfaat sahibidir.
Ama her menfaat sahibi pay sahibi değildir.

Bu ayrımı kurarsan birçok soruda hata yapmazsın.


4) İki temel yaklaşım: Anglo-Sakson sistem mi, Kıta Avrupası sistemi mi?

Kurumsal yönetim literatüründe iki ana model anlatılır.

Anglo-Sakson sistem

Bu modelde mülkiyet genellikle dağınıktır. Çok sayıda hissedar vardır. Piyasalar daha gelişmiştir, sermaye piyasası daha etkindir, şirket üzerindeki denetim daha çok piyasa mekanizmasıyla işler.

Kıta Avrupası sistemi

Bu modelde çoğu zaman hakim ortak veya yoğunlaşmış mülkiyet yapısı vardır. Bankalar veya büyük gruplar daha belirgin rol oynar. Buradaki temel risk, profesyonel yönetici değil; bazen büyük ortağın küçük pay sahipleri aleyhine etkili hale gelmesidir.

Anglo-Sakson risk: Yönetici güçlenir.
Kıta Avrupası risk: Hakim ortak güçlenir.

Sınavda bazen doğrudan sistem özellikleri sorulur, bazen de “hangi risk hangi yapıda öne çıkar” diye dolaylı gelir.


5) Türk Ticaret Kanunu ile kurumsal yönetim bağlantısı

TTK’da kurumsal yönetim fikri dağınık değil; birçok maddede sistematik olarak kendini gösterir. Özellikle şu alanlarda yoğunlaşır:

  • pay sahipliği haklarının korunması,
  • genel kurulun işleyişi,
  • bilgi alma ve inceleme hakkı,
  • özel denetim isteme hakkı,
  • eşit işlem ilkesi,
  • yönetim kurulunun özen ve bağlılık yükümlülüğü,
  • riskin erken saptanması ve yönetimi,
  • finansal tablolar ve faaliyet raporu,
  • internet sitesi ve kamuyu aydınlatma,
  • denetçi ve bağımsız denetim,
  • menfaat sahiplerinin ve alacaklıların korunması.

TTK iskeleti kurar, SPK ise halka açık ortaklıklar için bunu daha ayrıntılı hale getirir.

6) SPKn m.17 ve II-17.1 Tebliği neden kritik?

SPKn’nın 17’nci maddesi, halka açık ortaklıklarda kurumsal yönetim ilkelerinin içeriğini, uyum raporlarını, bağımsız yönetim kurulu üyeliğine ilişkin esasları ve Kurulun müdahale yetkisini düzenler. Bu maddeye dayanılarak hazırlanan II-17.1 sayılı Kurumsal Yönetim Tebliği, ortaklıkların hangi kurumsal yönetim ilkelerini nasıl uygulayacağını, ilişkili taraf işlemlerini ve bazı diğer yükümlülükleri belirler. Tebliğ 3 Ocak 2014’te yayımlanmıştır; sonrasında çeşitli değişiklikler yapılmış, 2020’de de sürdürülebilirlik açıklamalarına ilişkin önemli bir değişiklik getirilmiştir.

Kurul isterse:

  • bazı ilkelere uyumu zorunlu tutabilir,
  • aykırı işlemlere karşı tedbir isteyebilir,
  • dava açabilir,
  • hatta gerekli koşullarda uyumu sağlamak için resen bazı işlemler yapabilir.

Yani bu alan “tavsiye metni” gibi görünse de bazı kısımları doğrudan zorunlu hukuk kuralıdır.


7) Kurumsal yönetim ilkeleri nasıl uygulanır?

En temel mantık şu:

Bazı ilkeler zorunludur.
Diğer bazı ilkeler için ise sistem “uygula, uygulamıyorsan açıkla” yaklaşımıyla işler.

Bu yaklaşımın bugünkü raporlama aracı KAP üzerinden yayımlanan:

  • URF (Kurumsal Yönetim Uyum Raporu)
  • KYBF (Kurumsal Yönetim Bilgi Formu)

şablonlarıdır. SPK 2019’da bu raporlama biçimini duyurdu. URF’de gönüllü ilkelere uyum durumu “evet, kısmen, hayır, ilgisiz, muaf” şeklinde raporlanır; KYBF ise şirketin mevcut kurumsal yönetim uygulamalarına ilişkin veri tabanıdır.

Bu neden önemli?

Çünkü sınavda sadece “ilke var mı” değil, “uyulmuyorsa ne olur” da sorulur.
Cevap: Her ilke için aynı sonuç yoktur.

  • Zorunlu ilkeye aykırılık daha ağır sonuç doğurur.
  • Gönüllü ilkeye uyulmuyorsa bunun açıklanması gerekir.

Her kurumsal yönetim ilkesi tavsiye değildir.
Her kurumsal yönetim ilkesi de mutlak zorunlu değildir.
Önce “zorunlu mu, açıkla-esasına mı tabi?” diye düşün.

8) Şirketlerin gruplandırılması mantığı

Tebliğ kapsamındaki şirketler sistemik önem, piyasa değeri ve fiili dolaşımdaki payların piyasa değeri gibi ölçütler dikkate alınarak gruplandırılır. SPK bu grup listelerini yıllık olarak ilan eder. 2025 ve 2026 bültenlerinde de II-17.1 kapsamında grup duyurularının yayımlanmaya devam ettiği görülmektedir. Bu da şu anlama gelir: sınavda grup mantığını bilmek gerekir; fakat hangi şirketin hangi grupta olduğu değil, gruplandırmanın kurumsal yönetim yükümlülüğünü etkilediği bilinmelidir.

Grup değişirse yükümlülük seviyesi de değişebilir.

9) Genel kurul ilkeleri: burada asıl mantık “hak kullanımını kolaylaştırmak”

Kurumsal yönetim ilkeleri içinde genel kurul başlığı çok kritiktir. Senin gönderdiğin metne göre burada ana mantık şu eksende ilerler:

a) Bilgi önceden verilmeli

Genel kurul ilanı ile birlikte pay sahiplerinin incelemesine sunulacak belgeler, açıklamalar ve gündemle ilgili özel bilgiler zamanında duyurulmalıdır.

b) Gündem açık olmalı

“Diğer”, “çeşitli” gibi muğlak başlıklardan kaçınılmalıdır. Her teklif ayrı başlık altında, farklı yoruma yol açmayacak şekilde yazılmalıdır.

c) Toplantı yeri katılımı zorlaştırmamalı

Amaç pay sahiplerinin mümkün olan en az maliyetle katılımını sağlamak olmalıdır.

d) Toplantı başkanı tarafsız ve hazırlıklı olmalı

Genel kurulun usulüne uygun yürütülmesi toplantı başkanının ciddi hazırlığını gerektirir.

e) Ortaklar soru sorabilmeli

Genel kurulda pay sahiplerine eşit şartlarda konuşma ve soru sorma imkanı tanınmalıdır. Ticari sır kapsamına girmeyen soruların cevaplandırılması esastır.

f) Cevap hemen verilemiyorsa süreç bitmez

Soru kapsamlıysa sonradan yazılı cevap verilir; bu mekanizma yatırımcı ilişkileri boyutunu güçlendirir.

g) Çıkar çatışmaları gündemde görünür olmalı

Yönetim kontrolünü elinde bulunduranlar, yönetim kurulu üyeleri, idari sorumluluğu bulunan yöneticiler ve yakınlarının şirketle çıkar çatışmasına yol açabilecek işlemleri genel kurul gündeminde ayrıca yer almalıdır.

h) İmtiyazlı bilgiye erişenler gizli alan yaratmamalı

İmtiyazlı erişimi olan kişilerin faaliyet konusu kapsamındaki işlemleri de şeffaflık mantığında değerlendirilir.

i) Özellik arz eden konularda ilgili kişiler toplantıda hazır bulunmalı

Gerekirse finansal tabloları hazırlayan yetkililer ve denetçiler de bilgi vermek için toplantıda yer almalıdır.

j) Toplantılar kamuya açık yapılabilir

Menfaat sahipleri ve medya dahil kamuya açık toplantı yapılabilmesi mümkün olup esas sözleşmeye hüküm konulabilir.

Genel kurulun kurumsal yönetim mantığı şu cümlede toplanır:
“Pay sahibinin hak kullanmasını zorlaştırma; kolaylaştır.”

10) Önemli işlemler neden özel kurala bağlı?

Kurumsal Yönetim İlkeleri’nin 1.3.9 numaralı ilkesi, şirketin büyüklüğü yanında işlem büyüklüğünün de dikkate alınmasını ister. Varlık/hizmet alımı, satımı, yükümlülük transferi veya bir faaliyetin durdurulması gibi işlemler belli oranları aşarsa, yönetim kurulu kararının icrası için bağımsız üyelerin çoğunluğunun onayı aranır. Bağımsız üyeler onay vermezse konu KAP’ta açıklanır ve şartları varsa genel kurul onayına gider. SPKn m.17/3 de ilişkili taraf işlemlerinde bağımsız yönetim kurulu üyelerinin çoğunluk onayını ve bazı hallerde genel kurul onayını açıkça öngörür.

Büyük işlem = yalnızca yönetim kurulu kararı değil
Bağımsız denge mekanizması da gerekir.

11) İlişkili taraf işlemleri: sınavın en sevdiği alanlardan biri

Bu başlık çok önemlidir. Çünkü hem rakamsal eşikler hem prosedür hem de bağımsız üye onayı bir araya gelir.

Payları Borsa İstanbul’da işlem gören ortaklıklar ve bunların bağlı ortaklıkları bakımından, ilişkili taraflarla yapılacak bazı işlemlerde:

  • işlem öncesi yönetim kurulu kararı,
  • belirli eşiklerde değerleme,
  • daha yüksek eşiklerde bağımsız üyelerin çoğunluk onayı,
  • gerekli durumda genel kurul onayı,
  • KAP açıklaması

gündeme gelir. SPK kaynaklarında, örneğin bazı varlık ve hizmet alım/satım işlemlerinde %5 eşiğinde değerleme, %10 eşiğinde buna ek olarak bağımsız üyelerin çoğunluk onayı sistematiği açıkça görülür.

İlişkili taraf işlemlerinde üç aşamalı düşün:

1-İşlem var mı?
2-Eşik aşılıyor mu?
3-Sonuç sadece karar mı, değerleme mi, bağımsız üye onayı mı, yoksa genel kurul mu?

Şirket, hakim ortağın diğer şirketinden çok büyük tutarlı bir varlık satın alıyor. Burada hemen alarm ver:
  • İlişkili taraf mı? Evet.

  • Oran büyük mü? Muhtemelen.

  • Değerleme gerekir mi? Muhtemel.

  • Bağımsız üyelerin çoğunluk onayı gerekir mi? Eşik aşılmışsa evet.

  • Onay yoksa? KAP + genel kurul gündeme gelebilir.


12) Yatırımcı ilişkileri bölümü

Kurumsal yönetimin uygulamadaki en somut organlarından biri budur. Amaç, ortaklık ile yatırımcı arasındaki iletişimi kurumsallaştırmaktır. Tebliğde yatırımcı ilişkileri bölümünün oluşturulması, üst yönetime doğrudan bağlı çalışması ve en az yılda bir kez yönetim kuruluna rapor sunması öngörülür. SPK’nın 2014 Tebliğ duyurusunda da eski “pay sahipleri ile ilişkiler birimi” yerine “yatırımcı ilişkileri bölümü” yaklaşımına geçildiği vurgulanmıştır. Ayrıca lisans şartları ve bazı şirketler bakımından esneklikler konusunda sonraki yıllarda ilke kararları alınmıştır.

Yatırımcı ilişkileri bölümünün sınavda çıkan ana görevleri

  • yazışma ve kayıtların tutulması,
  • pay sahiplerinin bilgi taleplerinin cevaplanması,
  • genel kurul dokümantasyonunun hazırlanması,
  • sermaye piyasası mevzuatından doğan yükümlülüklerin izlenmesi.

Yatırımcı ilişkileri bölümü = pay sahibinin operasyonel kapısı

13) Teminat, rehin, ipotek ve kefaletler (TRİK)

Kurumsal yönetimde şirket malvarlığının üçüncü kişiler lehine sınırsız biçimde riske atılması istenmez. Bu nedenle payları borsada işlem gören halka açık ortaklıklar ve bağlı ortaklıkları, kural olarak yalnızca belirli çerçevede üçüncü kişiler lehine teminat, rehin, ipotek ve kefalet verebilir. Tebliğin ilgili düzenlemesinde, kendi tüzel kişilikleri lehine, tam konsolidasyon kapsamındaki ortaklıklar lehine veya olağan ticari faaliyetlerin yürütülmesi amacıyla verilenler dışındaki TRİK işlemlerine sınırlama getirilir. Her durumda olağan ticari faaliyet amacıyla üçüncü kişiler lehine verilecek TRİK kararlarında bağımsız üyelerin çoğunluk onayı aranır. 2016 tarihli SPK ilke kararı da bazı grup içi fonlama ilişkileri açısından istisna çerçevesini netleştirmiştir.

Burada korunan şey sadece şirket değil;
aynı zamanda küçük pay sahibi ve dolaylı olarak piyasa güvenidir.

14) Kurumsal yönetim uyum raporlaması ve sürdürülebilirlik boyutu

SPK’nın 2019 duyurusuyla kurumsal yönetim raporlaması KAP’ta URF ve KYBF üzerinden standardize edildi. Daha sonra 2020 değişikliğiyle sürdürülebilirlik ilkelerine ilişkin açıklama boyutu da güçlendirildi. 2025 SPK konuşmalarında da Yıldız Pazar, Ana Pazar ve Alt Pazar şirketleri için sürdürülebilirlik ilkelerine uyum açıklamalarının öneminin sürdüğü görülüyor. 2022’de ayrıca yeşil ve sürdürülebilir borçlanma araçlarına ilişkin rehber yayımlandı; bu rehber şeffaflık, fon kullanımı, raporlama ve dış değerlendirme gibi alanlarda kurallar getirir.

Kurumsal yönetim artık yalnızca klasik yönetim kurulu – genel kurul ekseni değil;
aynı zamanda raporlama kalitesi, sürdürülebilirlik açıklamaları ve piyasa güveni meselesidir.

Soru 1
Kurumsal yönetimin temel amacı aşağıdakilerden hangisine en yakındır?
  • A) Şirket kârını her koşulda artırmak

  • B) Yönetim gücünün kullanımını kurallara bağlayarak pay sahipleri ve menfaat sahipleri bakımından dengeli bir sistem kurmak

  • C) Sadece azınlık pay sahiplerini korumak

  • D) Sadece bağımsız denetimi artırmak

  • E) Yalnızca finansal raporlama düzeni oluşturmak

Doğru Cevabı Gör
Doğru cevap: B

Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi kurumsal yönetimin temel ilkelerinden biri değildir?
  • A) Adillik

  • B) Şeffaflık

  • C) Hesap verebilirlik

  • D) Sorumluluk

  • E) Merkeziyetçilik

Doğru Cevabı Gör
Doğru cevap: E

Soru 3
Aşağıdakilerden hangisi menfaat sahibine örnek olarak verilemez?
  • A) Çalışan

  • B) Tedarikçi

  • C) Müşteri

  • D) Alacaklı

  • E) Sadece yönetim kurulu üyesi olmayan herhangi bir kişi

Doğru Cevabı Gör
Doğru cevap: E Çünkü menfaat sahibi olabilmek için şirket faaliyetleriyle doğrudan veya dolaylı ilişki gerekir.

Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi Anglo-Sakson modelde öne çıkan kurumsal yönetim sorununa daha uygundur?
  • A) Hakim ortağın azınlığı ezmesi

  • B) Profesyonel yöneticinin pay sahibinden kopması

  • C) Banka hakimiyeti

  • D) Mülkiyet yoğunlaşması

  • E) Aile kontrolünün çok güçlü olması

Doğru Cevabı Gör
Doğru cevap: B

Soru 5
Kurumsal yönetim ilkeleri bakımından “uygula, uygulamıyorsan açıkla” yaklaşımı en çok neyi ifade eder?
  • A) Hiçbir ilkenin bağlayıcı olmamasını

  • B) Zorunlu ilkeler yanında bazı ilkelerde açıklama esaslı uyum mekanizmasının bulunmasını

  • C) Açıklama yapılmadıkça uygulamanın zorunlu olmasını

  • D) Sadece bağımsız denetçiye raporlama yapılmasını

  • E) Şirketin isterse ilkelere hiç uymamasını

Doğru Cevabı Gör
Doğru cevap: B

Soru 6
İlişkili taraf işlemlerinde temel sınav mantığı aşağıdakilerden hangisidir?
  • A) Her işlem otomatik olarak yasaktır

  • B) Her işlem için mutlaka genel kurul gerekir

  • C) İşlem türü ve büyüklüğüne göre yönetim kurulu kararı, değerleme, bağımsız üye onayı ve bazı hallerde genel kurul mekanizması devreye girebilir

  • D) Sadece denetçinin onayı yeterlidir

  • E) Sadece ana ortak işlemleri kapsar

Doğru Cevabı Gör
Doğru cevap: C

Soru 7
Yatırımcı ilişkileri bölümünün temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
  • A) Şirket pazarlama kampanyalarını yönetmek

  • B) Yatırımcılarla ortaklık arasındaki bilgi ve iletişim sürecini düzenli yürütmek

  • C) Yalnızca finansal tablo hazırlamak

  • D) Sadece genel kurul günü görev yapmak

  • E) İç denetim komitesi yerine geçmek

Doğru Cevabı Gör
Doğru cevap: B

Soru 8
Teminat, rehin, ipotek ve kefalet düzenlemelerinin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?
  • A) Şirketin her koşulda grup şirketlerine sınırsız güvence vermesi

  • B) Şirket malvarlığının kontrolsüz biçimde üçüncü kişiler lehine riske atılmasını önlemek

  • C) Sadece bankaları korumak

  • D) Yalnızca bağımsız üyelerin yetkisini artırmak

  • E) Şirketin borçlanmasını tamamen yasaklamak

Doğru Cevabı Gör
Doğru cevap: B

Soru 9
Genel kurulun kurumsal yönetim bakımından ana mantığı aşağıdakilerden hangisidir?
  • A) Pay sahibinin hak kullanımını zorlaştırmak

  • B) Kararları mümkün olduğunca kapalı yürütmek

  • C) Bilgilendirmeyi geciktirmek

  • D) Pay sahipliği haklarının kullanımını kolaylaştırmak ve şeffaflığı artırmak

  • E) Sadece büyük ortakların katılımını sağlamak

Doğru Cevabı Gör
Doğru cevap: D

Soru 10
Bağımsız yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunun onay vermediği bir ilişkili taraf işlemi bakımından aşağıdakilerden hangisi gündeme gelebilir?
  • A) İşlemin otomatik olarak geçerli sayılması

  • B) KAP’ta açıklama ve şartları varsa genel kurul onayı süreci

  • C) Hiçbir işlem yapılmaması

  • D) Sadece sözlü bilgilendirme

  • E) Sadece iç denetim raporu

Doğru Cevabı Gör
Doğru cevap: B

Bölüm Sonu Hızlı Tekrar

Kurumsal yönetim, şirket gücünü disipline eden sistemdir.
Dört ilke: adillik, şeffaflık, hesap verebilirlik, sorumluluk.
TTK altyapıyı kurar, SPK halka açık ortaklıklar için ayrıntıyı getirir.
II-17.1’de bazı ilkeler zorunlu, bazıları uygula-açıkla sistemindedir.
Genel kurulun mantığı hak kullanımını kolaylaştırmaktır.
İlişkili taraf işlemleri ve önemli işlemlerde bağımsız üyeler denge unsurudur.
Yatırımcı ilişkileri bölümü pratik köprüdür.
TRİK kuralları şirket malvarlığını kontrolsüz riskten korur.
URF ve KYBF, kurumsal yönetim raporlamasının güncel araçlarıdır.

Kurumsal Yönetim Tebliği (II-17.1)

Kurumsal yönetim, şirket gücünün keyfi kullanılmasını engelleyen sistemdir.

Yani mevzuatın derdi şudur:

  • çoğunluk, azınlığı ezmesin,
  • yönetim kurulu şirketi şahsi alanı gibi kullanmasın,
  • yatırımcı bilgiye geç veya eksik ulaşmasın,
  • menfaat sahipleri tamamen yok sayılmasın,
  • bağımsız denge mekanizmaları kurulsun.

Bu yüzden konu dört sütun üzerine kurulur:

  1. Pay sahipleri
  2. Kamuyu aydınlatma ve şeffaflık
  3. Menfaat sahipleri
  4. Yönetim kurulu

Senin gönderdiğin metin de tam olarak bu iskelet üzerinde ilerliyor.


1) Pay sahipleri bölümü

Bu bölüm yüzeyde basit görünür. Ama aslında kurumsal yönetimin kalbi buradadır. Çünkü iyi yönetim dediğimiz şeyin ilk testi şudur:

Pay sahibi haklarını gerçekten kullanabiliyor mu?
Yoksa kâğıt üstünde hak var, fiiliyatta yok mu?

Senin metninde bu alan özellikle şu başlıklarda işleniyor:

  • oy hakkı,
  • azınlık hakları,
  • kâr payı hakkı,
  • payların devri.

1.1 Oy hakkı: sadece “oy ver” meselesi değil

Kurumsal yönetim ilkelerine göre oy hakkının kullanılmasını zorlaştırıcı uygulamalardan kaçınılır. Hatta sınır ötesi yatırımcılar dahil olmak üzere her pay sahibine oy hakkını en kolay ve uygun şekilde kullanma imkânı sağlanmalıdır. Bu yaklaşımın anlamı şudur: şirket, pay sahibinin oy kullanmasını teknik oyunlarla veya prosedür kalınlığıyla etkisiz hale getiremez.

Buradaki kritik nokta şu:
Kurumsal yönetim, hakkın tanınmasıyla yetinmez; hakkın kullanılabilir olmasını ister.

Bu yüzden sınavda “oy hakkı vardır” ile “oy hakkı kullanılabilir şekilde düzenlenmiştir” aynı şey değildir.

İmtiyazlı oy hakkı

İlkeler oy hakkında imtiyazdan kaçınılmasını ister. Eğer imtiyaz varsa da halka açık pay sahiplerinin yönetimde temsilini engelleyecek nitelikte olmaması, mümkünse kaldırılması esastır.

Yani mevzuat imtiyaza tamamen kör değildir; ama şu çizgiyi çeker:
İmtiyaz, yönetimi halka açık kısmın tamamen dışında tutacak ölçüde olmamalıdır.

Karşılıklı iştirak ilişkisi

Karşılıklı iştirak ilişkisi hakimiyet ilişkisi de doğuruyorsa, bu yapı içindeki ortaklıkların birbirlerinin genel kurulunda oy hakkını kullanmaları kural olarak istenmez; yalnızca çok zorunlu haller dışında kullanmamaları ve durumun KAP’ta açıklanması esastır.

Bu neyi önler?
Yapay çoğunluk oluşturulmasını.

Yani şirketler birbirlerinin paylarını kullanarak iradeyi çarpıtmasın diye bir fren mekanizması vardır.

Bu başlıkta soru gelirse çoğu zaman doğru seçenek şu mantığa yakındır:
“Pay sahibinin gerçek iradesinin bozulmaması ve oy hakkının fiilen kullanılabilmesi sağlanmalıdır.”

1.2 Azınlık hakları: küçük ortakların görünmez olmaması

Metinde azınlık haklarının kullandırılmasına azami özen gösterileceği belirtiliyor. Ayrıca esas sözleşmeyle azınlık haklarının kapsamı genişletilebilir ve kanuni eşiğin altındaki pay sahiplerine de tanınabilir. Metindeki ifade özellikle “sermayenin yirmide birinden daha düşük orana sahip olanlara da tanınabilir” vurgusunu yapıyor.

Bu çok önemli bir kurumsal yönetim mesajıdır:

İyi yönetim, sadece çoğunluğu dinlemek değildir.
Azınlığı duyulur hale getirmektir.

Sınavda burada iki seviyeli düşün:

  • Kanuni azınlık hakları var.
  • Ama kurumsal yönetim mantığı, bunların genişletilebilmesini de olumlu görür.

Kurumsal yönetim çoğunluğun yönetimi değil, çoğunluğun sınırlandırılmış yönetimidir.

1.3 Kâr payı hakkı: “kâr var mı yok mu?” kadar “politika var mı?” da önemli

Burada öğrencilerin en çok kaçırdığı şey şu:
Soru her zaman “temettü dağıtıldı mı” diye gelmez.
Bazen “temettü dağıtım politikası var mı, açıklanmış mı, tutarlı mı?” diye gelir.

Kurumsal yönetim ilkelerine göre ortaklığın belirli ve tutarlı bir kâr dağıtım politikası bulunmalıdır. Bu politika genel kurul onayına sunulur ve şirketin kurumsal internet sitesinde açıklanır. Politika, pay sahiplerinin gelecekte kârın hangi usul ve esaslara göre dağıtılacağını öngörebileceği açıklıkta asgari bilgileri içermelidir. Yönetim kurulu kârın dağıtılmamasını öneriyorsa bunun nedenleri ve dağıtılmayan kârın kullanım şekli gündem maddesinde yer almalıdır. Üstelik politika, pay sahipleri menfaati ile şirket menfaati arasında dengeli olmalıdır.

Temettü sadece para dağıtımı konusu değildir; öngörülebilirlik ve güven meselesidir.

Şirket bir yıl dağıtır, ertesi yıl dağıtmaz; bu tek başına sorun olmayabilir.
Sorun, bunun ilkesiz, açıklamasız ve keyfi görünmesidir.

Örnek Soru
Aşağıdakilerden hangisi kâr dağıtım politikasına ilişkin kurumsal yönetim yaklaşımına en uygundur?

  • A) Şirket dilerse politika oluşturmadan her yıl ayrı karar alabilir

  • B) Kâr dağıtım politikası yalnızca yönetim kurulunda kalmalı, kamuya açıklanmamalıdır

  • C) Kâr dağıtım politikası belirli ve tutarlı olmalı, genel kurul onayına sunulmalı ve internet sitesinde açıklanmalıdır

  • D) Kâr dağıtım yapılmadığında gerekçe açıklanmasına gerek yoktur

  • E) Politika yalnızca çoğunluk pay sahiplerinin menfaatini gözetmelidir

Doğru Cevabı Gör
Doğru cevap: C

1.4 Payların devri: görünüşte küçük, mantıkta büyük konu

İlkeler, payların serbestçe devredilebilmesini zorlaştırıcı uygulamalardan kaçınılmasını öngörür.

Bu kısa ifade aslında çok büyük bir şeyi korur:
Likiditeyi ve yatırımcının çıkış hakkını.

Payını satamayan yatırımcı, hukuken ortak ama ekonomik olarak kilitlenmiş durumdadır. Bu yüzden kurumsal yönetim, gereksiz devir engellerine sıcak bakmaz.


2) Kamuyu aydınlatma ve şeffaflık: “açıklamak” değil, “doğru biçimde görünür olmak”

Bu bölüm, sadece özel durum açıklamalarıyla sınırlı değildir. Senin yeni metninde özellikle:

  • kurumsal internet sitesi,
  • ortaklık yapısının açıklanması,
  • İngilizce açıklamalar,
  • faaliyet raporu
    başlıkları var.

Şirket ne kadar iyi olursa olsun, yatırımcı onu göremiyorsa kurumsal yönetim eksiktir.

2.1 Kurumsal internet sitesi

İnternet sitesinde sadece birkaç tanıtım metni değil; mevzuatın öngördüğü çok geniş bir bilgi seti bulunmalıdır. Metne göre ticaret sicili bilgileri, ortaklık ve yönetim yapısı, imtiyazlı pay bilgileri, esas sözleşmenin son hali, özel durum açıklamaları, finansal raporlar, faaliyet raporları, izahnameler, genel kurul gündemleri, vekaleten oy formu, geri alım politikası varsa bu politika, kâr dağıtım politikası, bilgilendirme politikası, etik kurallar ve sıkça sorulan sorular dahil geniş bir içerik yer almalıdır. Ayrıca en az son 5 yıllık bilgilere internet sitesinde yer verilmesi gerekir.

Bu çok kritik. Çünkü internet sitesi kurumsal yönetimde sadece “tanıtım sayfası” değildir.
O, yatırımcının kendi kendine denetim yapabildiği açık arşivdir.

Ortaklık yapısının açıklanması

Şirketin ortaklık yapısı, dolaylı ve karşılıklı iştirak ilişkilerinden arındırılarak, %5’in üzerinde payı olan gerçek kişi pay sahiplerinin adları, oranları ve imtiyazları gösterilecek şekilde en az 6 ayda bir güncellenir.

Bu da şu soruyu cevaplar:
“Şirket gerçekte kimin etkisi altında?”

Sınavda burada çok sevilen tuzak şudur:
Sadece pay oranına değil, dolaylı yapının temizlenmiş gösterimine dikkat et.

2.2 Faaliyet raporu: şirketin “resmi anlatısı”

Faaliyet raporu, şirketin yıl içindeki performansını düzgün anlatan resmi belgedir. Ama iyi faaliyet raporu sadece “bu yıl büyüdük” diyen metin değildir. Kurumsal yönetim ilkelerine göre, faaliyet raporu kamuoyunun şirkete ilişkin tam ve doğru bilgiye ulaşmasını sağlayacak ayrıntıda hazırlanmalıdır. Metinde ayrıca faaliyet raporunda özellikle yer verilmesi gereken bazı başlıklar açıkça sayılmıştır: yönetim kurulu üyeleri ve yöneticilerin şirket dışı görevleri, bağımsızlık beyanları, komitelerin yapısı ve etkinliği, yıl içi toplantı sayıları, şirkete etkili mevzuat değişiklikleri, önemli davalar, çıkar çatışmalarını önleme tedbirleri, %5’i aşan karşılıklı iştirakler ve sosyal sorumluluk faaliyetleri.

Faaliyet raporu =
şirketin kendini anlattığı metin değil, kendini açıklamak zorunda olduğu metin

Yani burada “isteğe bağlı pazarlama” değil, “zorunlu açıklama” mantığı vardır.

Örnek Soru 2
Aşağıdakilerden hangisinin yıllık faaliyet raporunda yer alması kurumsal yönetim ilkeleriyle daha doğrudan ilişkilidir?

  • A) Şirketin reklam sloganı

  • B) Yönetim kurulu üyelerinin bağımsızlık beyanları ve komitelerin etkinliğine ilişkin değerlendirmeler

  • C) Yalnızca şirketin satış kampanyaları

  • D) Yönetim kurulunun kişisel görüşleri

  • E) Sadece sektör tahminleri

Doğru Cevabı Gör
Doğru cevap: B

3) Menfaat sahipleri: kurumsal yönetimin en “insani” boyutu

Burası çoğu öğrencinin hızlı geçtiği ama soru gelirse kolay puan alınabilecek bölümdür.

Menfaat sahipleri; çalışanlar, alacaklılar, müşteriler, tedarikçiler, sendikalar ve çeşitli sivil toplum kuruluşları gibi şirket faaliyetleriyle ilgili kişi ve gruplardır. Şirket bunların mevzuat ve sözleşmelerle korunan haklarını korur; hakların açıkça düzenlenmediği durumlarda bile iyi niyet çerçevesinde ve imkanları ölçüsünde çıkarlarını gözetir. Hak ihlali halinde etkili tazmin imkanı sağlanır, menfaat sahipleri şirket politikaları hakkında bilgilendirilir, etik dışı işlemlerin komitelere iletilebileceği mekanizmalar kurulur ve çıkar çatışmalarında dengeli politika izlenir.

Ana fikir

Kurumsal yönetim sadece yatırımcı hukuku değildir.
Aynı zamanda kurumsal davranış hukukudur.

Şirket iyi yönetiliyorsa, bu sadece pay sahibine karşı değil; çalışan, müşteri ve alacaklı karşısında da görünmelidir.

3.1 Menfaat sahiplerinin yönetime katılımı

Metin, başta çalışanlar olmak üzere menfaat sahiplerinin yönetime katılımını destekleyici modellerin geliştirilmesini, önemli kararlarda menfaat sahiplerinin görüşlerinin alınmasını öngörüyor.

Bu doğrudan “herkes oy kullanır” anlamına gelmez.
Ama önemli etkiler doğuran kararların tamamen kapalı kapılar ardında alınmaması gerektiğini gösterir.

“Yönetime katılım” sorulduğunda
Bunu sadece genel kurul gibi düşünme. Katılım, görüş alma, model geliştirme ve iç düzenleme düzeyinde de olabilir.

3.2 İnsan kaynakları politikası: kurumsal yönetim ile insan yönetimi birleşiyor

Metinde eşit fırsat ilkesi, yazılı işe alım ölçütleri, eğitim politikası, çalışanlara adil davranma, kariyer planlaması, bilgilendirme toplantıları, görev tanımları ve ödüllendirme kriterlerinin duyurulması, ayrımcılığa ve kötü muameleye karşı önlem alınması, dernek kurma ve toplu iş sözleşmesi hakkının desteklenmesi ve güvenli çalışma ortamı sağlanması gibi ilkeler yer alıyor.

Buradaki kurumsal yönetim mantığı çok net:

Şirket içi adaletsizlik, zamanla şirket dışı yönetişim sorununa dönüşür.

Yani çalışanı sistemsiz yöneten şirketten, yatırımcıya karşı çok disiplinli davranış beklemek zordur.


3.3 Müşteri, tedarikçi, etik ve sosyal sorumluluk

Şirketin müşteri memnuniyetini gözetmesi, talepleri süratle karşılaması, kalite standartlarına uyması ve ticari sırları koruması beklenir. Ayrıca etik kurallar internet sitesinde açıklanmalı; şirket çevre, tüketici, kamu sağlığı, insan hakları ve yolsuzlukla mücadele konularında duyarlı olmalıdır.

Bu alan SPL’de bazen “çok genel” gibi görünür. Ama soru kökü genelde şöyle gelir:

Aşağıdakilerden hangisi kurumsal yönetim ilkeleri kapsamında menfaat sahiplerine yönelik yaklaşım ile uyumludur?

Ve doğru seçenek çoğu zaman:

  • hızlı tazmin,
  • gizliliğe özen,
  • eşit fırsat,
  • etik mekanizma,
  • güvenli çalışma ortamı
    gibi unsurları içerir.

Örnek Soru 3
Aşağıdakilerden hangisi menfaat sahiplerine ilişkin kurumsal yönetim yaklaşımına uygundur?

  • A) Haklar yalnızca mevzuatta açıkça yazıyorsa korunur

  • B) Menfaat sahiplerinin etik dışı işlemleri bildirebileceği mekanizmalar kurulabilir

  • C) Çalışanlara ilişkin kriterlerin yazılı olması gerekli değildir

  • D) Ticari sırlar müşteri ilişkilerinde önem taşımaz

  • E) Şirket yalnızca pay sahiplerine karşı sorumludur

Doğru Cevabı Gör
Doğru cevap: B

4) Yönetim kurulu: kurumsal yönetimin savaş alanı

Burası bu bölümün en kritik kısmı. Çünkü sınavın zor soruları çoğu zaman burada döner.

Metinde yönetim kurulunun:

  • stratejik rolü,
  • faaliyet esasları,
  • yapısı,
  • bağımsız üyeler,
  • toplantı düzeni,
  • komiteler,
  • mali haklar
    başlıkları ayrıntılı biçimde işlenmiş.

4.1 Yönetim kurulu ne iş yapar?

Kurumsal yönetim ilkelerine göre yönetim kurulu;

  • şirketin stratejik hedeflerini belirler,
  • risk, büyüme ve getiri dengesini gözetir,
  • uzun vadeli şirket çıkarını esas alır,
  • gerekli işgücü ve finansal kaynakları belirler,
  • yönetimin performansını denetler.

Buradaki fark şu:
Yönetim kurulu “günlük iş yapan” organ değildir.
Günlük işi yönetim yürütür; yönetim kurulu yön verir, gözetir ve denetler.

Yönetim kurulu =
strateji + gözetim + denge

4.2 Faaliyet esasları: iyi yönetim sadece iyi niyet değildir, yapı ister

Metne göre yönetim kurulu faaliyetlerini şeffaf, hesap verebilir, adil ve sorumlu şekilde yürütür. Görev dağılımı varsa faaliyet raporunda açıklanır. Risk yönetim ve bilgi sistemleri dahil iç kontrol sistemleri kurulur; yılda en az bir kez risk yönetimi ve iç kontrol sistemleri gözden geçirilir. Yönetim kurulu başkanı ile icra başkanı/genel müdürün yetkilerinin ayrıştırılması esastır; hiç kimse tek başına sınırsız karar verme yetkisi ile donatılmamalıdır. Eğer başkan ile genel müdür aynı kişi ise bu durum gerekçesiyle birlikte KAP’ta açıklanır. Ayrıca yönetici sorumluluk sigortası belli koşullarda KAP’ta açıklanır.

Kurumsal yönetim, “iyi insanları seçelim” projesi değildir.
“Tek kişide aşırı güç toplanmasın” projesidir.

O yüzden:

  • görev ayrımı,
  • iç kontrol,
  • risk yönetimi,
  • açıklama yükümlülüğü
    hep aynı mantığın parçalarıdır.

Örnek Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi yönetim kurulu başkanı ile icra başkanı/genel müdür ilişkisi bakımından kurumsal yönetim ilkesine uygundur?

  • A) Aynı kişi olabilir, açıklamaya gerek yoktur

  • B) Yetkilerin net ayrıştırılması esastır; aynı kişi olması halinde gerekçesiyle KAP’ta açıklama yapılır

  • C) Genel müdür tüm kararlarda sınırsız yetkili olmalıdır

  • D) Yönetim kurulu iç kontrol sistemi kurmak zorunda değildir

  • E) Risk yönetimi yılda hiç gözden geçirilmese de olur

Doğru Cevabı Gör
Doğru cevap: B

4.3 Yönetim kurulunun yapısı: bağımsızlık neden bu kadar vurgulanıyor?

Metne göre yönetim kurulu her durumda en az 5 üyeden oluşmalı; çoğunluğu icrada görevli olmayan üyelerden meydana gelmeli; icrada görevli olmayan üyeler arasında bağımsız üyeler bulunmalı; bağımsız üye sayısı toplam üye sayısının üçte birinden az olmamalı ve her durumda iki üyeden az olamamalıdır. Bağımsız üyelerin görev süresi üç yıla kadar olabilir ve yeniden seçilmeleri mümkündür.

Buradaki mantık:
Şirket yönetim kurulunda sadece “şirketi işletenler” oturursa, kurul gözetim organı olmaktan çıkar.
Bu yüzden icracı olmayan ve özellikle bağımsız üyeler gerekir.

  • İcracı üye: işin içinde, günlük faaliyette etkili
  • İcracı olmayan üye: yönetimde ama günlük akışın içinde değil
  • Bağımsız üye: üstelik etkilerden uzak, tarafsız karar verebilecek kişi

4.4 Bağımsız üye kriterleri: ezberlenecek liste değil, mantık kümeleri

1) İlişkisizlik

Şirketle, hakim ortakla, önemli etkili taraflarla veya bunların kontrol ettiği yapılarla son yıllarda güçlü istihdam, ortaklık ya da önemli ticari ilişki olmamalı. %5’ten fazla pay/oy hakkı gibi yakın bağlar bulunmamalı.

2) Mesleki yeterlilik ve etik güç

Kişi, bağımsız üyelik görevini gereği gibi yerine getirecek bilgi, tecrübe, etik standart ve itibara sahip olmalı.

3) Zaman ve fiili bağımsızlık

Şirket işlerine yeterince zaman ayırabilmeli; aşırı çok şirkette bağımsız üye olmamalı; kamu görevleri gibi tam zamanlı yükler bağımsızlığı fiilen zedelememeli.

4) Süreklilik ve yapısal sınır

Uzun yıllar aynı kurulda kalıp fiilen bağımsızlığını kaybetmemeli; adaylığı ve bağımsızlığı belirli prosedürlerden geçmeli.

Bağımsızlık sadece “hissesi yok” demek değildir.
Bağımsızlık = ilişkisizlik + tarafsızlık + yeterlilik + zaman ayırabilme

4.5 Bağımsız üye adaylık süreci

Metne göre aday gösterme komitesi adayları değerlendirir, aday bağımsızlık beyanı verir, yönetim kurulu listeyi genel kuruldan en az 60 gün önce Kurul’a gönderir, Kurul olumsuz görüş bildirirse aday bağımsız üye olarak sunulamaz. Bağımsızlığın sonradan ortadan kalkması halinde de durum hem yönetim kuruluna hem Kurul’a bildirilir; kural olarak bağımsızlığını kaybeden üye istifa eder ve boşalan yer için yeniden süreç işletilir.

Bağımsız üye sadece seçilmez;
adaylığı, uygunluğu ve devam eden bağımsızlığı izlenir.

4.6 Kadın üye oranı ve denetim komitesinde tecrübe

Metinde yönetim kurulunda kadın üye oranı için %25’ten az olmamak üzere hedef oran ve hedef zaman belirlenmesi gerektiği, ayrıca denetimden sorumlu komite üyelerinden en az birinin denetim/muhasebe/finans alanında 5 yıllık tecrübeye sahip olması gerektiği yer alıyor.

Bunlar sınavda çoğu zaman “ince ayrıntı” gibi gelir ama puan getirir.


4.7 Yönetim kurulu toplantıları

Metne göre yönetim kurulu etkin sıklıkta toplanmalı, gündem önceden belirlenmeli, bilgi ve belgeler zamanında sunulmalı, her üyeye bir oy hakkı tanınmalı, elektronik toplantı imkanı sağlanmalı, toplantılarda konular açıkça tartışılmalı ve muhalif kalan üye gerekçesini karar zaptına geçirebilmelidir. Şirket dışı görevler ise çıkar çatışmasına yol açmamalı ve görev aksatmamalıdır.

Örnek Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi yönetim kurulu toplantı esaslarına uygundur?

  • A) Bilgi ve belgeler üyelerden gizlenebilir

  • B) Muhalif üyenin gerekçesi karar zaptına geçirilemez

  • C) Her üyenin bir oy hakkı bulunur ve üyelerin etkin katılımı sağlanmaya çalışılır

  • D) Toplantı yapılmaksızın sürekli sözlü karar alınması esastır

  • E) Yönetim kurulu üyesinin şirket dışı görevleri hiçbir şekilde açıklanmaz

Doğru Cevabı Gör
Doğru cevap: C

5) Komiteler

Burası çok önemli. Çünkü öğrenciler komite isimlerini karıştırıyor.

Metne göre yönetim kurulu bünyesinde kural olarak:

  • Denetimden Sorumlu Komite
  • Riskin Erken Saptanması Komitesi
  • Kurumsal Yönetim Komitesi
  • Aday Gösterme Komitesi
  • Ücret Komitesi
    oluşturulur. Bazı hallerde aday gösterme ve ücret komitesinin görevlerini kurumsal yönetim komitesi üstlenebilir. Komiteler en az iki üyeli olur; çoğunlukla icrada görevli olmayan üyelerden oluşur; başkanları bağımsız üyeler arasından seçilir; denetim komitesinin tüm üyeleri bağımsız nitelikte olmalıdır; genel müdür/icra başkanı komitelerde görev alamaz.

Komiteleri karıştırmamak için

Bunu mantıkla ayır:

Denetimden sorumlu komite

Finansal raporlama, bağımsız denetim, muhasebe, iç kontrol, iç denetim.
Yani: “rakamlar doğru mu, sistem çalışıyor mu?”

Kurumsal yönetim komitesi

Kurumsal yönetim ilkelerine uyum var mı, yoksa neden yok? Yatırımcı ilişkileri bölümünü gözetir.
Yani: “yönetişim yapısı gerçekten işliyor mu?”

Aday gösterme komitesi

Yönetim kurulu ve üst yönetim aday havuzu, yapı ve verimlilik.
Yani: “kim yönetecek?”

Riskin erken saptanması komitesi

Şirketin varlığını, gelişmesini ve devamını tehlikeye düşürebilecek riskleri erken teşhis eder.
Yani: “tehlike ne, ne zaman vurur?”

Ücret komitesi

Yönetim kurulu üyeleri ve idari sorumluluğu bulunan yöneticilerin ücret politikasını belirleme ve gözetme.
Yani: “neye göre ücret ödenecek?”

Denetim komitesinin özel önemi

Denetim komitesi en az üç ayda bir, yani yılda en az dört kez toplanır. Finansal tabloların doğruluğu konusunda değerlendirme yapar, bağımsız denetim sürecini gözetir, şikayet ve bildirim mekanizmalarını düzenler.

Bu yüzden sınavda komiteler arasında en “teknik” ve en güçlü komite genelde denetim komitesi gibi görünür.

Örnek Soru 6
Aşağıdakilerden hangisi denetimden sorumlu komitenin görevlerinden biridir?

  • A) Yönetim kurulu aday havuzu oluşturmak

  • B) Ücret politikası belirlemek

  • C) Şirketin muhasebe sistemi, bağımsız denetimi ve iç kontrol sisteminin işleyişini gözetmek

  • D) Yalnızca genel kurul davet yazısını hazırlamak

  • E) Sadece insan kaynakları eğitim programlarını yürütmek

Doğru Cevabı Gör
Doğru cevap: C

6) Yönetim kurulu üyeleri ve yöneticilere sağlanan mali haklar

1) Ücretlendirme şeffaf olmalı

Yönetim kurulu üyeleri ve idari sorumluluğu bulunan yöneticilerin ücretlendirme esasları yazılı hale getirilmeli; genel kurul gündeminde ayrı madde olarak pay sahiplerinin bilgisine sunulmalı; ücret politikası internet sitesinde yer almalıdır.

2) Bağımsız üyenin ücreti bağımsızlığı bozmayacak biçimde olmalı

Bağımsız üyelerin ücretlendirmesinde kâr payı, pay opsiyonu veya şirket performansına bağlı ödeme planları kullanılamaz. Çünkü böyle bir yapı bağımsız üyeyi gerçekten bağımsız olmaktan çıkarabilir.

3) Borç ve kredi yasağı

Şirket, yönetim kurulu üyelerine ve idari sorumluluğu bulunan yöneticilere borç veremez, kredi kullandıramaz, mevcut borçların şartlarını lehlerine iyileştiremez ve lehlerine teminat veremez. Ancak bireysel kredi veren kuruluşlar herkes için geçerli şartlarda kredi kullandırabilir.

Kurumsal yönetim, yöneticiyi şirketten maaş alan ama şirketten ayrı bir denetim odağında tutmak ister.
Yönetici ile şirket arasında kontrolsüz kişisel finans bağı kurulursa bu denge bozulur.

Örnek Soru 7
Bağımsız yönetim kurulu üyelerinin ücretlendirilmesinde aşağıdakilerden hangisi kullanılmamalıdır?

  • A) Sabit ücret

  • B) Bağımsızlığı koruyacak düzeyde ödeme

  • C) Kâr payı veya şirket performansına dayalı ödeme planı

  • D) Genel kurul bilgisine sunulan ücret politikası

  • E) Yazılı ücretlendirme esasları

Doğru Cevabı Gör
Doğru cevap: C

Bu Bölümde En Çok Karıştırılan Noktalar

Karıştırma 1: Oy hakkı ile oy gücü aynı şey değildir
Kurumsal yönetimde kullanım kolaylığı esastır. Hesaplamada ise vekalet, intifa ve kontrol edilen işletmeler gibi dolaylı yapılar da devreye girer.

Karıştırma 2: Azınlık hakkı ile çoğunluğa veto hakkı aynı şey değildir
Azınlık hakları denge kurmak içindir; şirketi kilitlemek veya işlemez hale getirmek için değil.

Karıştırma 3: Şeffaflık = her şeyin açıklanması değildir
Ticari sır ile kamuyu aydınlatma dengelenir. Ancak yatırımcı kararını etkileyecek her bilgi net, doğru ve reklamsız olmalıdır.

Karıştırma 4: Bağımsız üye = dışarıdan biri (Yanlış!)
Sadece dışarıdan gelmesi yetmez; ekonomik, yönetsel ve ilişkisel tüm bağlardan arınmış olmalıdır.

Karıştırma 5: Komiteler sembolik organlar değildir
Özellikle denetim ve risk komiteleri, yönetim kurulunun işleyişini somut olarak denetleyen “mutfak” yapılarıdır.


Örnek Soru 8
Aşağıdakilerden hangisi kurumsal internet sitesinde yer alması beklenen içeriklerden biri değildir?

  • A) Faaliyet raporları

  • B) Kâr dağıtım politikası

  • C) Genel kurul gündemleri ve tutanakları

  • D) Etik kurallar

  • E) Yönetim kurulu üyelerinin kişisel sosyal medya hesapları

Doğru Cevabı Gör
Doğru cevap: E

Örnek Soru 9
Aşağıdakilerden hangisi menfaat sahiplerine ilişkin şirket politikasına daha uygundur?

  • A) Haklar sadece pay sahiplerine tanınır

  • B) Menfaat sahiplerinin korunmayan çıkarları hiçbir durumda dikkate alınmaz

  • C) Menfaat sahiplerinin hak ihlali halinde etkili ve süratli tazmin imkanları desteklenir

  • D) Çalışanlara ilişkin kriterler yazılı olmak zorunda değildir

  • E) Müşteri taleplerine cevap vermek zorunlu değildir

Doğru Cevabı Gör
Doğru cevap: C

Örnek Soru 10
Yönetim kurulu bünyesinde oluşturulan komiteler bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  • A) İcra başkanı/genel müdür tüm komitelerde doğal üyedir

  • B) Denetimden sorumlu komitenin tüm üyeleri bağımsız yönetim kurulu üyesi niteliğinde olmalıdır

  • C) Komiteler tek kişiden oluşabilir

  • D) Komiteler KAP’ta açıklanmak zorunda değildir

  • E) Bir üyenin tüm komitelerde görev alması tercih edilir

Doğru Cevabı Gör
Doğru cevap: B

Bölüm Tekrarı: Sınavdan Önce Hatırla

Kurumsal yönetim, şirket gücünü disipline eden sistemdir.

Pay Sahipleri:
Oy hakkı kolay kullanılmalı, imtiyaz yönetim temsiline duvar olmamalı, azınlık korunmalı, kâr dağıtım politikası açık ve dengeli olmalı, pay devri gereksiz yere zorlaştırılmamalı.

Şeffaflık:
İnternet sitesi gerçek bir bilgi bankası olmalı, ortaklık yapısı görünür olmalı, faaliyet raporu ayrıntılı ve açıklayıcı hazırlanmalı.

Menfaat Sahipleri:
Haklar korunmalı, tazmin mekanizması olmalı, çalışan, müşteri ve tedarikçi boyutu unutulmamalı, etik ve sosyal sorumluluk görünür olmalı.

Yönetim Kurulu:
Strateji ve gözetim esastır, başkan ve genel müdür ayrımı önemlidir, bağımsız üyeler denge unsurudur, komiteler gerçek işlev görür.

Ücretlendirme ve Finans:
Ücretlendirme şeffaf olmalı, bağımsız üyeye performans bazlı menfaat verilmemeli, yöneticiye şirketten kişisel finansman akmamalıdır.

Kurumsal Yönetim İlkeleri

Kurumsal yönetim dediğimiz şeyin özünü tek cümleye indirirsek:

Şirket gücünün kötüye kullanılmasını önleyen ve şirketi pay sahipleri ile diğer menfaat sahiplerine karşı dürüst, dengeli ve denetlenebilir hale getiren sistemdir.

Bu cümleyi gerçekten anlarsan, alttaki bütün kurallar yerine oturur.

Çünkü aşağıdaki her düzenleme aslında tek bir soruya cevap verir:

“Şirkette güç kimde ve bu güç nasıl sınırlandırılıyor?”

Bazen bu güç çoğunluk ortakta olur.
Bazen yönetim kurulunda olur.
Bazen icracı yöneticide olur.
Bazen bilgiye erken ulaşan tarafta olur.
Kurumsal yönetim bütün bu güç odaklarını dengelemeye çalışır. Tebliğin sistematiği de tam bu nedenle pay sahipleri, şeffaflık, menfaat sahipleri ve yönetim kurulu başlıklarına ayrılmıştır.

Şimdi bu bölümü dört katlı bir bina gibi düşüneceğiz:

    1. kat: Pay sahipleri
    1. kat: Kamuyu aydınlatma ve şeffaflık
    1. kat: Menfaat sahipleri
    1. kat: Yönetim kurulu

Bu dört katı bir arada düşünmezsen konu dağılır. Bir arada düşünürsen sınavda seçenekleri mantıkla eleyebilirsin.


1) Pay sahipleri: Kurumsal yönetimin ilk testi

Bir şirkette kurumsal yönetim var mı yok mu, bunu anlamanın en kolay yolu şudur:

Pay sahibi gerçekten hak kullanabiliyor mu?
Yoksa hak kâğıt üstünde var ama pratikte etkisiz mi?

Bu nedenle ilk büyük alan pay sahipleridir.

Oy hakkı neden bu kadar önemli?

Pay sahibinin şirketteki temel siyasal hakkı oy hakkıdır. Şirket kâr dağıtabilir, bilgi verebilir, internet sitesi açabilir; ama ortak iradesi sağlıklı işlemiyorsa kurumsal yönetim kağıt üzerinde kalır. Bu yüzden ilkeler, oy hakkının kullanılmasını zorlaştırıcı uygulamalardan kaçınılmasını, hatta sınır ötesi yatırımcı dahil her pay sahibine oy hakkını en kolay ve uygun şekilde kullanma imkanı verilmesini söyler.

Burada dikkat etmen gereken şey şu:
Mevzuat “oy hakkı vardır” demekle yetinmiyor.
“Bu hak fiilen kullanılabilir olmalıdır” diyor.

Yani bir şirket düşün. Genel kurul kağıt üzerinde açık ama:

  • duyurular anlaşılmaz,
  • katılım teknik olarak güç,
  • vekalet süreci karışık,
  • bilgiye erişim yavaş.

Bu durumda formel olarak hak var ama kurumsal yönetim zayıf.


Kurumsal yönetim hakkın tanınmasını değil, kullanılabilirliğini korur.

İmtiyazlı oy hakkı neden şüpheyle karşılanır?

İlkeler oy hakkında imtiyazdan kaçınılmasını ister. İmtiyaz varsa da, özellikle halka açık pay sahiplerinin yönetimde temsilini engelleyecek nitelikteki imtiyazların kaldırılması esas kabul edilir.

Bunun mantığı çok açık:
Halka açık şirket dediğin yerde yatırımcı para koymuş ama yönetimde etkisi tamamen sıfırlanmışsa, o şirketin “açıklığı” ekonomik olarak var, yönetişim olarak yok demektir.

Kanun bazı imtiyazlara bütünüyle yabancı değildir. Ama kurumsal yönetim ilkeleri, imtiyazın kötüye kullanılmasına, özellikle yönetim temsilini bloke etmesine karşıdır.

Karşılıklı iştirak neden tehlikelidir?

Karşılıklı iştirak ilişkisi aynı zamanda hakimiyet ilişkisi yaratıyorsa, bu şirketlerin birbirlerinin genel kurulunda oy kullanmaları kural olarak istenmez; ancak gerekli nisap gibi çok zaruri durumlar istisna olabilir ve bu durum KAP’ta açıklanır.

Bu hükmü ezberlemek yerine şunu düşün:
İki şirket birbirinin ortağıysa ve birbirine oy vererek çoğunluk üretirse, ortada gerçek pay sahibi iradesi değil, yapay çoğunluk oluşur.

Yani bu düzenleme aslında şunu önler:
şirketin kendi kendini dolaylı yoldan yönetmesini

Azınlık hakları neden kurumsal yönetimin omurgasıdır?

Azınlık haklarının kullandırılmasına azami özen gösterilmesi ve hatta esas sözleşmeyle daha düşük oranlara sahip kişilere de tanınabilmesi, kurumsal yönetimin çoğunlukçuluk olmadığını gösterir. Azınlık haklarının kapsamı esas sözleşmeyle genişletilebilir.

Buradaki zihinsel model şu:

  • Şirket yönetimi sadece “çoğunluk ne derse o” mantığıyla kurulursa, küçük ortakların hakkı kağıtta kalır.
  • Kurumsal yönetim ise “çoğunluk yönetsin ama sınırsız yönetemesin” der.

Bu yüzden azınlık hakları, kurumsal yönetimde bir lütuf değil; denge mekanizmasıdır.

Kâr payı hakkını nasıl anlamalısın?

Öğrenciler burada çoğu zaman sadece “temettü dağıtıldı mı?” diye düşünür. Oysa kurumsal yönetim açısından asıl önemli şey kâr dağıtım politikasının öngörülebilirliğidir.

Ortaklığın belirli ve tutarlı bir kâr dağıtım politikası bulunmalı; bu politika genel kurul onayına sunulmalı ve internet sitesinde açıklanmalıdır. Ayrıca politika, pay sahiplerinin gelecekte elde edilecek kârın dağıtım usul ve esaslarını öngörebileceği açıklıkta asgari bilgileri içermelidir. Yönetim kurulu kârın dağıtılmamasını öneriyorsa nedenini ve dağıtılmayan kârın kullanım şeklini gündem maddesinde belirtmelidir. En önemlisi, bu politika pay sahipleri menfaati ile şirket menfaati arasında dengeli olmalıdır.

Kâr dağıtım politikası, pay sahibine şu sorunun cevabını verir:
“Bu şirket kârı nasıl paylaşmayı düşünüyor?”

Bir şirket hiç temettü dağıtmayabilir ama bunu tutarlı, gerekçeli ve öngörülebilir biçimde yapıyorsa kurumsal yönetim açısından daha sağlam görünebilir.
Buna karşılık keyfi, açıklamasız ve dalgalı yaklaşım güveni bozar.

Pay devri neden pay sahipliği başlığında yer alır?

Çünkü pay devri yatırımcının çıkış hakkıdır. İlkeler, payların serbestçe devredilebilmesini zorlaştırıcı uygulamalardan kaçınılmasını öngörür.

Şunu unutma:
Bir yatırımcı şirkete kolay girip çıkamıyorsa, mülkiyet hakkı ekonomik olarak zayıflar.
Bu nedenle devir serbestisi kurumsal yönetimde “ikincil” değil, temel bir unsurdur.

Bu bölümü bitirirken kendine sor

Oy hakkı sadece tanınmış mı, kolaylaştırılmış mı?
İmtiyaz yönetim temsilini boğuyor mu?
Azınlık korunuyor mu?
Kâr politikası öngörülebilir mi?
Payı devretmek gereksiz şekilde zor mu?

Bu sorulara mantıklı cevap verebiliyorsan pay sahipleri bölümünü anlamışsın demektir.


2) Kamuyu aydınlatma ve şeffaflık: Görünmeyen şirket iyi yönetilmiş sayılmaz

Buradaki temel ilke şudur:

Piyasa güveni, şirketin ne olduğu kadar kendini nasıl açıkladığıyla da ilgilidir.

Yani şirket çok iyi çalışıyor olabilir. Ama yatırımcı şirketi anlayamıyorsa, doğru ve güncel bilgiye erişemiyorsa, kurumsal yönetim eksiktir.

Kurumsal internet sitesi neden bu kadar merkezi?

Kurumsal internet sitesi, tanıtım sayfası değil; yatırımcının şirkete ilişkin bilgiyi düzenli ve sistemli biçimde bulduğu resmi vitrin ve arşivdir.

Metne göre internet sitesinde sadece zorunlu açıklamalar değil; ticaret sicili bilgileri, ortaklık ve yönetim yapısı, imtiyazlı pay bilgileri, esas sözleşmenin son hali, özel durum açıklamaları, finansal raporlar, faaliyet raporları, izahnameler, genel kurul belgeleri, vekaleten oy formları, geri alım politikası varsa bu politika, kâr dağıtım politikası, bilgilendirme politikası, etik kurallar, SSS ve şirkete ulaşan bilgi talepleri ile bunlara verilen cevaplar da yer almalıdır. Üstelik en az son 5 yıllık bilgiler korunmalıdır.

Kurumsal internet sitesi =
şirketin hafızası

Yani geçmişi görünmeyen, belgeleri parçalı, politikaları bulunamayan bir şirketin şeffaflığı zayıftır.

Ortaklık yapısının açıklanması ne işe yarar?

Ortaklık yapısının, dolaylı ve karşılıklı iştirak ilişkilerinden arındırılarak ve %5’ten yüksek paya sahip gerçek kişi ortaklar gösterilecek şekilde en az 6 ayda bir güncellenmesi gerekir. Ayrıca pay miktarı, oranı ve imtiyazlar da görünür olmalıdır.

Bu düzenleme şunu sağlar:
Şirketin üzerinde gerçek etki kimin elinde sorusu cevaplanır.

Yani sadece “A şirketi ortağıdır” bilgisi yetmez.
Gerekirse arka plandaki gerçek kişi etkisi de görünmelidir.

Neden İngilizce açıklama ve çok dilli içerik önemli?

Çünkü halka açık şirket sadece yerli yatırımcıya değil, potansiyel olarak uluslararası yatırımcıya da hitap eder. Bu nedenle finansal tablo bildirimleri bazı istisnalar dışında Türkçe yanında İngilizce de açıklanır. Ayrıca internet sitesi içeriğinin de yabancı dillerde, Türkçe ile aynı içerikte hazırlanması öngörülür.

Kurumsal yönetim raporlamasının bugün URF ve KYBF üzerinden yürütülmesi de aslında bu şeffaflık mantığının teknik uzantısıdır.

Faaliyet raporu neden “yıllık özet”ten daha fazlasıdır?

Faaliyet raporu, kamuoyunun şirket hakkında tam ve doğru bilgiye ulaşmasını sağlayacak ayrıntıda hazırlanmalıdır. Bu raporda sadece finansal sonuçlar değil, yönetim kurulu üyeleri ve yöneticilerin şirket dışı görevleri, bağımsızlık beyanları, komitelerin yapısı ve etkinliği, toplantı sayıları, önemli mevzuat değişiklikleri, önemli davalar, hizmet alınan kurumlarla çıkar çatışmaları, %5’i aşan karşılıklı iştirakler ve sosyal sorumluluk faaliyetleri de yer alır.

Burası çok kritik. Çünkü faaliyet raporu şirketin “hikaye anlattığı” belge değil, kendini açıklamak zorunda olduğu belgedir.

Sınavda bunu şöyle ayır:
reklam dili ≠ faaliyet raporu
tanıtım broşürü ≠ faaliyet raporu
kurumsal açıklama = doğruluk + yeterlilik + görünürlük
Bu bölümü bitirirken kendine sor

İnternet sitesi yaşayan bir arşiv mi?
Ortaklık yapısı gerçek gücü gösteriyor mu?
Faaliyet raporu gerçekten açıklayıcı mı?
Yatırımcı şirkete bakınca karanlık alan kalıyor mu?

Bu sorular şeffaflık bölümünün özüdür.


3) Menfaat sahipleri: Kurumsal yönetimin insan boyutu

Kurumsal yönetim sadece pay sahipleri için kurulmuş bir sistem değildir. Menfaat sahipleri; çalışanlar, alacaklılar, müşteriler, tedarikçiler, sendikalar ve çeşitli sivil toplum kuruluşları gibi, şirketle ilgisi olan tüm kişi ve gruplardır. Şirket bunların mevzuat ve sözleşmelerle tanınmış haklarını korur; açık koruma yoksa bile iyi niyet kuralları çerçevesinde ve imkanları ölçüsünde menfaatlerini gözetir.

İyi yönetilen şirket, sadece ortakları için iyi yönetilen şirket değildir.

Tazmin mekanizması neden önemlidir?

Bir hak varsa, ihlal edildiğinde başvurulacak bir mekanizma da olmalıdır. Bu nedenle metin, menfaat sahiplerinin korunan hakları ihlal edildiğinde etkili ve süratli tazmin imkanı sağlanmasını öngörür. Ayrıca çalışanlara yönelik tazminat politikası oluşturulup internet sitesinde açıklanır.

Yani kurumsal yönetim sadece “yanlış yapma” demez;
“yanlış olursa telafi et” de der.

Bilgilendirme ve ihbar mekanizmaları neden birlikte düzenlenir?

Çünkü menfaat sahibinin haklarını koruyabilmesi için önce neyin hakkı olduğunu bilmesi gerekir. Bu nedenle menfaat sahipleri, şirket politikaları ve prosedürleri hakkında bilgilendirilir. Ayrıca şirket içinde mevzuata aykırı veya etik açıdan uygun olmayan işlemlerin kurumsal yönetim komitesine veya denetimden sorumlu komiteye iletilebilmesi için mekanizmalar kurulur.

Buradaki mantık:

  • bilgilendirilmeyen kişi hakkını kullanamaz,
  • bildirim kanalı olmayan şirket hatayı içeride saklar.

Çıkar çatışması neden menfaat sahipleri bölümünde de geçiyor?

Çünkü şirket sadece pay sahipleriyle sınırlı bir çıkar alanı değil. Çalışan, müşteri, alacaklı, tedarikçi gibi farklı grupların menfaatleri bazen çatışabilir. Bu durumda dengeli politika izlenmesi ve her hakkın bağımsız korunması hedeflenir.

Şunu unutma:
Kurumsal yönetim “tek menfaatin egemenliği” değil, menfaatlerin dengelenmesidir.

Menfaat sahiplerinin yönetime katılımı ne demektir?

Bu, herkese genel kurulda oy hakkı verilmesi anlamına gelmez. Buradaki anlam; başta çalışanlar olmak üzere menfaat sahiplerinin yönetime katılımını destekleyici modeller geliştirilmesi ve önemli kararlarda görüşlerinin alınmasıdır. Bu modeller iç düzenlemelere veya esas sözleşmeye de konabilir.

Yani yönetime katılım bazen:

  • danışma,
  • görüş alma,
  • temsil,
  • iç mekanizma kurma
    şeklinde ortaya çıkar.

İnsan kaynakları neden kurumsal yönetim konusudur?

Çünkü şirket içindeki adaletsizlik, zamanla şirket dışı yönetişim sorununa dönüşür. Bu nedenle metin çok detaylı şekilde:

  • işe alım ve kariyer planlamasında eşit fırsatı,
  • yazılı alım kriterlerini,
  • eğitim politikalarını,
  • bilgilendirme toplantılarını,
  • çalışanları ilgilendiren kararların duyurulmasını,
  • görev tanımı ve performans kriterlerinin açıklanmasını,
  • ayrımcılığa ve kötü muameleye karşı önlemleri,
  • dernek kurma ve toplu iş sözleşmesi hakkını,
  • güvenli çalışma ortamını
    vurgular.

Çalışanı adil yönetemeyen şirket, pay sahibine karşı da sürdürülebilir biçimde iyi yönetilemez.

Müşteri ve tedarikçi ilişkileri neden burada?

Çünkü şirket sadece bir mülkiyet yapısı değil; piyasada mal ve hizmet üreten bir organizasyondur. Bu yüzden müşteri memnuniyeti, taleplerin süratle karşılanması, kalite standartları ve ticari sırların korunması kurumsal yönetimin parçası sayılır.

Etik kurallar ve sosyal sorumluluk neden hukuki metinde yer alıyor?

Çünkü sermaye piyasasında güven sadece bilanço doğruluğundan doğmaz. Şirket çevreye, tüketiciye, insan haklarına ve yolsuzlukla mücadeleye yaklaşımıyla da güven üretir ya da yok eder. Bu nedenle şirket faaliyetlerinin kamuya açıklanan etik kurallar çerçevesinde yürütülmesi ve sosyal sorumluluklara duyarlı olunması istenir.


4) Yönetim kurulu

Şimdi kurumsal yönetimin en kritik alanına geldik. Çünkü şirket gücü çoğu zaman burada toplanır.

Yönetim kurulu, şirketin günlük işlerini bizzat yapan organ değil; yön veren, gözeten, dengeleyen ve hesap veren organdır.

Yönetim kurulunun işlevi nedir?

Metne göre yönetim kurulu stratejik kararlar alır, risk-büyüme-getiri dengesini en uygun düzeyde tutar, uzun vadeli şirket çıkarlarını gözetir, gerekli işgücü ve finansal kaynakları belirler ve yönetimin performansını denetler.

Sınav Notu
yönetim kurulu = strateji
yönetim = icra
komiteler = derinleştirilmiş gözetim

Faaliyet esaslarında neden şeffaflık, hesap verebilirlik, adillik ve sorumluluk tekrar geçiyor?

Çünkü dört temel ilke sadece teorik kavram değil; yönetim kurulunun çalışma tarzına dönüşmek zorunda. Bu nedenle yönetim kurulu faaliyetlerini şeffaf, hesap verebilir, adil ve sorumlu şekilde yürütür. Görev dağılımı varsa bunu açıklar. İç kontrol sistemlerini kurar. Risk yönetimini yılda en az bir kez gözden geçirir.


Yönetim kurulu iyi niyetli kişiler topluluğu değil; kurallı bir yönetim mekanizması olmalıdır.

Başkan ile genel müdür neden ayrılmalı?

Yönetim kurulu başkanı ile icra başkanı/genel müdürün yetkilerinin net biçimde ayrılması esastır. Aynı kişi olmaları halinde bu durum gerekçesiyle birlikte KAP’ta açıklanır. Üstelik şirkette hiç kimse tek başına sınırsız karar verme yetkisiyle donatılmamalıdır.

Bu, kurumsal yönetimin belki de en net cümlelerinden biridir.
Çünkü burada doğrudan “gücün tek elde toplanması” sorunu hedef alınır.

Yönetici sorumluluk sigortası ne anlatır?

Yönetim kurulu üyelerinin görevleri esnasındaki kusurları nedeniyle şirkete verecekleri zarar belli koşullarda sigortalanabilir; bu da KAP’ta açıklanır.

Bu, kurul üyeliğinin sembolik bir unvan olmadığını; sorumluluk doğuran gerçek bir görev olduğunu gösterir.


5) Yönetim kurulunun yapısı

Üye sayısı neden en az 5?

Çünkü kurul hem verimli çalışmalı hem de komiteler kurulabilmelidir. Beşten az üye, özellikle komite yapısında kurumsal yönetişimi zayıflatır. Bu nedenle üye sayısı her durumda en az 5’tir.

İcracı olmayan üyeler neden çoğunlukta?

Çünkü yönetim kurulunun çoğunluğu günlük faaliyetin içinde olursa, kurul gözetim organı olmaktan çıkar; icranın uzantısına dönüşür. Bu yüzden çoğunluğun icrada görevli olmayan üyelerden oluşması gerekir.

Bağımsız üyeler neden ayrıca istenir?

Çünkü icracı olmayan olmak yetmez. Kişi günlük işin içinde olmayabilir ama yine de:

  • hakim ortakla yakın ilişkide olabilir,
  • şirketten ekonomik olarak bağımlı olabilir,
  • çeşitli bağlarla tarafsızlığını kaybetmiş olabilir.

Bu nedenle icracı olmayan üyeler arasında ayrıca bağımsız üyeler aranır. Bağımsız üye sayısı toplam kurulun en az üçte biri olmalı ve her durumda iki kişiden az olmamalıdır. Görev süreleri üç yıla kadar olabilir.

Bağımsız üye kriterlerini ezberlemeden nasıl öğrenirsin?

Burada on tane kriter sayılıyor. Bunları tek tek ezberlersen karışır. Dört kümeye ayırırsan unutmazsın:

1. Bağsızlık
Şirketle, hakim ortakla ve ilişkili yapılarla son beş yılda güçlü istihdam, ortaklık veya önemli ticari ilişki olmamalı; %5’i aşan pay/oy bağı bulunmamalı.

2. Yeterlilik
Mesleki eğitim, bilgi ve tecrübe olmalı; şirkete olumlu katkı verebilecek nitelikte olmalı.

3. Tarafsızlık ve etik güç
Pay sahipleri arasındaki çıkar çatışmalarında tarafsız kalabilecek etik standartlara ve itibara sahip olmalı.

4. Fiili bağımsızlık
Şirkete zaman ayırabilmeli, aynı anda çok fazla şirkette bağımsız üye olmamalı, çok uzun süre aynı kurulda kalıp fiilen bağımsızlığını kaybetmemeli.

Bu şekilde düşündüğünde bağımsız üye artık bir “liste maddesi” değil, bir profil haline gelir.

Adaylık süreci neden bu kadar ayrıntılı?

Çünkü bağımsızlık ilanla doğmaz; süreçle test edilir.

Bu nedenle:

  • aday gösterme komitesi adayları değerlendirir,
  • aday bağımsızlık beyanı verir,
  • yönetim kurulu aday listesini genel kuruldan en az 60 gün önce Kurul’a gönderir,
  • Kurul olumsuz görüş verirse aday bağımsız üye olarak sunulamaz,
  • genel kurul kararı ve karşı oy gerekçeleri de açıklanır.

Yani bağımsızlık hem seçim öncesi hem seçim sonrası izlenen bir statüdür.

Bağımsızlık sonradan kaybedilirse ne olur?

Bağımsızlığı ortadan kaldıran bir durum doğarsa, üye bunu derhal yönetim kuruluna ve Kurul’a bildirir; ilke olarak istifa eder. Sonra aday gösterme komitesi yeni değerlendirme yapar ve boşluk geçici olarak doldurulur.

Bağımsızlık bir kere kazanılıp sonsuza kadar taşınan etiket değildir.

Kadın üye oranı ve denetim komitesi tecrübesi

Yönetim kurulunda kadın üye oranı için %25’ten az olmamak üzere hedef oran ve hedef zaman belirlenir. Ayrıca denetim komitesi üyelerinden en az birinin denetim/muhasebe/finans alanında 5 yıllık tecrübeye sahip olması gerekir.


6) Yönetim kurulu toplantıları

Hazırlıksız, belgesiz, tartışmasız yönetim kurulu kararı iyi yönetişim üretmez.

Bu nedenle yönetim kurulu etkin sıklıkta toplanır; gündem başkan tarafından belirlenir; bilgi ve belgeler yeterli zaman önce sunulur; katılamayan üyenin yazılı görüşü diğer üyelere iletilir; her üyenin bir oy hakkı vardır; elektronik toplantı imkanı sağlanır; gündem maddeleri açıkça ve her yönüyle tartışılır; muhalif üye gerekçesini karar zaptına geçirebilir. Ayrıca üyelerin şirket dışı görevleri çıkar çatışmasına yol açmamalı ve şirketteki görevlerini aksatmamalıdır.

Sınav Notu
İyi toplantı = eşit bilgi + gerçek tartışma + kayıtlı muhalefet

7) Komiteler: Yönetim kurulunun uzmanlaşmış elleri

Bu bölüm çok sorulur çünkü öğrenciler komite adlarını karıştırır.

Yönetim kurulu her şeyi tek başına derinlemesine takip edemez. Bu yüzden belli alanlarda komiteler kurulur.

Hangi komiteler?

  • Denetimden sorumlu komite
  • Riskin erken saptanması komitesi
  • Kurumsal yönetim komitesi
  • Aday gösterme komitesi
  • Ücret komitesi

Bazı durumlarda aday gösterme ve ücret komitesi görevlerini kurumsal yönetim komitesi üstlenebilir. Komitelerin görev alanları ve çalışma esasları yönetim kurulu tarafından belirlenip KAP’ta açıklanır. En az iki üyeden oluşurlar; çoğunlukla icracı olmayan üyelerden kurulur; başkanları bağımsız üyeler arasından seçilir; denetim komitesinin tüm üyeleri bağımsız olmalıdır; genel müdür/icra başkanı komitelerde görev alamaz.

Denetimden sorumlu komite ne yapar?

Muhasebe sistemi, finansal bilgilerin kamuya açıklanması, bağımsız denetim, iç kontrol ve iç denetim sisteminin işleyişi ve etkinliğini gözetir. Bağımsız denetim kuruluşunun seçimi ve denetim süreci onun gözetimindedir. Şikayet ve bildirim mekanizmalarını belirler. Kamuya açıklanacak finansal tabloları değerlendirerek yönetim kuruluna yazılı görüş verir. Yılda en az dört kez toplanır.

Denetim komitesi = şirketin finansal dürüstlüğünün bekçisi

Kurumsal yönetim komitesi ne yapar?

Kurumsal yönetim ilkelerine uyulup uyulmadığını inceler; uyulmuyorsa gerekçeyi ve bundan doğan çıkar çatışmalarını tespit eder; iyileştirici tavsiyelerde bulunur ve yatırımcı ilişkileri bölümünü gözetir.

Kurumsal yönetim komitesi = sistemin aynası

Aday gösterme komitesi ne yapar?

Yönetim kurulu ve idari sorumluluğu bulunan yöneticilik pozisyonları için uygun adayları belirleme, değerlendirme ve eğitme; kurul yapısı ve verimliliği hakkında değerlendirme yapma görevini üstlenir.

Aday komitesi = kim yönetecek sorusunun kurumsal cevabı

Riskin erken saptanması komitesi ne yapar?

Şirketin varlığını, gelişmesini ve devamını tehlikeye düşürebilecek riskleri erken teşhis eder; önlem alınması ve risk yönetimi için çalışır; risk yönetim sistemlerini en az yılda bir gözden geçirir.

Risk komitesi = daha sorun çıkmadan alarm veren organ

Ücret komitesi ne yapar?

Yönetim kurulu üyeleri ve idari sorumluluğu bulunan yöneticilerin ücretlendirme ilke, kriter ve uygulamalarını uzun vadeli hedefleri dikkate alarak belirler; ücret önerilerini yönetim kuruluna sunar.

Ücret komitesi = “neye göre ne kadar” sorusunun kurumsal cevabı

8) Yönetim kurulu üyeleri ve yöneticilerin mali hakları

Buradaki sorun çok açık:
Yöneticiye ücret vereceksin ama bağımsızlığı ve objektifliği de bozmayacaksın.

Performans değerlendirmesi

Yönetim kurulu, şirketin kamuya açıklanan operasyonel ve finansal performans hedeflerine ulaşmasından sorumludur. Hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığı ve ulaşılamadıysa nedenleri faaliyet raporunda açıklanır. Kurul hem kendi hem üyelerin hem de idari sorumluluğu bulunan yöneticilerin performansını değerlendirir.

Ücret politikasının yazılı olması neden şart?

Çünkü ücretlendirme keyfi olursa yönetişim bozulur. Bu nedenle yönetim kurulu üyeleri ve idari sorumluluğu bulunan yöneticilerin ücretlendirme esasları yazılı hale getirilir, genel kurul gündeminde ayrı madde olarak pay sahiplerinin bilgisine sunulur ve internet sitesinde yayımlanır.

Bağımsız üyeler neden performansa bağlanamaz?

Bağımsız üyelerin ücretlendirmesinde kâr payı, pay opsiyonu veya şirket performansına dayalı ödeme planları kullanılamaz. Çünkü böyle bir sistem bağımsız üyeyi psikolojik ve ekonomik olarak taraf yapabilir. Ücret, bağımsızlığı koruyacak düzeyde olmalıdır.

Borç ve kredi yasağı neden var?

Şirket yönetim kurulu üyelerine ve idari sorumluluğu bulunan yöneticilere borç veremez, kredi kullandıramaz, borç ve kredilerin şartlarını lehlerine iyileştiremez, lehlerine teminat veremez. Ancak bireysel kredi veren kuruluşlar herkese uyguladıkları şartlarla kredi verebilir.

Bunun mantığı çok nettir:
Şirket ile yönetici arasında kontrolsüz kişisel finans bağı kurulursa tarafsız karar almak zorlaşır.

Açıklama yükümlülüğü

Yönetim kurulu üyelerine ve idari sorumluluğu bulunan yöneticilere verilen ücretler ile diğer tüm menfaatler yıllık faaliyet raporuyla kamuya açıklanır; kişi bazında açıklama esastır.


Son Kontrol: Kendini Test Et

1. Oy hakkı neden sadece “hak” değil, aynı zamanda “erişim” meselesidir?
2. İmtiyazlı oy hakkı ne zaman kurumsal yönetim sorunu haline gelir?
3. Azınlık haklarının genişletilebilmesi neden önemlidir?
4. Kâr dağıtım politikasında neden “denge” kelimesi geçer?
5. Kurumsal internet sitesi neden tanıtım sayfası değil, kurumsal hafızadır?
6. Faaliyet raporunu faaliyet raporu yapan şey nedir?
7. Menfaat sahipleri neden sadece çalışanlar değildir?
8. Etik ihbar mekanizması neden kurumsal yönetim konusudur?
9. Başkan ile genel müdür ayrımı neden önemlidir?
10. İcracı olmayan üye ile bağımsız üye arasındaki fark nedir?
11. Bağımsız üye kriterlerini dört kümeye ayırınca ne çıkıyordu?
12. Denetim komitesi ile kurumsal yönetim komitesinin farkı nedir?
13. Neden bağımsız üyenin ücreti performansa bağlanamaz?
14. Şirket neden yöneticisine borç veremez?

Bu soruları akıcı cevaplayabiliyorsan, ezber yapmadan öğrenmişsin demektir.

Portföy Yönetim Şirketleri (III-55.1)

Bir başkasının parasını yöneten kuruma neden bu kadar sıkı kural konur?
Çünkü asıl risk, yönetenin değil, paranın asıl sahibinindir. Sıkı kurallar bu güven ilişkisinin sarsılmamasını sağlar.

Cevap basit:
Çünkü burada şirket kendi parasını değil, yatırımcının parasını yönetir. O yüzden sıradan bir ticari şirketten daha fazla güven, daha fazla organizasyon, daha fazla kontrol, daha fazla şeffaflık gerekir. Tebliğin amacı da tam olarak portföy yönetim şirketlerinin kuruluşunu, faaliyet esaslarını, yöneticilerini, personelini ve yürüttükleri portföy yöneticiliği, yatırım danışmanlığı, fon katılma payı pazarlama-dağıtım gibi faaliyetleri düzenlemektir. Ayrıca tebliğ, yönetilen portföy büyüklüğüne göre özsermaye yükümlülükleri kurar ve şirketlerin hangi yan hizmetleri sunabileceğini de buna bağlar.

Şimdi bunu zihninde bir güven kasası sistemi gibi düşün:

  • kasayı kurmak için belli koşullar gerekir,
  • kasayı açmak için ayrıca izin gerekir,
  • kasanın içinde çalışan herkes uygun nitelikte olmalıdır,
  • kasanın içinde kamera, alarm, yedekleme ve denetim sistemi bulunmalıdır,
  • kasa görevlisi kasadaki para ile kendi parasını karıştırmamalıdır,
  • sistem bozulursa devlet müdahale eder.

Portföy yönetim şirketi bölümü tam olarak budur.


1) Portföy yönetim şirketi nedir?

Portföy yönetim şirketi, ana faaliyet konusu yatırım fonlarının kurulması ve yönetimi olan, anonim ortaklık şeklinde kurulan bir sermaye piyasası kurumudur. Ana faaliyet alanı sadece yatırım fonlarıyla sınırlı da değildir; yatırım ortaklıklarının, emeklilik yatırım fonlarının ve bunların yurt dışındaki muadili yabancı kolektif yatırım kuruluşlarının portföylerinin yönetimi de bu kapsamda değerlendirilir. Tebliğ ayrıca belirli alanlarda uzmanlaşmış şirket modellerine de izin verir: yalnızca yabancı kolektif yatırım kuruluşu kurup yöneten, yalnızca girişim sermayesi yatırım fonu kurup yöneten, yalnızca gayrimenkul yatırım fonu kurup yöneten ya da gayrimenkul ve girişim sermayesi fonlarını birlikte yöneten portföy yönetim şirketleri kurulabilir.

Portföy yönetim şirketi bir “yatırım tavsiyesi veren ofis” değildir.
Asıl kimliği, portföyü fiilen yöneten profesyonel kuruluştur.

Bu yüzden tebliğ, onu sıradan bir danışmanlık şirketi gibi değil, yatırımcı güveni taşıyan kurumsal yapı olarak ele alır.

Kendi kendine şu kısa soruyu sor:

Portföy yönetim şirketinin merkezi işi ne?
Cevap: Fon kurmak ve portföy yönetmek.

Bu cümle oturursa sonraki maddelerin yarısı kolaylaşır.


2) Şirket ne yapabilir, ne yapamaz?

Önce faaliyet alanını netleştir

Portföy yönetim şirketi, Kurul’dan yetki belgesi almak koşuluyla portföy yöneticiliği ve yatırım danışmanlığı yapabilir. Tek bir yetki belgesiyle bir veya birden fazla yatırım hizmeti ve faaliyeti izni verilebilir. Yetki belgesine tabi olmadan ama Kurula bildirim yaparak yürütülebilecek bazı yan hizmetler de vardır: yatırım araştırması ve finansal analiz, genel tavsiye, belli özsermaye koşullarına bağlı sermaye piyasaları danışmanlığı, servet yönetimi ve finansal planlama gibi yan hizmetler bunlar arasındadır. Faaliyet izni başvurusunda planlanan yan hizmetler de bildirilir; sonradan yeni yan hizmet eklenecekse ayrıca bildirim gerekir ve Kurul 20 iş günü içinde aksi yönde görüş bildirmezse yan hizmet yürütülebilir.

Ama burada çok önemli bir fark var:
Bu şirket her şeyi yapabilen finansal süpermarket değildir.

Portföy yönetim şirketleri:

  • aracılık faaliyetinde bulunamaz,
  • kendi mali taahhütlerini içeren evrak çıkaramaz,
  • ödünç para verme işlemi yapamaz,
  • kısa süreli nakit ihtiyacının karşılanması dışında kredi alamaz,
  • tebliğde izin verilen faaliyetler dışında ticari, sınai veya zirai faaliyette bulunamaz,
  • mevduat toplayamaz,
  • bazı ortaklıklarda belli oranları aşan pay sahibi olamaz.

Portföy yöneticisi, yatırımcı parasını yönetir; kendi başına banka, aracı kurum, ticari işletme veya kredi kurumu gibi davranamaz.

Yani tebliğ onun faaliyet alanını genişletmekten çok, odaklı ve kontrollü tutmaya çalışır.

Bir portföy yönetim şirketi neden mevduat toplayamaz?
Çünkü o bir banka değildir; fon ve portföy yöneticisidir.
Bu fark sınavda çok önemli.


3) Kuruluş şartları neden bu kadar sıkı?

Şimdi işin “kapıdan giriş” kısmına geldik.
Tebliğ der ki: Bu işi herkes kurup yapamaz.

Kuruluş izni başvurusunun değerlendirilebilmesi için şirketin:

  • kayıtlı sermaye sistemine tabi anonim ortaklık şeklinde kurulması,
  • paylarının tamamının nama yazılı olması,
  • paylarının nakit karşılığı çıkarılması,
  • başlangıç sermayesinin en az 75.000.000 TL olması,
  • esas sözleşmesinin Kanun ve Kurul düzenlemelerine uygun olması,
  • kurucu ortaklarının ve önemli etkiye sahip ortaklarının belirli dürüstlük, mali güç ve temiz geçmiş şartlarını taşıması,
  • ortaklık yapısının şeffaf ve açık olması
    zorunludur. Önemli etkiye sahip ortak; doğrudan ya da dolaylı olarak %5 veya daha fazla paya/oy hakkına sahip olan ya da bu oranın altında olsa bile yönetim kurulu çoğunluğunu seçme veya aday gösterme imtiyazı veren paylara sahip olan kişidir.

Buradaki kritik eğitim noktası şu:

Bu şartlar “formal evrak listesi” değildir.
Aslında üç soruya cevap verir:

1. Şirketin parası gerçek mi?
Bu yüzden payların nakit karşılığı çıkarılması ve asgari sermaye aranır.

2. Şirketin sahipleri güvenilir mi?
Bu yüzden iflas, konkordato, ağır suç mahkumiyeti, işlem yasağı, muaccel vergi borcu, dürüstlük ve itibar kriterleri aranır.

3. Şirketin arkasındaki güç şeffaf mı?
Bu yüzden ortaklık yapısı açık ve izlenebilir olmalıdır.

Kurucu ortaklar için öngörülen nitelikler çok kapsamlıdır: müflis olmamak, konkordato ilan etmemiş olmak, faaliyet izni iptal edilen yapılarda sorumlu olmamak, belirli suçlardan mahkum olmamak, işlem yasaklı olmamak, muaccel vergi borcu taşımamak, dürüstlük ve itibara sahip olmak ve gerekli mali güce sahip bulunmak bunların başlıcalarıdır. Aynı mantık önemli etkiye sahip ortaklar için de büyük ölçüde aranır.

Neden nama yazılı pay?

Çünkü bu işte “kimin şirketi yönettiği” görünmez olamaz.
Hamiline gibi iz sürmeyi zorlaştıran yapı, bu tebliğin güven mantığına uymaz.

Neden 75 milyon TL?

Ezberlemek için değil, anlamak için düşün:
Bu rakam “bu işi küçük bir masa başı şirketi gibi yapamazsın” mesajıdır.
Kurul, bu alanda kurumsal dayanıklılık görmek istiyor.


4) Kuruluş süreci

Kuruluş için standart başvuru formu, esas sözleşme taslağı, noter onaylı beyanname, tüzel kişi kurucuların yetkili organ kararları, kurucuların ve önemli etkiye sahip ortakların şartları taşıdığını gösteren belgeler ve Kurulun isteyebileceği diğer belgelerle başvuru yapılır. Kurul gerekli belgeler eksiksiz sunulduktan sonra başvuruyu altı ay içinde karara bağlar. Uygun görürse şirket, kuruluş işlemlerini tamamlamak için Ticaret Bakanlığına başvurur. Tüzel kişi kurucu ortakların bağımsız denetimden geçmiş mali tabloları gönderilmişse bazı beyanname zorunlulukları aranmayabilir. Yurt dışında yerleşik kişiler bakımından belge muadilleri istenir; Kurul tercüme de talep edebilir. Hatta bazı durumlarda kurucu tüzel kişiler için özel bağımsız denetim şartı bile aranabilir.

Buradaki en güzel öğrenme tekniği şu:
Süreci “üç kapı” olarak düşün.

1. Kapı: Kuruluş izni
2. Kapı: Ticaret ve tescil süreci
3. Kapı: Faaliyet izni

Birçok öğrenci bunları birbirine karıştırır.
Ama aslında şirket önce “kurulmaya uygun” bulunur, sonra “kurulur”, sonra ayrıca “faaliyet göstermeye yetkili” hale gelir.

5) Faaliyet izni neden ayrı?

Çünkü devlet sana şunu söyler:
“Kuruldun diye hemen yatırımcı parası yönetemezsin.”

Şirket, kuruluş izninin tebellüğünden itibaren en geç 3 ay içinde faaliyet izni ve yetki belgesi almak için başvurmak zorundadır; aksi halde kuruluş izni iptal edilir. Makul gerekçeler varsa bu süre bir defaya mahsus üç ay daha uzatılabilir.

Bu çok önemli bir eşiktir.
Kuruluş izni “niyet ve yapı” ile ilgilidir.
Faaliyet izni ise “sistem gerçekten kurulmuş mu?” sorusuyla ilgilidir.

Faaliyet izni için ne aranır?

Şirketin:

  • kuruluş şartlarını kaybetmemiş olması,
  • sermaye yeterliliği yükümlülüklerini yerine getirmesi,
  • gerekli teminatları Takasbank nezdinde bloke etmesi,
  • portföy saklayıcısı ile sözleşme imzalaması,
  • yönetici ve personel şartlarını sağlaması,
  • yeterli sayıda portföy yöneticisi istihdam etmesi,
  • araştırma birimi kurması,
  • muhasebe, kayıt, bilgi-belge, haberleşme ve teknik altyapıyı oluşturması,
  • genel müdürü atamış olması,
  • çıkar çatışması, iç kontrol, risk yönetimi, teftiş, fon hizmet birimi ve dışarıdan hizmet alımı yapısını kurmuş olması
    gerekir. Ayrıca ihtisas personelinin görev, yetki ve sorumlulukları ile iş akışları yazılı hale getirilip yönetim kurulu kararıyla personele imza karşılığı teslim edilir.

Sınav Notu: Faaliyet İzni =
para + insan + sistem + kontrol + saklama + yazılı prosedür

Eğer bu altı unsurdan biri eksikse, şirket “yasal olarak var” olabilir ama “yatırımcı parasını yönetecek düzeyde hazır” kabul edilmez.


6) Portföy saklayıcısı neden ayrı bir kurum?

Bu, portföy yönetimi alanının en kritik güvenlik kilitlerinden biridir.

Tebliğ, portföy saklama hizmeti alındığını ve bunun için portföy saklayıcısı ile sözleşme bulunduğunu faaliyet izninin şartlarından biri haline getirir. Ayrıca portföy saklayıcısı ve fon portföyüne varlık alım-satımında aracılık eden yatırım kuruluşunun yöneticileri veya temsilcileri, portföy yönetim şirketinde ortak, yönetici ya da temsilci olamaz; aynı şekilde portföy yönetim şirketi yöneticileri de portföy saklayıcısında böyle konumlar alamaz.

Bu kuralı şu örnekle düşün:

  • Biri parayı yönetsin,
  • biri parayı saklasın,
  • biri de işlemleri kontrol etsin.

Bu roller aynı kişide veya aynı kontrol ağında birleşirse suistimal riski artar.

Yani burada korunmak istenen şey yalnızca “iş bölümü” değil; çıkar çatışmasının yapısal olarak önlenmesidir.


7) Faaliyetleri sınırlı portföy yönetim şirketleri: Neden ayrı rejim var?

Tebliğ, bazı portföy yönetim şirketleri için özel bir yapı kuruyor. Örneğin yalnızca:

  • yurt dışında yerleşik kişilere pazarlanacak yabancı kolektif yatırım kuruluşu kurup yöneten,
  • yalnızca girişim sermayesi yatırım fonu kurup yöneten,
  • yalnızca gayrimenkul yatırım fonu kurup yöneten,
  • ya da gayrimenkul ve girişim sermayesi fonlarını birlikte yöneten
    şirketler için bazı muafiyetler ve özel düzenlemeler var. Bu şirketlerde bazı faaliyet izni ve personel şartları hafifletilebiliyor; başlangıç sermayesi ve bazı özsermaye yükümlülükleri yarı oranında uygulanabiliyor; aylık raporlama yükümlülükleri getiriliyor; bazı hizmetlerin dışarıdan alınmasına daha geniş imkan tanınabiliyor. Gayrimenkul portföy yönetim şirketlerinde yatırım komitesi ve değerleme uzmanı zorunluluğu, girişim sermayesi portföy yönetim şirketlerinde de yine yatırım komitesi ve ilgili alanda tecrübe şartı aranıyor. Ayrıca bu özel şirketlerin önemli kısmı bireysel portföy yöneticiliği, yatırım danışmanlığı ya da kendi kurucusu/yöneticisi olmadığı fonların katılma paylarına ilişkin pazarlama-dağıtım gibi faaliyetleri yapamıyor.

Uzmanlaşma arttıkça genel rejimden bazı sapmalar mümkün olur; ama bu serbestlik değil, uzmanlaşmış kontrol rejimidir.

Örneğin gayrimenkul fonu yöneten şirket ile klasik menkul kıymet ağırlıklı portföy yöneten şirketin risk yapısı aynı değildir. Tebliğ bu farkı görüyor.


8) Çıkar çatışmasının önlenmesi: Bu bölümün ruhu burada

Bu bölümün mantığını bir kere anlayınca sonraki birçok madde kendiliğinden yerine oturur.

Portföy yönetim şirketi, faaliyetlerini sürdürürken hizmet verdiği kişilerin çıkarını ve piyasanın bütünlüğünü gözeterek adil ve dürüst davranmak zorundadır. Bunun için:

  • çıkar çatışmalarını en aza indirecek örgütsel yapılanma ve karar alma süreçleri kurmalı,
  • yazılı çıkar çatışması politikası oluşturmalı,
  • kaçınılmaz çatışmalarda müşterilere piyasa uygulamalarından önemli ölçüde sapmayan adil muamele yapmalı ve bilgilendirme sağlamalı,
  • müşteri şikayetlerinin kayda alınması ve değerlendirilmesine ilişkin şeffaf ve etkili prosedürler kurmalıdır. Çıkar çatışması politikası hazırlanırken şirketin büyüklüğü, yönetilen portföy büyüklüğü, organizasyon yapısı ve sunduğu faaliyetler dikkate alınır; şirketler topluluğu içinde ise grup yapısı da hesaba katılır. Bu düzenleme, mevzuata aykırı işlemlere kılıf yapmak için kullanılamaz.

Portföy yöneticisinin en büyük riski bazen yanlış yatırım kararı değil, çıkarı kimin lehine kullandığıdır.

Yani “müşterinin çıkarı mı, kurumun çıkarı mı, personelin kişisel çıkarı mı?”
Tebliğ bu çatışmayı kurumsal politika ve prosedürlerle görünür hale getirmek ister.

Bir portföy yöneticisi, kendi kurumunun kazancını artıracak işlemi müşteriye öneriyorsa ne aranır?
Cevap: yalnızca iyi niyet değil; önceden kurulmuş çıkar çatışması politikası ve adil muamele sistemi.

9) İç kontrol sistemi

Şirket her gün, her işlemde, kendi kendini kurallara göre çalıştırabiliyor mu?

Tebliğe göre iç kontrol sistemi; şirketin merkez dışı örgütleri dahil tüm iş ve işlemlerinin strateji ve politikalara uygun, düzenli, verimli, etkin ve mevzuata uygun yürütülmesini; kayıt düzeninin güvenilirliğini; bilgilerin zamanında ve doğru elde edilmesini; hata, hile ve usulsüzlüklerin önlenmesi ile tespitini sağlamaya yönelik organizasyon planı ve esas-usuller bütünüdür. Bu sistem; faaliyetlerin mevzuata, fon içtüzüğüne, izahnameye, yatırımcı bilgi formuna ve portföy yönetim sözleşmesine uygun yürütülmesini, işlemlerin yetkiye dayanmasını, belgelerin düzenlenmesini, muhasebe-kayıt düzeninin sağlıklı işlemesini, risklerin tanımlanmasını, personelin kendi adına yaptığı işlemlerle yönetilen portföyler arasında çıkar çatışması olup olmadığının izlenmesini, harcamaların belgeye ve piyasa rayicine uygunluğunu, değerleme ve portföy sınırlamalarının uygunluğunu ve ilişkili taraf işlemlerinde uyulacak esasların belirlenmesini içermelidir. Tüm iç kontrol politika ve prosedürleri yazılı hale getirilip yönetim kurulu kararıyla yürürlüğe konulur; değişikliklerde de aynı usul geçerlidir. İç kontrol faaliyetleri günlük iş akışının ayrılmaz parçası olmalı ve aylık raporlar yönetim kuruluna sunulmalıdır.

Sınav Notu: İç Kontrol =
İşlem olmadan önce önleyici, işlem sırasında izleyici, işlemden sonra doğrulayıcı sistem.

Yani iç kontrol sadece “yanlış olunca rapor yazan birim” değildir.
Günlük işleyişin içine gömülü bir emniyet katmanıdır.

İç kontrolden sorumlu yönetim kurulu üyesi neden var?

Yönetim kurulu, kendisine bağlı icracı birimi olmayan üyelerden birini iç kontrolden sorumlu yönetim kurulu üyesi olarak belirler. Bu kişi:

  • iç kontrol sisteminin düzenlemelere ve meslek kurallarına uygun işlemesini izler,
  • doğabilecek risklerin tespit ve yönetimi konusunda çalışır,
  • kabul edilebilir risk düzeylerini belirler,
  • iç kontrol politika ve prosedürlerini hazırlayıp yönetim kuruluna sunar,
  • iç kontrol hedeflerinin uygunluğu ve güvenilirliği konusunda sorumluluk taşır.
    Ayrıca en az bir iç kontrol elemanı istihdam edilir; bu kişinin ilgili alanlarda en az üç yıllık tecrübe ve gerekli lisansa sahip olması gerekir. İç kontrol elemanı iç kontrol dışında başka görev üstlenemez. Bazı portföy büyüklüğü gruplarında müfettiş, tecrübe şartını taşımak kaydıyla bu görevleri de yerine getirebilir.
Yönetim Kurulu = Sahiplik ve gözetim (accountability)

Üst Yönetim = Kurulum ve işletim (execution responsibility)

İç Kontrol = İzleme ve uygulama (operational control)


10) Risk yönetim sistemi: Geleceği bugünden izleme çabası

İç kontrol ile risk yönetimi birbirine çok yakın görünür ama aynı şey değildir.

İç kontrol daha çok “kurala uygunluk ve işlem güvenliği” odaklıdır.
Risk yönetimi ise “portföy ve şirket hangi temel risklere maruz?” sorusuna cevap verir.

Tebliğe göre şirketin faaliyetleri ile yönetimdeki portföyler için yazılı prosedürlere dayanan bir risk yönetim sistemi kurulması zorunludur. Sistem; temel risklerin tanımlanmasını, bunların düzenli gözden geçirilmesini, güncellenmesini, ölçülmesini, kontrol edilmesini ve risk ölçüm mekanizmasının kurulmasını içermelidir. Risk yönetim sistemi, portföyün yatırım stratejisine ve portföydeki varlıkların yapısına uygun olmalı; iç kontrol sistemiyle bütünlük göstermelidir. Risk yönetim birimi, portföyü yöneten birimden bağımsız olmalıdır. Bu birimde görevli personelin yeterli bilgi ve tecrübeye, ayrıca Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 3 Lisansı ile Türev Araçlar Lisansına sahip olması gerekir; en az bir kişi münhasıran risk yönetim sisteminin kurulması ve uygulanmasından sorumludur. Girişim sermayesi ve gayrimenkul yatırım fonu kurup yöneten şirketlerde risk sisteminin ayrıca finansman riski ve likidite riskini de içermesi zorunludur. Garantili, koruma amaçlı ve serbest fonlar bakımından türev araç risklerine ilişkin özel esaslar da uygulanır.

Risk yönetim birimi ne yapar?

Risk yönetim birimi:

  • şirketin ve yönettiği portföylerin maruz kalabileceği riskleri tespit eder,
  • risk ölçüm yöntemini ve modelini geliştirir, yönetim kuruluna sunar ve uygular,
  • risk limitlerine uyulup uyulmadığını günlük izler,
  • limit aşımlarını aynı gün raporlar,
  • günlük ve haftalık risk raporları hazırlar,
  • mali durum açısından olağandışı sonuç doğurabilecek durumları derhal yönetim kuruluna bildirir.

İç kontrol “iş doğru yapılıyor mu?”
Risk yönetimi “iş doğru olsa bile ne kadar risk taşıyor?”

Bu ayrım oturursa sorularda karışmaz.


11) Teftiş birimi: İç sistemin bağımsız gözü

Şirket bünyesinde, günlük faaliyetlerden bağımsız çalışan ve başta iç kontrol ile risk yönetim sistemi olmak üzere tüm faaliyetleri kapsayan bir gözetim ve teftiş fonksiyonu kurulur. Bunun için teftiş birimi oluşturulması ve bu birimde yeterli sayıda müfettiş istihdam edilmesi zorunludur. Teftiş birimi doğrudan yönetim kuruluna bağlıdır ve ona karşı sorumludur; yönetim kurulu bu yetkilerini iç kontrolden sorumlu yönetim kurulu üyesine, şirkette denetim komitesi varsa denetim komitesine devredebilir. Teftiş sürecine ilişkin usuller yönetim kurulu onayına sunulur. Her hesap dönemi için hazırlanan teftiş raporları en geç izleyen üç ay içinde yönetim kuruluna sunulur ve en az beş yıl saklanır. Şirketin mali durumunu zayıflatacak, olağandışı sonuçlar doğuracak veya faaliyetlerin durmasına yol açabilecek mevzuata aykırılıklar tespit edilirse rapor derhal yönetim kuruluna ve aynı gün Kurula gönderilir. Müfettişlerin bilgi ve belgelere erişimi kolaylaştırılmalı, çalışmalarında tarafsız ve sır saklama yükümlülüğüne uygun olmaları sağlanmalıdır. Bazı portföy büyüklüğü gruplarında müfettiş, iç kontrol elemanının görevlerini de üstlenebilir.

İç kontrol = günlük gözetim
Risk yönetimi = risk ölçüm ve alarm
Teftiş = bağımsız geriye dönük ve sistemsel inceleme

Üçü bir araya gelince kurumsal güvenlik halkası tamamlanır.


12) Fon hizmet birimi: “arka ofis” ama hayati bölüm

Fon hizmet birimi, fon muhasebe kayıtlarının tutulması, nakit mutabakatlarının yapılması, katılma payı alım-satım emirlerinin kontrolü, gün sonu raporlarının, mizanın, bilanço ve gelir-gider tablosunun hazırlanması gibi görevleri yürütür. Bu birimde fon müdürü bulunmalı; gerekli mekan, teknik donanım, muhasebe sistemi ve yeterli personel sağlanmalıdır. Fon müdürü fon hizmet biriminin organizasyonu ile yasal ve diğer işlemlerin koordinasyonundan sorumludur; portföy yöneticiliği yapamaz. Görevden ayrılması halinde altı iş günü içinde yeni fon müdürü belirlenip Kurula bildirilir. Bazı sınırlı faaliyetli şirketlerde muhasebe sorumlusu, ayrıca fon hizmet birimi kurulmasına gerek olmaksızın bu görevleri yerine getirebilir.

Bu bölüm neden önemli?
Çünkü yatırımcının gördüğü getiri, çoğu zaman arka plandaki bu mekanizmanın düzgün çalışmasına bağlıdır.

Portföy yöneticisi yatırım kararını verir.
Ama fon hizmet birimi:

  • kayıtların doğru tutulmasını,
  • pay hareketlerinin düzgün işlenmesini,
  • raporların sağlıklı oluşmasını sağlar.

Yani görünmezdir ama hayati önemdedir.


13) Merkez dışı örgütler: Acente, şube, irtibat bürosu

Portföy yönetim şirketinin merkez dışı örgütleri acente, şube ve irtibat bürolarından oluşur. Şirket yurt içinde veya yurt dışında şube ve irtibat bürosu açabilir; banka ve aracı kurumlarla acentelik ilişkisi kurabilir. Acentelik hizmeti; tanıtım, belli tahsil-tediye işlemleri, yatırım danışmanlığı kapsamında doküman iletimi ve müşterilerle şirket arasında sözleşme imzalanmasını sağlamakla sınırlıdır. Acentelikte müteselsil hukuki sorumluluk vardır; yani yapılan işlemler ve kurulan ilişkilerden hem müvekkil şirket hem acente aracı kurum veya banka sorumludur. Acente bu sorumluluğu kaldıran veya hafifleten sözleşme hükümleri koyamaz. Şube açmak için mekan, teknik donanım, sağlıklı yönetim ve muhasebe sistemi, ayrıca nitelikli müdür ve personel gerekir. İrtibat bürosu ise esas olarak tanıtım birimidir; sorumlusunun belirli eğitim ve lisans şartlarını taşıması gerekir. Her durumda, merkez dışı örgütün yaptığı iş ve işlemlerden doğan hukuki ve cezai sorumluluk şirkete aittir.

Acente = sınırlı temsil ve müşteri arayüzü
Şube = daha kurumsal dış örgüt
İrtibat bürosu = tanıtım ve bağlantı noktası

Sınavda bunlar birbirine karışabilir.


14) Yapamayacağı işler

Çünkü yasaklar rastgele değildir.
Hepsi aynı mantığa çıkar:

Portföy yönetim şirketi, odak faaliyetinden sapıp başka finansal roller üstlenemez.

Bu yüzden:

  • aracılık yapamaz,
  • ödünç para veremez,
  • kendi mali taahhütlerini içeren evrak çıkaramaz,
  • zorunlu kısa süreli nakit ihtiyacı dışında kredi alamaz,
  • mevduat toplayamaz,
  • tebliğ dışı ticari, sınai, zirai faaliyete giremez,
  • bazı ortaklıklarda belirli oranların üzerinde pay sahibi olamaz.

Neden bu kadar sınır?

Çünkü aynı şirket hem:

  • portföy yönetsin,
  • kredi versin,
  • mevduat toplasın,
  • ticari faaliyete girsin,
  • başka şirketlerde yoğun ortak olsun

dersek, çıkar çatışması ve sistem riski büyür.


15) Acil ve beklenmedik durum planı: Kriz gelmeden kurulan düzen

Bu bölüm çok öğreticidir çünkü mevzuatın ileri görüşlülüğünü gösterir. Portföy yönetim şirketi, acil ve beklenmedik durumlarda müşterilerine, aracı kurumlara, piyasa katılımcılarına ve üçüncü taraflara karşı yükümlülüklerini nasıl yerine getireceğini gösteren bir plan ve iş akış prosedürü hazırlamak zorundadır. Bu plan her yıl gözden geçirilir; özellikle faaliyetler ve şube yapısındaki değişikliklere göre güncellenir. Asgari olarak kayıt ve evrak saklama, bilgi işlem sistemlerinin sürekliliği ve yedeklenmesi, operasyonel risk değerlendirmesi, müşteri ve personel iletişimi, alternatif lokasyonlar, acil durumun etkileri, Kurul bildirimleri ve faaliyet devam edemeyecekse müşteri hesaplarına erişim ile bu hesapların başka bir portföy yönetim şirketine devri gibi unsurları içermelidir. Bir unsur plana konulmamışsa, neden konulmadığı ayrıca açıklanmalıdır. Şirket müşterilere bu plan hakkında bilgi vermek zorundadır; bu bilgi hem sözleşme anında hem internet sitesinde yer almalıdır. Ayrıca plan yönetim kurulu onayından geçmeli ve uygulanmadan sorumlu en az genel müdür yardımcısı düzeyinde kişi ile alternatifi belirlenip Kurul, MKK, Takasbank ve ilgili diğer kurumlara bildirilmelidir.

“Sistem çökerse yatırımcı ne olacak?”
Tebliğ bu sorunun cevabını önceden yazmanı istiyor.

Bu aslında modern finans hukukunda çok önemli bir fikir:
kriz planı, kriz çıkınca değil, kriz çıkmadan önce yazılır.


16) Faaliyet izninin sınırlandırılması, durdurulması veya iptali

Kurul; mevzuata aykırılık, mali yapının zayıflaması, kuruluş/faaliyet şartlarının kaybedilmesi ve üç ay içinde yeniden sağlanamaması, teminat eksikliğinin giderilmemesi, iki yıl boyunca faaliyette bulunulmaması veya faaliyetten feragat edilmesi, faaliyet izninin yanlış/yanıltıcı beyanla alınması gibi hallerde faaliyet iznini veya yetki belgesini iptal edebilir, sınırlayabilir ya da geçici durdurabilir. Şirket bir yıldan fazla süreyle faaliyeti kendi isteğiyle durdurursa da iptal gündeme gelebilir. İki yıl içinde aynı faaliyet iki kez geçici durdurulmuşsa üçüncü kez aynı yaptırım yerine ilgili faaliyet izni içeren yetki belgesi iptal edilir. Geçici durdurma halinde en fazla bir yıl süre verilir; bu süre bir yıl daha uzatılabilir; sonunda faaliyete dönülmezse tüm faaliyet izinleri ve yetki belgeleri iptal edilir. Yetki belgesi iptal edilen veya süresinde faaliyet izni başvurusu yapmayan/uygun bulunmayan şirket, en geç üç ay içinde esas sözleşmesini kolektif portföy yöneticiliğini kapsamayacak şekilde değiştirmek zorundadır. İptal halinde şirketin kurucusu ve yöneticisi olduğu fonlar ile yönettiği diğer kişilerin portföyleri, Kurulun uygun göreceği başka bir şirkete devredilir.

Kurulun amacı sadece cezalandırmak değil; yatırımcı parasının sahipsiz kalmasını önlemektir.

Bu yüzden iptal halinde portföylerin başka şirkete devri öngörülür.


17) Dışarıdan hizmet alımı: Dışarı ver ama sorumluluğu veremezsin

Portföy yönetim şirketi, belirli esaslar çerçevesinde fon hizmet birimi hizmeti ve bilgi sistemleri hizmetlerini Kurul izniyle yatırım kuruluşlarından veya uzmanlaşmış diğer kuruluşlardan alabilir. Faaliyetleri sınırlı şirketler bakımından daha özel düzenlemeler de vardır. Ancak dışarıdan hizmet alınabilmesi için yönetim, içerik tasarımı, erişim, kontrol, denetim, güncelleme, bilgi ve rapor alma gibi karar gücü ve sorumluluğun şirkette kalması gerekir. Dışarıdan hizmet alımı yazılı sözleşmeye dayanmalıdır. Şirket, hizmet sağlayıcının teknik donanımını, altyapısını, mali gücünü, tecrübesini, bilgi birikimini ve insan kaynağını değerlendirmek zorundadır. Görevlendirilen ihtisas personeli de tebliğdeki şartları taşımalıdır. Ayrıca dışarıdan hizmet alımı için iş akış prosedürleri ve iç kontrol mekanizmaları kurulmalı; riskler ile hizmetin kesintiye uğraması halinde uygulanacak eylem planı acil ve beklenmedik durum planında yer almalıdır. En kritik nokta ise şu: dışarıdan hizmet alımı, portföy yönetim şirketinin sermaye piyasası mevzuatından doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Yurt dışındaki hizmet sağlayıcılar bakımından da ülke riski, iş sürekliliği ve Kurulun bilgi-belge erişimi ayrıca önem taşır. Kurul, hizmet sağlayıcılardan her türlü bilgiyi isteme, kayıtları inceleme ve denetleme yetkisine sahiptir.

İşi dışarı verebilirsin, ama sorumluluğu dışarı veremezsin.

18) Yöneticiler ve personel: neden bu kadar çok lisans ve tecrübe şartı var?

Çünkü portföy yönetimi, teknik bilgi ile güven unsurunun birleştiği alandır. Tebliğe göre yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile genel müdür, kuruluş şartlarındaki sıkı güvenilirlik kriterlerini; genel müdür yardımcıları, ihtisas personeli ve bağlı birim yöneticileri ise bunların bir kısmını taşımalıdır. Ayrıca yöneticiler ve fon müdürü dört yıllık lisans mezunu olmalıdır. Genel müdür ve genel müdür yardımcılarının finansal piyasalar alanında en az 7 yıl mesleki tecrübeye ve Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 3 Lisans Belgesine sahip olması gerekir. En az üç kişilik yönetim kurulunda üyelerin çoğunluğu finansal piyasalarda en az 7 yıllık tecrübeye sahip olmalı; üyelerden en az biri hem Düzey 3 hem Türev Araçlar Lisansı taşımalıdır. Fon müdürü için de sermaye piyasasında en az 7 yıl tecrübe ve Düzey 2 Lisansı aranır. İhtisas personeli, ilgili lisanslara sahip olmalıdır. Lisansa tabi birimde çalışan personelin birim yöneticisinin de ilgili lisansa sahip olması gerekir. Genel müdür tam zamanlı ve münhasıran bu görev için istihdam edilir; bazı finansal yapılarda icrai olmayan yönetim kurulu üyeliği yapabilmesi mümkündür. Görevden ayrılırsa 15 iş günü içinde yeni kişinin şartlarıyla birlikte Kurula bildirilmesi gerekir; bir yıl içinde genel müdürlüğe üç aydan fazla vekalet edilemez. Portföy yöneticisi sayısı da yönetilen portföy büyüklüğüne göre en az üç, dört, beş veya altı olacak şekilde belirlenir. Portföy yöneticisi yardımcıları için de Düzey 1 lisansı gerekir; yardımcılık süresi en fazla üç yıl, gerekli lisanslar alınırsa beş yıla kadar uzayabilir. Portföy yöneticileri ve fon hizmet birimindeki ilgili personel tam zamanlı ve münhasıran bu görevlerde çalıştırılır.

Burada ezber yerine şu zihinsel modeli kullan:

  • Yönetim için daha uzun tecrübe gerekir,
  • teknik risk alanları için daha yüksek lisans gerekir,
  • arka ofis için ayrı uzmanlık gerekir,
  • yardımcılık geçici hazırlık aşamasıdır.

19) Mesleki özen ve bağımsızlık

Portföy yönetim şirketinin yöneticileri ve personeli, kararlarında ve çalışmalarında gerekli mesleki özen ve titizliği göstermek zorundadır; bu, dikkatli ve basiretli bir kişinin aynı koşullarda göstereceği dikkat ve gayreti ifade eder. Ayrıca portföy yönetim şirketi, portföy yöneticileri ve müfettişler faaliyetlerinde bağımsız olmak zorundadır; bağımsızlık hem dürüst ve tarafsız hareket etmeyi hem de bağımsızlığı zedeleyecek özel durumların bulunmamasını gerektirir.

Bu bölüm tebliğin ahlak çekirdeğidir.
Bazen sınavda yüzlerce teknik madde içinde en önemli şeyi unutturur.
Ama aslında bütün sistemin ana cümlesi şudur:

Bilgi var ama özen yoksa hata çıkar.
Bilgi var ama bağımsızlık yoksa çıkar çatışması çıkar.

Soru 1
Portföy yönetim şirketi bakımından kuruluş izni ile faaliyet izni arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

A) Kuruluş izni gereksiz, faaliyet izni yeterlidir
B) Kuruluş izni şirketin hukuken kurulabilirliğini, faaliyet izni ise fiilen portföy yöneticiliği yapmaya hazır olup olmadığını denetler
C) İkisi tamamen aynı işlemdir
D) Faaliyet izni sadece ticaret unvanı içindir
E) Kuruluş izni yalnızca vergi kaydı içindir

**Doğru cevap: B**

Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi portföy yönetim şirketinin yapamayacağı iş ve işlemlerden biridir?

A) Yetki belgesiyle portföy yöneticiliği yapmak
B) Kurula bildirim yaparak bazı yan hizmetleri sunmak
C) Mevduat toplamak
D) Kurucusu olduğu fonları yönetmek
E) Portföy yönetim sözleşmesi yapmak

**Doğru cevap: C**

Soru 3
Aşağıdakilerden hangisi iç kontrol sistemi ile risk yönetim sistemi arasındaki farkı en doğru yansıtır?

A) İç kontrol ve risk yönetimi tamamen aynı şeydir
B) İç kontrol günlük işleyişin uygunluğunu ve güvenliğini, risk yönetimi ise portföy ve şirketin maruz kaldığı risklerin ölçüm ve izlenmesini merkeze alır
C) Risk yönetimi sadece muhasebe kontrolüdür
D) İç kontrol sadece teftiş raporu yazmaktır
E) İkisi de yalnızca genel müdürün kişisel takdirine bağlıdır

**Doğru cevap: B**

Soru 4
Dışarıdan hizmet alımı halinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) Şirket tüm sorumluluktan kurtulur
B) Karar alma gücü ve sorumluluk hizmet sağlayıcıya geçmelidir
C) Dışarıdan hizmet ancak sözlü anlaşmayla alınabilir
D) Dışarıdan hizmet alınsa da mevzuat sorumluluğu şirkette kalır
E) Yurt dışından hizmet alınması halinde Kurulun denetim yetkisi olmaz

**Doğru cevap: D**

Soru 5
Portföy saklayıcısı ve portföy yönetim şirketi arasındaki ayrımın temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Aynı grubun tüm faaliyetleri tek elde toplansın diye
B) Çıkar çatışması ve suistimal riskini azaltmak için görevlerin ayrıştırılması
C) Şirketin pazarlama gücünü artırmak için
D) Vergi avantajı sağlamak için
E) Sadece muhasebe kolaylığı için

**Doğru cevap: B**

Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği (III-52.1)

Bu bölüm SPL’de çok sevilen bir bölümdür. Çünkü hem tanım sorusu gelir, hem oran-süre sorusu gelir, hem de “hangisi zorunludur / hangisi yanlıştır?” tarzı klasik mevzuat soruları üretilir. Özellikle şemsiye fon, yatırımcı bilgi formu, izahname, fon unvanı, katılma payı ihracı, portföy sınırlamaları ve oranlar-süreler sınavın en verimli çalışma alanlarıdır.


1) Önce büyük resmi kuralım: Bu Tebliğ neyi düzenler?

Bu Tebliğ, yatırım fonlarının nasıl kurulacağını, hangi esaslara göre faaliyet göstereceğini, katılma paylarının nasıl ihraç edileceğini ve kamunun nasıl aydınlatılacağını düzenler. Ancak her fon bu Tebliğ kapsamında değildir; borsa yatırım fonları, gayrimenkul yatırım fonları ve girişim sermayesi yatırım fonları bu Tebliğ dışında tutulmuştur. Ayrıca fonun kurucusu, yöneticisi ve portföy saklayıcısının fona ilişkin tüm hesap ve işlemleri Kurul denetimine tabidir.

Bu Tebliğ ile gelen ana mantık şudur:
Yatırım fonu artık dağınık ve eski tarz bir yapı değil; daha sistematik, daha denetlenebilir ve yatırımcıyı daha iyi bilgilendiren bir yapıya kavuşturulmuştur. Bu çerçevede yalnızca portföy yönetim şirketleri yatırım fonlarının kurucusu ve yöneticisi olabilir; fon portföyündeki varlıklar ise portföy saklama hizmetini yürüten kuruluşlar tarafından saklanır. Ayrıca tek bir içtüzük ile şemsiye fon kurulabilir; bunun altında farklı stratejilere sahip alt fonlar yalnızca izahname ve yatırımcı bilgi formu düzenlenerek ihraç edilebilir. Bunun yanında azami fon tutarı uygulaması kaldırılmış ve açık uçlu yapı benimsenmiştir. Yatırımcıyı etkin bilgilendirmek için de Yatırımcı Bilgilendirme Dokümanı sistemi öne çıkarılmıştır. Son olarak faizsiz araçları tercih eden yatırımcılar için katılım fonu ayrı bir fon türü olarak tanımlanmıştır.

Sınav Notu: Tebliğ =
daha kurumsal yapı + daha net saklama + şemsiye fon modeli + daha güçlü yatırımcı bilgilendirmesi.

2) Yatırım fonu tam olarak nedir?

Sınavda burada tanımı parçalayarak sorarlar. O yüzden tanımı ezberlemek yerine mantığını kur:

Yatırım fonu; tasarruf sahiplerinden katılma payı karşılığında toplanan para ve diğer varlıklarla, tasarruf sahipleri hesabına, inançlı mülkiyet esasına göre, Tebliğ’de belirtilen varlık ve işlemlerden oluşan portföyü işletmek amacıyla portföy yönetim şirketleri tarafından içtüzük ile kurulan, tüzel kişiliği bulunmayan malvarlığıdır.

Sınav Notu: Fon Tanımında Kritik Noktalar
* Katılma payı vardır.
* Tasarruf sahipleri hesabına yönetilir.
* İnançlı mülkiyet esası vardır.
* Portföy yönetim şirketi tarafından kurulur.
* İçtüzük ile kurulur.
* Tüzel kişiliği yoktur.
* Amaç portföy işletmektir.

Sınav Tuzağı: Dikkat!
* “Yatırım fonu bir anonim ortaklıktır” derlerse <strong>YANLIŞ</strong>.
* “Yatırım fonunun tüzel kişiliği vardır” derlerse <strong>YANLIŞ</strong>.
* “Yatırım fonu malvarlığı niteliğindedir” derlerse <strong>DOĞRU</strong>.

3) Fon, borsa yatırım fonu ve fon toplam değeri

“Fon” dediğimiz şey, katılma payları bir şemsiye fona bağlı olarak ihraç edilen yatırım fonudur. Borsa yatırım fonu ise ayrı düzenlemelerde tanımlanan özel türdür. Fon toplam değeri ise portföydeki varlıkların değerlenmesiyle bulunan portföy değerine diğer varlık ve alacakların eklenip borçların düşülmesiyle ulaşılan değerdir. İzahname ise fonun özellikleri, hakları ve riskleri hakkında yatırımcının bilinçli değerlendirme yapmasını sağlayan kamuyu aydınlatma belgesidir.

  • Sınav Notu: Fon Değerleme ve Bilgi Belgeleri
    * Fon toplam değeri = net toplam ekonomik büyüklük
    * Birim pay değeri = fon toplam değeri / pay sayısı
    * İzahname = detaylı resmi bilgi seti
    * Yatırımcı bilgi formu = kısa ve özet bilgi seti

4) Şemsiye fon mantığını bir kez anlayınca konu çözülür

Şemsiye fon, tek bir içtüzük kapsamında ihraç edilen tüm fonları kapsayan yatırım fonudur. Yani çatı tektir, altında farklı alt fonlar olabilir. Her katılma payı ihracı için ayrı izahname ve yatırımcı bilgi formu düzenlenir. Bu, sınavda çok önemli bir ayrımdır: içtüzük çatıyı kurar, izahname ve yatırımcı bilgi formu alt fonu yatırımcıya anlatır.

Şemsiye fonun yatırım yapabileceği varlıklar oldukça geniş tutulmuştur. Bunlar arasında yerli ihraççılara ait paylar ile kamu ve özel sektör borçlanma araçları; alım satımı mümkün yabancı özel sektör ve kamu borçlanma araçları ile ihraççı payları; 12 aydan uzun vadeli olmamak üzere vadeli mevduat, katılma hesabı ve mevduat sertifikaları; borsada işlem görmek kaydıyla altın ve diğer kıymetli madenler; fon katılma payları; repo ve ters repo işlemleri; kira sertifikaları; gayrimenkul sertifikaları; varant ve sertifikalar; Takasbank para piyasası ve yurt içi organize para piyasası işlemleri; türev araç işlemlerinin nakit teminatları ve primleri; Kurulca uygun görülen özel tasarlanmış yabancı yatırım araçları ve ikraz iştirak senetleri ile diğer yatırım araçları vardır.

Şemsiye fonda her fonun varlık ve yükümlülüğü birbirinden ayrıdır. Ortak giderler ise kural olarak fonların toplam değerleri dikkate alınarak oransal biçimde paylaştırılır. Şemsiye fon tasfiye edilirse veya devredilirse, ona bağlı fonlar da tasfiye edilir ya da devredilir. Aksi belirtilmedikçe hükümler her fon için ayrı ayrı uygulanır.

Sınav Notu: Fon Yapısı Benzetmesi
* İçtüzük = binanın tapusu ve genel kuralları
* Alt fonlar = içindeki mağazalar
* İzahname + yatırımcı bilgi formu = her mağazanın vitrin bilgisi

5) Fon malvarlığı neden özel koruma altında?

Fonun malvarlığı, kurucunun ve portföy saklayıcısının malvarlığından ayrıdır. Bu, yatırımcı açısından hayati bir korumadır. Çünkü fon, kurucunun kendi şirket varlığına karışmaz. Ayrıca fon malvarlığı kural olarak rehne konu edilemez, teminat gösterilemez; yalnızca fon hesabına kredi alma, türev işlemler, açığa satış veya benzer nitelikteki işlemler için ve içtüzük/izahnamede hüküm bulunması şartıyla istisna olabilir. Bunun dışında fon malvarlığı kamu alacaklarının tahsili dahil haczedilemez, üzerine ihtiyati tedbir konulamaz ve iflas masasına dahil edilemez. Kurucunun üçüncü kişilere borçları ile fonların üçüncü kişilerden alacakları da mahsup edilemez.

Portföy yönetimi, yatırımcı lehine ve yatırımcının çıkarını gözetecek biçimde yapılmalıdır. Ayrıca portföy yöneticisinin yeterli bilgiye ve sermaye piyasasında en az 5 yıllık tecrübeye sahip olması gerekir. Portföydeki varlıkların saklanması da zorunludur.


Sınav Notu: Fon Malvarlığı Güvencesi
* Ayrı malvarlığı
* Haczedilemez
* İflas masasına girmez
* Mahsup edilemez

6) Şemsiye fon türleri: En çok karışan tablo

Şemsiye fon türleri arasında borçlanma araçları şemsiye fonu, hisse senedi şemsiye fonu, kıymetli madenler şemsiye fonu, fon sepeti şemsiye fonu, para piyasası şemsiye fonu, katılım şemsiye fonu, değişken şemsiye fon, serbest şemsiye fon, garantili şemsiye fon ve koruma amaçlı şemsiye fon yer alır.

Burada sınav açısından üç yer özellikle önemlidir:

a) Para piyasası şemsiye fonu

Portföyünün tamamı sürekli olarak vadesine en fazla 184 gün kalmış likiditesi yüksek para ve sermaye piyasası araçlarından oluşur ve portföyün günlük hesaplanan ağırlıklı ortalama vadesi en fazla 45 gündür. Bu iki sayı klasik soru üretir.

b) Katılım şemsiye fonu

Portföyünün tamamı sürekli olarak kira sertifikaları, katılma hesapları, ortaklık payları, altın ve diğer kıymetli madenler ile Kurulca uygun görülen diğer faize dayalı olmayan para ve sermaye piyasası araçlarından oluşur. Yani katılım fonunda mantık “faizsiz araç evreni”dir.

c) Hisse senedi yoğun fon

Fon portföy değerinin en az %80’i sürekli olarak, menkul kıymet yatırım ortaklıkları payları hariç olmak üzere BİAŞ’ta işlem gören ihraççı paylarından oluşuyorsa ve hisse senedi veya serbest şemsiye fona bağlı olarak ihraç edilmişse “hisse senedi yoğun fon” kabul edilir. Ayrıca bu %80 hesabına bazı türev bağlantılı unsurlar ve endeksi takip eden belirli BYF katılma payları da dahil edilebilir. Gerekli şartlar günlük sağlanmazsa kurucu ve portföy saklayıcısı müteselsilen sorumlu olabilir.

Karıştırma!
Hisse senedi fonu başka,
Hisse senedi yoğun fon başka.

İkincisinde özellikle %80 sürekli oran ve unvan sonuna eklenen ibare önemlidir.


7) Fon unvanı konusu neden soru gelir?

Çünkü Kurul burada yatırımcıyı yanıltmayı önlemek ister. Fonun unvanı, fonun yatırım stratejisine uygun olmak zorundadır. Unvan; başka bir fonla aşırı benzer olamaz, ilişkisiz kurum veya kişiyi çağrıştıramaz, tevsik edilemeyen üstünlük ya da nitelik ima eden subjektif ifadelere yer veremez. Özellikle “gelecek, performans, getiri, küresel, odak, global” gibi yatırım stratejisini yansıtmayan subjektif ifadeler kullanılamaz. TEFAS’ta işlem gören fonlarda belirli bir dağıtıcı kuruma ilişkin ibare de kullanılamaz.

Eğer fon toplam değerinin en az %80’i yabancı para ve sermaye piyasası araçlarına yatırılıyorsa unvanda “Yabancı” ibaresi bulunmalıdır. Buna karşılık unvanda “Yabancı” ibaresi yoksa hisse senedi ve borçlanma araçları fonlarında yabancı para ve sermaye piyasası araçları en fazla %20 olabilir. Ayrıca fon toplam değerinin en az %80’i döviz cinsinden ihraç edilmiş araçlardan oluşuyorsa unvana “(Döviz)” ibaresi yazılır. Ancak burada kritik bir ayrım vardır: “(Döviz)” ibaresi taşıyan fonda sadece yabancı ihraççıların araçları hiçbir zaman %80 ve üstü olamaz; eğer %80 yalnızca yabancı ihraççı araçlarından sağlanacaksa bu kez “(Döviz)” değil “Yabancı” ibaresi kullanılmalıdır. Portföyünde yabancı para cinsi varlık, altın, diğer kıymetli madenler ve bunlara dayalı araçlar bulunmayan fonlarda ise “(TL)” ibaresi yer alır.

Endeksi takip eden fonlarda unvanda “Endeks” ibaresi zorunludur. Belirli yatırımcılara tahsisli fonların unvanında “özel” ibaresi en sonda yer alır. Hisse senedi yoğun fonlarda unvan sonuna “(Hisse Senedi Yoğun Fon)” ibaresi eklenir. Borçlanma araçları fonlarında vade yapısı unvana yazılacaksa bu ibare başta yer alır. Kıymetli maden şemsiye fonuna bağlı bir fonda toplam değerin en az %80’i belirli bir madende ise bazen doğrudan “Gümüş Fonu” gibi isim kullanılır; “Kıymetli Madenler” ibaresi ayrıca yazılmaz.

  • Fon Adlandırma Kılavuzu
    * %80 yabancı → “Yabancı”
    * %80 döviz cinsi araç → “(Döviz)”
    * Yabancı para ve kıymetli maden yok → “(TL)”
    * Endeks takip → “Endeks”
    * Tahsisli → en sonda “özel”
    * Hisse senedi yoğun → en sonda “(Hisse Senedi Yoğun Fon)”

8) İçtüzük, kuruluş ve kurucunun sorumluluğu

Şemsiye fon içtüzüğü; katılma payı sahipleri ile kurucu, portföy saklayıcısı ve varsa yönetici arasındaki ilişkiyi düzenleyen, fon portföyünün inançlı mülkiyet esasına göre işletilmesini ve saklanmasını konu alan iltihaki sözleşmedir. Şemsiye fona bağlı her fonun katılma payları bu içtüzüğe dayanılarak ihraç edilir.

Kurucu, fonun temsilinden, yönetiminden, yönetimin denetlenmesinden ve faaliyetlerin içtüzük ile izahnameye uygun yürütülmesinden sorumludur. Dışarıdan hizmet alınması da bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Bu cümle sınavda çok kullanılır: “Dışarıdan hizmet alımı kurucunun sorumluluğunu kaldırmaz.”

Borsa yatırım fonları, gayrimenkul yatırım fonları ve girişim sermayesi yatırım fonları dışındaki yatırım fonlarının şemsiye fon şeklinde kurulması zorunludur. Kuruluş başvurusunda taslak içtüzük ve gerekli belgeler Kurula sunulur. Gerekli belgeler eksiksiz sunulduktan sonra kuruluş başvurusu iki ay içinde karara bağlanır. Kurulca onaylanan içtüzük ise kararın tebellüğünü izleyen altı iş günü içinde ticaret siciline tescil ettirilir ve TTSG ile KAP’ta ilan olunur.

Oran-süre alarmı
* Kuruluş başvurusu karar süresi: 2 ay
* İçtüzüğün tescili: 6 iş günü

9) Katılma payı ihracı ve izahname

Katılma payları ya halka arz edilir ya da belirli kişi/kuruluşlara tahsisli ya da nitelikli yatırımcılara satılır. Her bir fonun katılma payı ihracı için izahname ve yatırımcı bilgi formu düzenlenir. Bir şemsiye fona bağlı ilk fonun katılma payı ihraç başvurusunun, içtüzüğün tescilinden itibaren en geç üç ay içinde yapılması zorunludur. Bu yapılmazsa içtüzük ticaret sicilinden terkin ettirilir ve belgeler altı iş günü içinde Kurula gönderilir. Makul gerekçe varsa üç aylık süre bir defaya mahsus üç ay daha uzatılabilir.

İzahnamenin onay süreci de sınavda çok sevilir. İzahname, sunulan bilgi ve belgeler çerçevesinde 20 iş günü içinde incelenir. Eğer eksik bilgi veya ek belge ihtiyacı varsa bu durum başvuru tarihinden itibaren 10 iş günü içinde bildirilir. Eksik belgeler tamamlandığında 20 iş günlük süre yeniden işlemeye başlar. Burada kritik nokta şudur: Kurulun izahnameyi onaylaması, oradaki bilgilerin doğruluğuna kefalet ettiği ya da ilgili fonu tavsiye ettiği anlamına gelmez.

İzin yazısının tebellüğünü izleyen 10 iş günü içinde izahname ve yatırımcı bilgi formu KAP’ta ve kurucunun resmi internet sitesinde yayımlanır. Katılma payları, yatırımcı bilgi formunun KAP’ta yayımlanmasını takiben ve formda belirtilen satış başlangıç tarihinden itibaren yatırımcılara sunulur. Yatırımcılardan toplanan para ve diğer varlıklar takip eden iş günü izahnamede belirtilen varlık ve işlemlere yatırılmak zorundadır. Garantili ve koruma amaçlı fonlarda talep toplama varsa bu süre iki iş günü olarak uygulanır.

  • Sınav Notu: Önemli Süreler
    * İlk fon ihracı başvurusu: 3 ay
    * Gerekirse ek süre: 1 defa + 3 ay
    * Terkin sonrası belge gönderme: 6 iş günü
    * İzahname inceleme: 20 iş günü
    * Eksik bilgi bildirimi: 10 iş günü
    * Onaydan sonra KAP/site yayımı: 10 iş günü
    * Toplanan paranın yatırıma yönelmesi: ertesi iş günü
    * Garantili/koruma amaçlı fonda talep toplama varsa: 2 iş günü

10) Yatırımcı bilgi formu neden ayrıdır?

Yatırımcı bilgi formu, fonun yapısını, yatırım stratejisini ve risklerini gösteren özet formdur. Ama “özet” diye önemsiz sanılmamalı; çünkü yatırım kararını etkileyen temel bilgiler burada bulunur. Kurucu, bu formun içtüzük ve izahname ile tutarlılığından, doğruluğundan, güncelliğinden ve yanlış/yanıltıcı/eksik bilgiden doğan zararlardan sorumludur.

Bu formda asgari olarak fonu tanıtıcı bilgi, yatırım amaç ve politikasının kısa tanımı ile portföy dağılımı, geçmiş performans veya performans senaryo analizleri, yönetim ücreti-komisyon-diğer giderler ve toplam gider oranı, risk ve getiri profili ile katılma paylarının alım satım esasları yer alır. Ayrıca form kısa, öz ve anlaşılır olmalı; azami iki sayfa ve 12 punto olarak hazırlanmalıdır.

Serbest şemsiye fona bağlı fonlarda yatırımcı bilgi formu düzenlenmesi kural olarak ihtiyaridir. Fakat katılma payları TEFAS’ta işlem görecek serbest fonlar için, izahnamede bu yönde hüküm bulunması ve formun KAP’ta ilan edilmesi zorunludur. Ayrıca TEFAS’ta işlem gören serbest fonların aylık portföy dağılım raporu düzenleyip ilgili ayı izleyen altı iş günü içinde KAP’ta ilan etmeleri gerekir.

  • Bilgi Belgeleri Ayrımı
    * İzahname = detaylı
    * Yatırımcı bilgi formu = özet
    * YBF = azami 2 sayfa, 12 punto

11) Belge değişiklikleri: hangisinde Kurul onayı var?

İçtüzük değişiklikleri Kurulca değerlendirilip onaylanır; yatırım kararını etkileyebilecek nitelikteyse ayrıca KAP ve kurucunun internet sitesinde ilan edilir, yürürlük tarihi ise duyuruda yer alır ve bu tarih 10 iş gününden az olamaz. İzahname değişiklikleri de yatırım kararını etkiliyorsa Kurul tarafından incelenip onaylanır ve aynı şekilde ilan edilir; yine yürürlük tarihi 10 iş gününden az olamaz.

Buna karşılık yatırımcı bilgi formundaki değişiklikler için Kurul onayı aranmaz. Ancak değişikliğin altı iş günü önce Kurula bildirilmesi, içtüzük ve izahnameye uygun olması ve değişikliği takip eden iş günü KAP ile internet sitesinde ilan edilmesi gerekir. Ayrıca bu açıklamalarda Kurul onayının Kurulun veya kamunun tekeffülü gibi gösterilemeyeceği özellikle belirtilmiştir.

Sınav Notu: Onay Gerektirmeyen Belge
Kurul onayı aranmayan belge: yatırımcı bilgi formu değişikliği.

12) Katılma payının değeri ve alım-satımı

Katılma payı, yatırımcının sahip olduğu hakları taşıyan ve fona katılımını gösteren, kayden izlenen sermaye piyasası aracıdır. İtibari değeri yoktur. Birim pay değeri, fon toplam değerinin katılma payı sayısına bölünmesiyle bulunur ve alım-satıma esas fiyattır.

Kural olarak fonların birim pay değeri günlük hesaplanır ve ilan edilir. Para piyasası fonları ile kısa vadeli borçlanma araçları fonları dışındaki fonlarda alım-satım emirleri, emrin verilmesini izleyen ilk hesaplamada bulunan fiyat üzerinden yerine getirilir. Para piyasası fonları ve kısa vadeli borçlanma araçları fonlarında ise işlemler son ilan edilen birim pay fiyatı üzerinden yapılır. Olağanüstü durumlarda Kurul uygun görürse hesaplama yapılmayabilir ve alım-satım durdurulabilir. Ayrıca katılma payı sahiplerine temettü dağıtılması da mümkündür.

Katılma payı alımında bedel nakden tam ödenir; satımda paylar fona iade edilerek paraya çevrilir. Günlük alım-satım esastır; ancak Kurul fonun türü ve niteliğine göre istisna getirebilir. Giriş-çıkış komisyonu uygulanabilir; ama kurucu, yönetici veya bunlarla ilişkili kişilerce kurulan ya da yönetilen fonların katılma payları portföye alınırsa o fonlara giriş-çıkış komisyonu ödenemez. Komisyonların hangi şartlarda alınacağı ayrıntılı biçimde açıklanmalıdır.

  • Sınav Notu: Fon Pay Değeri ve Hesaplama
    * İtibari değer yok
    * Birim pay = toplam değer / pay sayısı
    * Günlük hesaplama esas
    * Para piyasası ve kısa vadeli borçlanma araçları fonları farklı kurala tabi

13) Pay grupları ve neden oluşturulur?

Aynı fon çatısı altında farklı pay grupları oluşturulabilir. Bunun nedeni, yönetim ücreti, portföy yönetim ücreti, pazarlama-satış-dağıtım ücreti veya giriş-çıkış komisyonu gibi unsurları farklılaştırabilmektir. Kamuyu aydınlatma esasları Kurulca belirlenir. Burada mantık şudur: aynı fon, farklı maliyet yapısına sahip farklı yatırımcı gruplarına farklı pay grupları sunabilir.


14) Portföy sınırlamaları: SPL’de net puan getiren yer

Burada oranları kuru ezberleme; kümeler halinde öğren:

A) İhraççı bazlı ana sınırlar

Bir fonun toplam değerinin %10’undan fazlası tek bir ihraççının para ve sermaye piyasası araçlarına ve bunlara dayalı türev araçlara yatırılamaz. Ancak ipotek ve varlık teminatlı menkul kıymetlerde bu sınır %25 olarak uygulanır ve sonraki %40 sınırı uygulanmaz. Fon toplam değerinin %5’inden fazla yatırım yapılan ihraççıların araçlarının toplam değeri fon toplam değerinin %40’ını aşamaz. Aynı grubun araçlarına yatırım ise %20 sınırına tabidir. Ayrıca bir ihraççının borçlanma araçlarının tedavüldeki ihraç miktarının %10’undan fazlası portföye dahil edilemez.

B) İstisnalar

TCMB, Hazine ve Maliye Bakanlığı, ipotek finansman kuruluşları ve Türkiye Varlık Fonu tarafından ihraç edilen araçlarda bu ana sınırlar uygulanmaz; fakat tek bir varlığa yatırım %35’i aşamaz. Varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen araçlarda bazı sınırlar esnetilir; örneğin %10 sınırı %25, %20 sınırı %35 olur. 4749 sayılı Kanun çerçevesindeki belirli varlık kiralama şirketlerinde ise bu sınırlamalar uygulanmaz. İpoteğe dayalı ve varlığa dayalı belirli menkul kıymetlerde de (a), (b), (c) bentleri uygulanmaz; yine tek varlığa yatırım üst sınırı %35 kalır. Bu araçların yatırım yapılabilir seviyeye denk gelen notun ilk üç kademesinde derecelendirilmiş olması gerekir; sonradan not düşerse yatırımcı menfaati gözetilerek portföyden çıkarılmaları için işlem tesis edilir.

C) Sermaye ve oy hakkı sınırları

Fon tek başına bir ihraççının sermayesinin veya tüm oy haklarının %10’undan fazlasına sahip olamaz. Aynı yöneticinin yönettiği tek bir kurucuya ait fonlar topluca ise bir ihraççının sermaye veya oy haklarının %20’sinden fazlasına sahip olamaz.

D) Yönetim hakimiyeti bağlantılı sınır

Yöneticinin yönetim hakimiyetine sahip olduğu veya dolaylı ilişki içinde bulunduğu ihraççılara ait araçların toplamı fon toplam değerinin %20’sini aşamaz.

E) Varant ve sertifika

Varant ve sertifikalara yapılan yatırımların toplamı fon toplam değerinin %10’unu aşamaz; tek bir ihraççı tarafından çıkarılan varant ve sertifikaların toplamı ise %5 sınırına tabidir.

F) Mevduat / katılma hesabı

Fon toplam değerinin en fazla %10’u, 12 aydan uzun vadeli olmamak şartıyla, mevduat/katılma hesaplarında ve mevduat sertifikalarında değerlendirilebilir. Tek bir bankada değerlendirilebilecek tutar ise %3’ü aşamaz. Katılım fonlarında bu oranlar daha geniştir: genel üst sınır %25, tek banka sınırı %10 olur.

G) Kolektif yatırım kuruluşu payları

Fon toplam değerinin en fazla %20’si diğer fon katılma paylarına, menkul kıymet yatırım ortaklığı paylarına, yabancı BYF paylarına ve yabancı yatırım fonu paylarına yatırılabilir. Ancak Türkiye’de kurulu BYF katılma paylarına yapılan yatırım için bu genel %20 sınırı uygulanmaz. Tek bir yatırım fonu, tek bir yabancı BYF veya tek bir yabancı yatırım fonu için sınır %10; Türkiye’de kurulu tek bir BYF için sınır %20’dir.

H) Vade yapısı

Borçlanma araçları fonunda unvanda vade yazılacaksa:

  • 25-90 gün = kısa vadeli
  • 91-730 gün = orta vadeli
  • 730 günden fazla = uzun vadeli.

I) Repo, kredi ve ödünç işlemleri

Repo yapılabilecek varlıkların rayiç değerinin %10’una kadar repo yapılabilir. Fon toplam değerinin %10’unu geçmemek üzere kredi alınabilir ve/veya borçlanma amacıyla Takasbank Para Piyasası ve yurt içi organize para piyasası işlemleri yapılabilir. Borsa dışında ters repo sözleşmelerine yatırım da en fazla %10 olabilir. Fonlar portföylerindeki sermaye piyasası araçlarının piyasa değerinin en fazla %50’si kadarını ödünç verebilir. Kıymetli maden ödünç verme üst sınırı ise piyasa değerinin %75’idir.

J) Sınır ihlali

Sınırlar, fiyat hareketi, temettü dağıtımı veya yeni pay alma hakkı gibi yönetici kontrolü dışındaki nedenlerle ihlal edilirse, en geç 30 gün içinde yeniden uyum sağlanmalıdır. Uyum imkânsızsa veya büyük zarar doğuracaksa Kurul süre uzatabilir. Aksi halde dönüşüm veya tasfiye istenebilir.


15) Serbest fonlarda akılda tutulacak farklar

Serbest fonlar, Tebliğ’deki portföy ve işlem sınırlamalarına tabi olmaksızın, kendi KAP sayfalarında ilan ettikleri yatırım stratejileri ve limitleri dahilinde yatırım yapabilirler. Katılma payları sadece nitelikli yatırımcılara satılır. Portföy yöneticilerinin ileri düzey lisans ile türev araçlar lisansına ve gerekli bilgi-tecrübeye sahip olması gerekir. Serbest fonlarda türev araçlara ek olarak swap sözleşmeleri de portföye dahil edilebilir. Pay fiyatları ise günlük değil, en az ayda bir hesaplanıp yatırımcılara bildirilmek zorundadır. Ayrıca serbest fonların izahnamesi daha dar içeriklidir; bazı bilgiler izahname yerine fonun KAP sayfasında ilan edilir.


Bölüm Tekrarı
Şemsiye fon – içtüzük – izahname – yatırımcı bilgi formu – katılma payı – unvan kuralları
Önemli Yüzdeler
* %80: Hisse/Yabancı/Döviz fonu alt sınırı
* %10: Tek bir varlığa yatırım sınırı
* %20: Tek bir bankadaki mevduat sınırı
* %35: Devlet borçlanma senetleri istisnası
* %40: Fon toplam gider kesintisi üst sınırı
Kritik Süreler (Gün/Ay)
* 20 iş günü: İzahname inceleme süresi
* 10 iş günü: Onay sonrası yayım süresi
* 6 iş günü: İçtüzük tescil süresi
* 3 ay: İlk ihraç başvuru süresi
* 30 gün: Tasfiye bildirim süresi
En Kritik Ayırt Etmeler
* yatırım fonu tüzel kişi değildir
* içtüzük çatıdır, izahname detaylı tanıtımdır, yatırımcı bilgi formu özet belgedir
* Kurul onayı yatırım tavsiyesi veya tekeffül anlamına gelmez
* yatırımcı bilgi formu değişikliğinde Kurul onayı aranmaz
* para piyasası fonunda 184 gün ve 45 gün birlikte düşünülür
* hisse senedi yoğun fonda sürekli %80 şartı aranır
* “Yabancı”, “(Döviz)” ve “(TL)” ibareleri birbirinin yerine rastgele kullanılamaz.

Soru 1: Aşağıdakilerden hangisi yatırım fonunun temel özelliklerinden biri değildir?
A) Katılma payı karşılığında fon toplanması
B) Tüzel kişiliğinin bulunması
C) İçtüzük ile kurulması
D) Portföy yönetim şirketi tarafından kurulması
Cevabı Gör
**Doğru cevap: B**
Soru 2: Bir şemsiye fona bağlı ilk fonun katılma payı ihracı başvurusu, içtüzüğün tescilinden itibaren en geç ne zaman yapılmalıdır?
A) 10 iş günü
B) 1 ay
C) 3 ay
D) 6 ay
Cevabı Gör
**Doğru cevap: C**
Soru 3: Yatırımcı bilgi formu için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Her durumda Kurul onayına tabidir
B) Azami iki sayfa ve 12 punto hazırlanır
C) İzahname yerine geçer
D) Serbest fonlarda her durumda zorunludur
Cevabı Gör
**Doğru cevap: B**
Soru 4: Para piyasası şemsiye fonunda portföyün günlük hesaplanan ağırlıklı ortalama vadesi en fazla kaç gündür?
A) 30
B) 45
C) 90
D) 184
Cevabı Gör
**Doğru cevap: B**
Soru 5: Aşağıdakilerden hangisi fon unvanında yer alamayacak, yatırım stratejisini yansıtmayan subjektif bir ifade örneğidir?
A) Yabancı
B) Endeks
C) Orta Vadeli
D) Global
Cevabı Gör
**Doğru cevap: D**
Soru 6: Fon toplam değerinin en az %80’i yabancı para ve sermaye piyasası araçlarına yatırılan fonların unvanında hangi ibare bulunmalıdır?
A) Endeks
B) Yabancı
C) Döviz
D) TL
Cevabı Gör
**Doğru cevap: B**
Soru 7: Fon toplam değerinin %5’inden fazla yatırım yapılan ihraççıların araçlarının toplamı fon toplam değerinin en fazla yüzde kaçını oluşturabilir?
A) 20
B) 25
C) 35
D) 40
Cevabı Gör
**Doğru cevap: D**
Soru 8: Katılım fonlarında tek bir bankada değerlendirilebilecek tutar fon toplam değerinin en fazla yüzde kaçıdır?
A) 3
B) 5
C) 10
D) 25
Cevabı Gör
**Doğru cevap: C**
Soru 9: Yatırımcı bilgi formunda yapılacak değişiklikler için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Kurul onayı zorunludur
B) 20 iş günü inceleme süresi vardır
C) Değişiklik altı iş günü önce Kurula bildirilmelidir
D) Tescil ve TTSG ilanı zorunludur
Cevabı Gör
**Doğru cevap: C**
Soru 10: Fon portföyündeki sermaye piyasası araçlarının piyasa değerinin en fazla yüzde kaçı ödünç verilebilir?
A) 10
B) 25
C) 50
D) 75
Cevabı Gör
**Doğru cevap: C**

Borsa Yatırım Fonları (BYF)

Bu konu SPL’de genelde ezberletilerek anlatılır. Oysa BYF konusu ezberle değil, karşılaştırma mantığıyla öğrenilir. Çünkü soru üreticisi çoğu zaman şu yöntemi kullanır:
sana bir ifade verir, sonra onu yatırım fonu, BYF ve MKYO arasında karıştırır.

BYF’lere ilişkin esaslar, kuruluş, faaliyet ilkeleri, katılma paylarının ihracı ve kamunun aydınlatılması bakımından III-52.2 Tebliği ile düzenlenmiştir; kurucu, yönetici ve portföy saklayıcısının fona ilişkin hesap ve işlemleri de Kurul denetimine tabidir.


1) BYF nedir?

BYF, katılma payları BİAŞ’ta işlem gören; portföydeki varlıkların veya sadece nakdin teslimiyle pay oluşturulabilen ya da pay iadesi karşılığında buna karşılık gelen varlıkların veya nakdin alınabildiği; tasarruf sahipleri hesabına, inançlı mülkiyet esasına göre portföy işletmek amacıyla portföy yönetim şirketleri tarafından içtüzük ile kurulan ve tüzel kişiliği bulunmayan malvarlığıdır. Ayrıca BYF’ler, Kurul tarafından uygun görülen bir endeksi takip etmek üzere kurulur.

Burada ilk kilit fikir şu:

BYF = hukuken yatırım fonu, işlem mantığı bakımından borsaya açık bir fon.

Yani klasik yatırım fonu gibi “fon”dur ama borsada işlem gördüğü için yatırımcı deneyimi farklıdır. Bu yüzden mevzuat sorularında çoğu zaman BYF, yatırım fonu ile MKYO arasında karşılaştırmalı gelir. Tebliğde yer alan karşılaştırmada BYF’nin tüzel kişiliği olmadığı, pasif yönetildiği, ikincil piyasasının bulunduğu ve hem işlem fiyatı hem de kurucu tarafından hesaplanan birim pay değeri olduğu açıkça görülür.

Not
Yatırım fonu alırsın, BYF işlem görür.

2) Yatırım fonu – BYF – MKYO farkı nasıl düşünülmeli?

Bu üçlü, soru yazanların en sevdiği alanlardan biridir.

Yatırım fonu

Yatırım fonunda tüzel kişilik yoktur. Genelde aktif yönetim vardır. İkincil piyasa yoktur. Fiyat kurucu tarafından hesaplanır. İskonto/prim mantığı ise ikinci el işlem olmadığı için gündeme gelmez.

BYF

BYF’de de tüzel kişilik yoktur. Ama pasif yönetim baskındır; çünkü ana amaç bir endeksi takip etmektir. Katılma payları borsada işlem görür. Bu yüzden piyasada oluşan bir işlem fiyatı vardır. Bunun yanında kurucu tarafından hesaplanan birim pay değeri de vardır. BYF’nin temel farkı, birincil piyasa işlemleri sayesinde işlem fiyatı ile birim pay değerinin birbirine çok yaklaşmasıdır.

MKYO

MKYO’da tüzel kişilik vardır. Aktif yönetim söz konusudur. Payları borsada işlem görür. Fiyat borsada arz-talebe göre oluşur. Ama BYF’den farklı olarak birincil piyasa yaratım/geri alım mekanizması bu kadar merkezi olmadığı için iskontolu veya primli işlem daha kalıcı olabilir.

Sınavın Kalbi
BYF’yi MKYO’dan ayıran en önemli özellik: belirli işlem büyüklüğünde birincil piyasa işlemlerinin yapılabilmesi.

İşte sınavın kalbi burada. Çünkü bu özellik, arbitrajı mümkün kılar; arbitraj da prim/iskonto farkını bastırır.


3) BYF neden yatırımcı için önemli görülür?

Çünkü yatırımcı tek tek menkul kıymet toplayarak endeksi taklit etmek yerine, doğrudan BYF payı alarak endekse yatırım yapabilir. Tebliğde de anlatıldığı gibi, BYF payları borsada işlem gördüğü için yaygın dağıtım ağı vardır; ayrıca yönetim ücretleri endeks fonlara kıyasla daha düşük olabilir. Bu nedenle endeks takibi isteyen yatırımcı için pratik ve cazip bir araç haline gelir.

Zihninde Canlandır
Bunu soyut bırakma. Zihninde şöyle canlandır:

* BIST 30’u takip etmek istiyorsun.
* 30 hisseyi tek tek ağırlıklandırıp almakla uğraşmak istemiyorsun.
* Bunun yerine BIST 30’u izleyen bir BYF alıyorsun.
* Böylece “tek işlemle endeks maruziyeti” elde ediyorsun.

Sınav Sorusu Mantığı
Sınav, bunu doğrudan böyle sormaz. Şöyle sorar:

“BYF’lerin yatırımcıya sağladığı temel avantajlardan biri aşağıdakilerden hangisidir?”

<strong>Doğru mantık:</strong> tek tek kıymet almak yerine endeksin topluca izlenebilmesi.


4) BYF’nin portföyü nelerden oluşabilir?

BYF’lerin takip ettiği endeks ve fon portföyü; yerli ihraççı payları, kamu ve özel sektör borçlanma araçları, yabancı ihraççı payları ve borçlanma araçları, altın ve diğer kıymetli madenler, aynı endeksi takip eden yabancı BYF katılma payları, kira sertifikaları, gayrimenkul sertifikaları, varantlar ve yatırım kuruluşu sertifikaları, türev araç işlemlerinin nakit teminatları ve primleri, repo-ters repo işlemleri, 12 ayı aşmayan vadeli mevduat ve katılma hesabı, Takasbank para piyasası işlemleri, TCMB’nin günlük kur ilan ettiği yabancı paralar, swap sözleşmeleri ve Kurulca uygun görülen diğer yatırım araçlarından oluşabilir. BYF’ler bu portföyü işletmek dışında başka faaliyet yapamaz. Ayrıca klasik yatırım fonlarından farklı olarak şemsiye fon şeklinde kurulamazlar.

Önemli Ayırım
Not:
“BYF’ler şemsiye fon şeklinde kurulabilir.”

Bu ifade <strong>yanlıştır</strong>.
Çünkü bu yapı yatırım fonlarında vardır; BYF’de yoktur.


5) BYF’nin özü: endeksi takip etmek

BYF’nin temel stratejisi takip ettiği endeksin performansını yansıtmaktır. Bu uyum, artık eski bazı kaynaklarda geçtiği gibi korelasyon katsayısı üzerinden değil; takip farkı ve takip hatası ile ölçülür. Tebliğ, takip farkını fonun yıllık getirisi ile endeksin yıllık getirisi arasındaki fark; takip hatasını ise bu farkın değişkenliği olarak tanımlar. Ayrıca bunların hesaplanması ve açıklanmasına ilişkin esasların bilgilendirme dokümanlarında yer alması gerekir.

Burada çok önemli bir sınav tuzağı vardır:
Eski anlatımlarda “korelasyon katsayısı en az %90” ifadesiyle karşılaşan adaylar bunu BYF için hâlâ geçerli sanabilir. Oysa Tebliğ açıklamasında bu eski yaklaşımın kaldırıldığı, yerine takip farkı ve takip hatası mantığının getirildiği belirtilmiştir.

Teknik Not
Not:
* Takip farkı = getirideki fark
* Takip hatası = bu farkın oynaklığı

Yani biri “ne kadar saptın”, diğeri “ne kadar dengesiz saptın” sorusudur.


6) BYF’lerin endeks takip yöntemleri

BYF üç ana yöntemle endeksi izleyebilir:

Birincisi, fon toplam değerinin en az %80’ini sürekli olarak sadece takip edilen endeks kapsamındaki varlıklara yatırarak doğrudan takip etmektir.
İkincisi, toplam değerin en az %80’ini sürekli olarak aynı endeksi takip eden ve yabancı borsalarda işlem gören BYF katılma paylarına yatırmaktır.
Üçüncüsü ise, takip edilen endeks kapsamına birebir yatırım zorunlu olmayan varlıklara yatırım yaparak dolaylı izleme yapmaktır.

Doğrudan endeks takibinde iki yöntem daha vardır:

  • Tam kopyalama: endeks birebir kopyalanır.
  • Örnekleme / optimizasyon: endeksin tamamı yerine, onu en iyi temsil eden kısmı seçilir.

Yöntem Farkları
Not:
* <strong>Tam kopyalama</strong> daha saf bir mantıktır.
* <strong>Örnekleme</strong> ise “aynısını yapamıyorsam en yakınını kurarım” yaklaşımıdır.

7) Unvan kuralları: küçük konu gibi görünür, puan götürür

BYF unvanı yatırım stratejisine uygun olmalıdır; yanıltıcı, abartılı, başka kurum ya da kişilerle haksız çağrışım kuran ifadeler içeremez. Unvanda takip edilen endeks veya endeks yapıcısına ilişkin ifadeler yer alabilir. Portföyünde yabancı para cinsinden varlık ve kıymetli maden bulunmayan BYF’lerde “(TL)” ibaresi kullanılır. Yabancı para ve sermaye piyasası araçlarına fon toplam değerinin en az %80’i oranında sürekli yatırım yapan BYF’lerin unvanında “Yabancı” ibaresi zorunludur. Portföyünün tamamı faizsiz araçlardan oluşan BYF’ler unvanlarında “katılım fonu” ibaresine yer verebilir. Takip edilen endeks kapsamındaki varlıklara yatırım zorunlu olmayan varlıklarla endeks takibi yapan BYF’lerde ise unvanda takip stratejisini belirten bir ibarenin yer alması zorunludur.

Unvan Kuralları Notu
Not:
* %80 yabancı → “Yabancı”
* Yabancı para/kıymetli maden yok → “(TL)”
* Faizsiz yapı → “katılım fonu”
* Dolaylı takip → strateji ibaresi zorunlu

8) İçtüzükte neler bulunur?

BYF içtüzüğü; katılma payı sahipleri ile kurucu, portföy saklayıcısı ve yönetici arasındaki ilişkiyi düzenleyen iltihaki sözleşmedir. İçtüzükte asgari olarak BYF’nin unvanı ve süresi; kurucu, yönetici, portföy saklayıcısı ve yetkilendirilmiş katılımcının unvan-adresleri; asgari işlem birimi; endekse ve endeks yapıcısına ilişkin bilgiler; yatırım politikası, amaç, sınırlamalar, takip stratejisi ve riskler; portföyün oluşturulması ve halka arz esasları; gösterge niteliğindeki toplam değer ve birim pay değeri açıklama esasları; birincil ve ikincil piyasa esasları; saklama, değerleme, harcamalar, yönetim ücreti, toplam gider oranı, gelir-gider farkının aktarımı, varsa temettü ve tasfiye şekli yer alır.

“Asgari işlem birimi sadece izahnamede yer alır.”
Yanlış.
İçtüzükte de yer alması gereken unsurlar arasındadır.


9) Kuruluş izni ve izahname onayı: süreleri düzgün öğren

BYF kuruluş izni ile halka arza ilişkin izahname onayı başvurularının birlikte değerlendirilmesi esastır; ancak kurulacak BYF kurucunun ilk fonu ise bu başvurular ayrı ayrı değerlendirilebilir. Gerekli belgeler eksiksiz sunulduktan sonra başvurular iki ay içinde karara bağlanır. Onaylanan içtüzük, kararın tebellüğünü izleyen altı iş günü içinde ticaret siciline tescil ettirilir ve TTSG ile KAP’ta ilan olunur. BYF içtüzüğünün ticaret siciline tescilini izleyen 10 iş günü içinde gerekli belgeler ve sözleşmeler Kurula gönderilir. Ayrı değerlendirme halinde ise kurucu, içtüzüğün tescilinden itibaren en geç üç ay içinde izahname onay başvurusu yapmalıdır; bu yapılmazsa terkin gündeme gelir ve belgeler altı iş günü içinde Kurula gönderilir. Makul gerekçeyle bu üç aylık süre bir defaya mahsus üç ay daha uzatılabilir. İzahname de Kurula sunulan bilgi ve belgeler çerçevesinde 20 iş günü içinde incelenir.

İzahname ve yatırımcı bilgi formu, izin yazısının tebellüğünü izleyen 10 iş günü içinde KAP’ta ve kurucunun internet sitesinde yayımlanır. Ayrıca izahname Kurulca onaylandı diye Kurulun doğruluğa kefil olduğu ya da yatırım tavsiyesi verdiği sonucu çıkarılamaz. İzahname değişiklikleri Kurula bildirim tarihinden itibaren yedi iş günü içinde onaylanır ve yayımlanır; değişiklik yayımlanmadan önce talepte bulunmuş yatırımcılar, yayımdan itibaren iki iş günü içinde taleplerini geri alma hakkına sahiptir. Yatırımcı bilgi formu değişikliklerinde ise Kurul onayı aranmaz; fakat değişiklikler altı iş günü önce Kurula bildirilir ve takip eden iş günü ilan edilir.

Kritik Süreler Özeti
* Başvuru değerlendirme: 2 ay
* İçtüzük tescili: 6 iş günü
* Tescil sonrası belge gönderme: 10 iş günü
* Ayrı değerlendirmede izahname başvurusu: 3 ay
* Gerekirse ek süre: +3 ay
* İzahname inceleme: 20 iş günü
* Yayımlama: 10 iş günü
* İzahname değişiklik onayı: 7 iş günü
* Yatırımcı geri alma hakkı: 2 iş günü
* YBF değişikliği bildirimi: 6 iş günü önce

10) Portföy nasıl oluşturulur, halka arz nasıl yapılır?

BYF portföyü ya kurucu tarafından avans konularak ya da katılma paylarının nakit karşılığı halka arzıyla oluşturulur; iki yöntem birlikte de kullanılabilir. Yüklediğin metinde bu asgari tutar konusunda farklı rakamlar geçtiği için burada rakamı sabit ezber yerine şu ilkeyi korumak daha güvenlidir: asgari tutar vardır ve Kurul tarafından dönemsel olarak güncellenebilir. Metnin ayrıntılı bölümünde ayrıca, avans tahsis edilmişse bunun tescili izleyen 10 iş günü içinde tamamlanması gerektiği; halka arzın izahnamenin ilanından itibaren en geç beş iş günü içinde başlatılması ve süresinin iki iş gününden az, otuz iş gününden fazla olamayacağı belirtilir. Faaliyet süresince de her ayın son iş günü itibarıyla son üç aylık ortalama fon toplam değerine ilişkin asgari eşik aranır ve eşik altına inilmesi halinde bir aylık ek süre verilebilir; yine bu eşiklerin Kurulca yeniden belirlenebilmesi mümkündür.


11) Birincil piyasa – ikincil piyasa: burası BYF’nin kalbi

BYF’nin birincil piyasa işlemleri, yetkilendirilmiş katılımcı ile portföy saklayıcısı arasında yeni pay oluşturulması ve mevcut payların geri alınmasından oluşur. Yetkilendirilmiş katılımcı, BYF payı oluşturma ve geri alım işlemlerine aracılık eden, kurucuyla sözleşme imzalamış ve ilgili faaliyet izinlerini almış aracı kurumdur. BİAŞ’ta BYF paylarının alım satımı ise ikincil piyasa işlemlerini oluşturur.

  • Birincil piyasa = fonla bağlantılı yaratım/geri alım
  • İkincil piyasa = borsadaki yatırımcılar arası işlem

Birincil piyasada ne olur?

Yetkilendirilmiş katılımcı, portföy kompozisyonunu yansıtacak varlıkları veya nakdi bir araya getirip portföy saklayıcısına teslim eder; karşılığında asgari işlem birimi veya katları kadar BYF payı oluşturulur. Geri alımda ise BYF payları iade edilir, karşılığında bu paylara denk gelen varlıklar veya nakit alınır.


12) Arbitrajı anlamadan BYF anlaşılmaz

BYF’nin borsadaki işlem fiyatı arz-talebe göre oluşur. Ama aynı anda kurucu tarafından hesaplanan birim pay değeri de vardır. Bu iki fiyat arasında fark oluşursa arbitraj devreye girer ve farkı daraltır. Tebliğde anlatıldığı gibi, eğer birim pay değeri işlem fiyatından yüksekse yatırımcı BYF payını iade ederek karşılık varlıkları alıp onları satabilir. Tersi durumda, yani işlem fiyatı birim pay değerinden yüksekse, yatırımcı varlıkları teslim ederek yeni BYF payı oluşturur ve bunları borsada satar. İşte bu yaratım–geri alım mekanizması prim/iskonto farkını baskılar.

Tamir Mekanizması: Arbitraj
BYF’de arbitraj, fiyatı rayına sokan tamir mekanizmasıdır.
“BYF’lerin işlem fiyatının fon birim pay değerine yakın seyretmesinin başlıca nedeni aşağıdakilerden hangisidir?”

Cevabı Gör
Cevap: birincil piyasa yaratım–geri alım ve arbitraj imkânı.

13) Asgari işlem birimi niye önemli?

Asgari işlem birimi, BYF katılma payı oluşturma ve geri alım işlemleri için gereken asgari katılma payı miktarıdır. Bunu kurucu belirler ve bilgilendirme dokümanlarında gösterir. Bu konu küçük görünür ama birincil piyasa sorularında kritik detaydır; çünkü creation/redemption işlemleri genelde “tek pay” bazında değil, blok bazında yürür.


14) Birim pay değeri ve işlem fiyatı aynı şey değildir

Her BYF katılma payının iki ayrı değeri vardır:

  • Birim pay değeri: BYF toplam değerinin dolaşımdaki pay sayısına bölünmesiyle bulunur.
  • İşlem fiyatı: BİAŞ’ta gerçekleşen işlemlerde oluşan piyasasal fiyattır.

Katılma paylarının itibari değeri yoktur; kayden MKK nezdinde hak sahibi bazında izlenir. Olağanüstü durumlarda Kurul uygun görürse birim pay değeri hesaplanmayabilir ve birincil/ikincil piyasa işlemleri durdurulabilir. Ayrıca BYF tarafından temettü dağıtılması da mümkündür.

Değerleme Farkı
* Birim pay değeri = teorik/net iç değer mantığı
* İşlem fiyatı = borsadaki gerçek işlem fiyatı

15) Portföy sınırlamaları: sorulması en muhtemel oranlar

Borsada işlem görme şartı

Belirli varlıkların BYF portföyüne alınabilmesi için kural olarak borsada işlem görüyor olmaları gerekir. İlk ihraçlarda ise borsada işlem görmesi uygun görülenler portföye alınabilir.

Varant ve yatırım kuruluşu sertifikaları

Toplam yatırım %10’u aşamaz.
Tek bir ihraççı bakımından sınır %5tir.

Vadeli mevduat / katılma hesabı

Genel kural: BYF toplam değerinin en fazla %10’u, tek bankada ise en fazla %3.
Unvanında “katılım fonu” varsa: genel sınır %20, tek banka sınırı %10.

Ters repo ve Takasbank para piyasası

Toplamı %20’yi aşamaz.
Borsa dışında ters repo sözleşmelerine yatırım en fazla %10 olabilir.

Repo

Repo işlemleri, repo konusu olabilecek varlıkların rayiç değerinin %10’una kadar yapılabilir.

Kredi kullanımı

BYF toplam değerinin %10’unu geçmemek üzere kredi alınabilir ve/veya Takasbank para piyasasında borçlanma yapılabilir.

Yabancı BYF katılma paylarına yatırım

Eğer BYF, toplam değerinin en az %80’iyle yabancı borsalarda işlem gören ve aynı endeksi takip eden BYF’lere yatırım yapıyorsa, portföyde en az dört yabancı BYF bulunmalı ve her birinin ağırlığı %30’u geçmemelidir.

Swap sözleşmeleri

Alternatif varlıklarla endeks takibi yapan BYF’ler swap kullanabilir; fakat bu sözleşmelerden doğan karşı taraf riski hiçbir surette fon toplam değerinin %10’unu aşamaz.


16) Takip edilen endekslere ilişkin özel sınırlamalar

Eğer BYF, toplam değerinin en az %80’ini sürekli olarak sadece endeks kapsamındaki varlıklara yatırarak takip yapıyorsa bazı asgari çeşitlendirme kurallarına uymalıdır.

İhraççı payı endekslerinde hem endeks hem fon portföyü en az altı paydan oluşmalı ve her bir payın ağırlığı %30’u geçmemelidir. Kamu borçlanma araçları endekslerinde her bir aracın ağırlığı %35’i geçemez. Özel sektör borçlanma araçları endekslerinde portföy en az altı araçtan oluşmalı ve her biri %35’i aşmamalıdır. Gayrimenkul sertifikaları veya özel sektör kira sertifikaları endekslerinde ise portföy en az dört sertifikadan oluşmalı ve her birinin ağırlığı %35’i geçmemelidir.

  • Endeks Takip Sınırları
    * Hisse/pay endeksi → en az 6, %30
    * Kamu borçlanma → %35
    * Özel sektör borçlanma → en az 6, %35
    * Gayrimenkul / özel sektör kira sertifikası → en az 4, %35

17) Değerleme esasları ve olağanüstü durumlar

Endeks kapsamındaki varlıklar, endeksin hesaplanma yöntemiyle uyumlu biçimde izahnamede açıklanan esaslara göre değerlenir. Diğer varlıklar ise yatırım fonlarının finansal raporlamasına ilişkin düzenlemelerdeki esaslara uygun değerlenir. Olağanüstü durumlarda kurucu yönetim kurulu, gerekçeli karar alarak değerleme esaslarını belirleyebilir; bu karar Kurula ve portföy saklayıcısına bildirilmelidir.

Sınav Sorusu: Olağanüstü Durum Yetkisi
Sınav bunu genelde “olağanüstü durumda kim karar alır?” biçiminde sorar.
Doğru Cevap
Kurucu yönetim kurulu.
Kritik Detay
Karar tek başına keyfi alınamaz; mutlaka gerekçeli olmalı ve gerekli bildirimler yapılmalıdır.

18) Kamuya açıklama yükümlülükleri

BYF’de kamuya açıklama sıradan bir formalite değildir. Endeksin değişmesi, endeks bileşenleri ve ağırlıklarının değişmesi, takip farkı ve takip hatasına ilişkin aylık ve yıllık açıklamalar, kurucu-yönetici-portföy saklayıcısı-yetkilendirilmiş katılımcı değişiklikleri, yaptırımlar, işlem esaslarındaki değişiklikler, asgari işlem biriminin değişmesi, birim pay değerinin hesaplanamaması, portföy yapısı ve strateji değişiklikleri, borsa dışı repo/ters repo bilgileri, kredi bilgileri, yönetim ücreti ve gider değişiklikleri, endeks lisans ücretleri, sona erme/devir/dönüşüm/birleşme/kurucu değişikliği gibi birçok husus kamuya duyurulur. Özellikle takip farkı ve takip hatasının her ayın sonu itibarıyla hesaplanıp takip eden ayın ilk iş gününde açıklanması; yıl sonu tahmini takip hatası açıklaması ve Ocak sonunda önceki yıla ilişkin değerlendirme yapılması dikkat çekici sınav noktalarıdır.


Bölüm Tekrarı
BYF = Borsada işlem gören, endeks takip eden, tüzel kişiliği olmayan, pasif yönetim mantıklı yatırım fonu.
Piyasalar
– Birincil: Oluşturma + Geri alım
– İkincil: Borsa işlemleri
– Arbitraj: Fiyatı pay değerine yaklaştırır.
Oranlar (%)
– %80, %10, %5
– %20, %30, %35
Süreler
– 2 Ay / 3 Ay
– 6 / 7 / 10 / 20 İş Günü
– 2 İş Günü
Altın Değerinde Ayrım Cümleleri
– Yatırım Fonu borsada işlem görmez; BYF görür.
– MKYO tüzel kişidir; BYF değildir.

Örnek Sorular: Borsa Yatırım Fonları (BYF)
Aşağıdaki soruları çözerek konuyu pekiştirebilirsin. Cevaplar soruların hemen altındaki butonlarda gizlidir.
Soru 1: Aşağıdakilerden hangisi BYF’nin yatırım fonundan temel farklarından biridir?

A) Tüzel kişiliğinin bulunması
B) Katılma paylarının borsada işlem görmesi
C) Kurucu tarafından kurulmamış olması
D) İçtüzük ile kurulmaması

Cevabı Gör
**Doğru cevap: B**
Soru 2: Aşağıdakilerden hangisi BYF’yi MKYO’dan ayıran en önemli özellik olarak öne çıkar?

A) Pasif yönetim
B) Tüzel kişiliğinin bulunmaması
C) Belirli işlem büyüklüğünde birincil piyasa işlemlerinin yapılabilmesi
D) Borsada işlem görmesi

Cevabı Gör
**Doğru cevap: C**
Soru 3: BYF’de işlem fiyatı, aşağıdakilerden hangisini ifade eder?

A) Kurucu tarafından hesaplanan teorik fiyatı
B) Fon toplam değerinin pay sayısına bölünmesiyle oluşan değeri
C) BİAŞ’ta gerçekleşen işlemlerde oluşan fiyatı
D) İzahnamede yer alan başlangıç fiyatını

Cevabı Gör
**Doğru cevap: C**
Soru 4: Aşağıdakilerden hangisi BYF’de arbitrajın sonucudur?

A) İşlem fiyatı ile birim pay değeri arasındaki farkın büyümesi
B) Fonun şemsiye fona dönüşmesi
C) Prim/iskonto farkının azalması
D) Katılma paylarının itfa edilmesi yasağı

Cevabı Gör
**Doğru cevap: C**
Soru 5: BYF portföyünde varant ve yatırım kuruluşu sertifikalarına yapılan yatırımların toplamı fon toplam değerinin en fazla yüzde kaçıdır?

A) 3
B) 5
C) 10
D) 20

Cevabı Gör
**Doğru cevap: C**
Soru 6: Unvanında “katılım fonu” ibaresi bulunan BYF’lerde, tek bir bankada değerlendirilebilecek tutar BYF toplam değerinin en fazla yüzde kaçı olabilir?

A) 3
B) 5
C) 10
D) 20

Cevabı Gör
**Doğru cevap: C**
Soru 7: Aşağıdakilerden hangisi BYF unvanında zorunlu olabilecek ibarelerden biridir?

A) Global
B) Performans
C) Yabancı
D) Getiri

Cevabı Gör
**Doğru cevap: C**
Soru 8: Aşağıdakilerden hangisi BYF’nin endeks takip performansını ölçmede kullanılan kavramlardan biridir?

A) Net bugünkü değer
B) Takip farkı
C) İç verim oranı
D) Temettü iskonto modeli

Cevabı Gör
**Doğru cevap: B**
Soru 9: Bir BYF’nin yalnızca takip edilen endeks kapsamındaki varlıklara yatırım yaparak endeksi izlemesi halinde, ihraççı payı endekslerinde endeks ve portföy en az kaç ihraççı payından oluşmalıdır?

A) 3
B) 4
C) 5
D) 6

Cevabı Gör
**Doğru cevap: D**
Soru 10: Aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A) BYF’ler şemsiye fon şeklinde kurulamaz.
B) BYF katılma paylarının itibari değeri yoktur.
C) Yatırımcı bilgi formu değişikliklerinde her durumda Kurul onayı gerekir.
D) BYF’de olağanüstü durumlarda işlemler durdurulabilir.

Cevabı Gör
**Doğru cevap: C**

Girişim Sermayesi Yatırım Fonları (GSYF)

GSYF = nitelikli yatırımcılardan para toplayan, esas olarak girişim şirketlerine yatırım yapan, süreli kurulan, tüzel kişiliği olmayan, özel kurallı bir fon yapısıdır.

Bu tanımı gerçekten anlarsan konunun yarısı çözülür.


1) GSYF neden vardır, mantığı nedir?

Tebliğ, girişim sermayesi yatırım fonlarının kuruluşunu, faaliyet kurallarını, katılma paylarının ihracını, nitelikli yatırımcılara satışını, ihraç belgesini, yatırımcıların bilgilendirilmesini ve tasfiye süreçlerini düzenler. Ayrıca metinde açıkça belirtildiği üzere, uluslararası başarılı örneklerle uyumlu bir yapı kurulmak istenmiştir.

Buradaki ana mantık şudur:

Klasik yatırım fonu genelde daha likit, daha piyasasal araçlara yönelirken, GSYF daha çok büyüme potansiyeli olan şirketlere, yani girişim şirketlerine yönelir. Bu yüzden:

  • hedef yatırımcı kitlesi daraltılmıştır,
  • fon yapısı daha özelleşmiştir,
  • likidite ve çıkış kuralları daha esnektir,
  • bilgi verme yapısı klasik fonlardan farklılaşır.

GSYF Temel Mantık
GSYF, borsada al-sat fonu değil; büyüme potansiyeli satın alan fondur.

2) GSYF nedir? Tanımı parçalayarak öğren

GSYF; nitelikli yatırımcılardan katılma payı karşılığında toplanan para ya da iştirak paylarıyla, pay sahipleri hesabına, inançlı mülkiyet esasına göre Tebliğ’de belirtilen varlık ve işlemlerden oluşan portföyü işletmek amacıyla, faaliyet izni alan portföy yönetim şirketleri, girişim sermayesi portföy yönetim şirketleri veya gayrimenkul ve girişim sermayesi portföy yönetim şirketleri tarafından içtüzük ile, süreli olarak kurulan ve tüzel kişiliği bulunmayan malvarlığıdır.

Buradan sınavın sevdiği kilit kelimeleri çekelim:

  • nitelikli yatırımcı
  • katılma payı
  • inançlı mülkiyet
  • içtüzük
  • süreli
  • tüzel kişiliği yok
  • malvarlığı
GSYF Hakkında Doğru ve Yanlışlar
* “GSYF her yatırımcıya satılabilir.” → **Yanlış** (Sadece nitelikli yatırımcılara)
* “GSYF süresiz kurulabilir.” → **Yanlış** (Tanımda süreli fon yapısı esas alınmıştır)
* “GSYF tüzel kişiliğe sahiptir.” → **Yanlış** (Tüzel kişiliği yoktur)
* “GSYF bir malvarlığıdır.” → **Doğru**

3) GSYF’nin kalbi: %80 girişim sermayesi yatırımı

Bu konuya dair en temel oran şudur:

Fon toplam değerinin en az %80’inin bir veya birden fazla girişim sermayesi yatırımından oluşması zorunludur. Ayrıca burada önemli bir nokta daha vardır: bu %80 kuralında özel bir yoğunlaşma sınırı yoktur; yani fon portföyünün tek bir girişim sermayesi yatırımından oluşması bile mümkündür.

Bu hüküm çok önemlidir. Çünkü adaylar çoğu zaman klasik yatırım fonu mantığıyla “çeşitlendirme zorunluluğu vardır” diye düşünür. Oysa burada mantık farklıdır. GSYF, girişim yatırımı doğası gereği daha yoğunlaşmış olabilir. Bu nedenle tek girişim şirketine ağırlaşmış yapı mümkündür.

Strateji Farkı
* Klasik fon mantığı: Dağıt (Çeşitlendir)
* GSYF mantığı: Doğru şirkette yoğunlaşabilirsin

4) Kim kurabilir, kime satılabilir?

GSYF’ler;

  • portföy yönetim şirketleri,
  • girişim sermayesi portföy yönetim şirketleri,
  • gayrimenkul ve girişim sermayesi portföy yönetim şirketleri

tarafından kurulabilir. Katılma payları ise sadece nitelikli yatırımcılara satılabilir.

Aşağıdakilerden hangisi GSYF katılma paylarını satın alabilir?

Cevabı Gör
**Doğru cevap:** Yalnızca nitelikli yatırımcılar.
GSYF’nin herkese açık olmamasının nedeni nedir?

Cevabı Gör
Çünkü bu fonların yatırım alanı daha karmaşık, daha riskli, daha uzun vadeli ve daha düşük likit yapıdadır. Mevzuat da bu nedenle yatırımcı kitlesini sınırlandırır.

5) GSYF portföyünde neler bulunabilir?

Fonun ana faaliyeti girişim sermayesi yatırımlarından oluşan portföyü işletmektir. Ancak portföy yalnızca girişim şirketi paylarından ibaret değildir. Tebliğde sayılan diğer varlıklar da portföye alınabilir. Bunlar arasında Türkiye’de kurulu anonim ortaklık payları, kamu ve özel sektör borçlanma araçları, yabancı borçlanma araçları ve paylar, vadeli mevduat ve katılma hesabı, yatırım fonu katılma payları, repo ve ters repo, varant ve sertifikalar, kira sertifikaları, gayrimenkul sertifikaları, Takasbank para piyasası işlemleri, türev araç işlemlerinin nakit teminatları ve primleri, ipoteğe ve varlığa dayalı menkul kıymetler, kıymetli madenler ve Kurulca uygun görülen diğer yatırım araçları vardır. Ayrıca yurt dışında yerleşik olup borsada işlem görmeyen ve gelişme potansiyeli taşıyan şirketlere yapılan yatırımlar da portföyde yer alabilir.

Ama burada kritik bir ayrım var:

Bu araçlar portföyde bulunabilir diye fonun ana karakteri değişmez.
Ana karakter hâlâ girişim sermayesi yatırımıdır ve %80 kuralı bunun güvencesidir.


6) Fonun “katılım” ibaresi kullanması neye bağlıdır?

Fonun faaliyet ve yatırımlarının katılım finans ilkelerine uygun olarak yürütüleceği ihraç belgesinde belirtilirse, fon unvanında “katılım” ibaresi kullanılabilir.

Bu küçük gibi görünen hüküm sınavda çok sevilen tiptedir. Çünkü adaylar “katılım” ifadesini otomatik sanabilir. Hayır. Bunun için ihraç belgesinde açık dayanak olmalıdır.


7) Tüzel kişilik yok ama bazı işlemler için varmış gibi kabul edilir

GSYF normalde tüzel kişiliği olmayan malvarlığıdır. Fakat resmi sicillere tescil, değişiklik, terkin ve düzeltme talepleri ile ortak olunacak limited ve anonim şirketlerin kuruluş, sermaye artırımı veya pay devri gibi ticaret sicili işlemleri bakımından sınırlı olarak tüzel kişiliği haiz addolunur. Ayrıca bu tür işlemler kurucu ile portföy saklayıcısını temsil eden birer yetkilinin müşterek imzasıyla yapılır.

Tüzel Kişilik İstisnası
* “GSYF her işlem bakımından tüzel kişiliğe sahiptir.” → **Yanlış**
* “GSYF bazı resmi sicil ve ortaklık işlemleriyle sınırlı olarak tüzel kişiliği haiz addolunur.” → **Doğru**

8) Fon malvarlığının korunması

Fon malvarlığı kurucunun, portföy saklayıcısının ve portföy yöneticisinin malvarlığından ayrıdır. Fon malvarlığı, kural olarak teminat gösterilemez ve rehnedilemez; yalnızca fon hesabına ve içtüzükte hüküm bulunması şartıyla kredi alınması, finansman sağlanması, koruma amaçlı türev işlemler veya benzer nitelikte işlemler için istisna vardır. Ayrıca fon malvarlığı haczedilemez, kamu alacakları için dahi el konulamaz, ihtiyati tedbir konulamaz ve iflas masasına dahil edilemez. Kurucunun veya portföy yöneticisinin borçları ile fonun alacakları da mahsup edilemez.

Malvarlığı Koruma Statüsü
* Ayrı malvarlığı
* Haczedilemez
* İflas masasına girmez
* Mahsup edilemez

Bu kalıp, yatırım fonları ve GYF/GSYF gibi yapılarda sık tekrar eder. SPL bunu sever.


9) GSYF’de bilgilendirme dokümanları neler?

GSYF’de bilgilendirme dokümanları:

  • fon içtüzüğü
  • ihraç belgesi

olmak üzere iki ana belgeden oluşur.

Burada çok önemli fark şudur:

Klasik yatırım fonunda karşına yoğun biçimde izahname çıkar.
GSYF’de ise temel belge ihraç belgesidir. Katılma paylarının ihracı için ayrıca izahname düzenlenmez; ihraç belgesi onaylanır.

GSYF’de katılma payı ihracı için izahname değil, ihraç belgesi esastır.

10) Belge değişiklikleri neden farklı bir mantık taşır?

İçtüzük değişiklikleri ile ihraç belgesi değişiklikleri, yatırımcıların yatırım kararını etkileyebilecek nitelikte ise, yürürlüğe giriş tarihinden en az 30 gün önce katılma payı sahiplerine uygun haberleşme vasıtasıyla bildirilir. Bu süre içinde yatırımcı fon paylarını iade etmek isterse yürürlük tarihi, iade edilebilecek ilk tarihe kadar ertelenir.

Ama asıl kritik nokta burada:

İhraç belgesi değişiklikleri, Kurul onayı aranmaksızın kurucu tarafından gerçekleştirilebilir; yapılan değişikliğin mevzuata ve ihraç belgesi standardına uygunluğundan kurucu sorumludur.

Bu hüküm sınav için çok değerlidir.

Klasik fonlarda “Kurul onayı gerekir mi?” sorusu daha sık “evet”e gider.
GSYF ihraç belgesi değişikliğinde ise burada özel bir alan açılmıştır.

Katılma payları fon süresi içinde iade edilebilen fonlarda mevcut payların %65’inden fazlasını temsil eden pay sahiplerinin; sadece fon süresi sonunda iade edilebilen fonlarda ise tüm pay sahiplerinin yazılı onayı alınırsa, bazı bekleme ve erteleme kuralları uygulanmayabilir.

11) Kurucunun yetki ve sorumluluğu

Kurucu, fonun temsilinden, yönetiminden, denetlenmesinden ve faaliyetlerin içtüzük ile ihraç belgesine uygun yürütülmesinden sorumludur. Portföy yönetim hizmetini başka bir yetkili şirkete verebilir; ancak dışarıdan hizmet alınması kurucunun sorumluluğunu kaldırmaz. Yatırım komitesi üyeleri de aldıkları kararlarla sınırlı olmak üzere girişim sermayesi portföyünün yönetiminden sorumludur. Ayrıca fon ile yatırımcı arasında içtüzük, ihraç belgesi ve fon ihraç sözleşmesinde yer almayan hususlar için ihtiyari yatırımcı sözleşmesi yapılabilir; ancak bu sözleşme Tebliğ’e ve diğer ana belgelere aykırı olamaz.

“Dışarıdan portföy yönetim hizmeti alınması kurucunun sorumluluğunu kaldırır.” → Yanlış

12) Yatırım komitesi ve organizasyon yapısı

Kurucunun yönetim kurulu üyelerinden en az birinin girişim sermayesi yatırımları konusunda en az 5 yıllık tecrübeye sahip olması gerekir. Ayrıca kurucu nezdinde bir yatırım komitesi oluşturulması zorunludur. Bu komitede asgari olarak:

  • gerekli tecrübeye sahip yönetim kurulu üyesi,
  • genel müdür,
  • dört yıllık yükseköğrenim görmüş ve girişim sermayesi yatırımlarında en az 5 yıl deneyimli tam veya yarı zamanlı bir personel

bulunmalıdır.

Toplantı ve karar nisabı da önemlidir: aksi ağırlaştırılmış düzenleme yoksa komite çoğunlukla toplanır ve toplantıya katılanların çoğunluğuyla karar alır; fakat her hâlükârda asgari sayılan üyelerin çoğunluğunun toplantıda bulunması gerekir. Komite kararları karar defterine yazılır ve fon süresi ile bunu izleyen en az 5 yıl saklanır.

– 5 yıl tecrübeli yönetim kurulu üyesi
– Yatırım komitesi zorunlu
– Kararlar yazılı ve 5 yıl saklanır

13) Risk yönetim sistemi

GSYF kurucusunun ve varsa portföy yöneticisinin risk yönetim sistemi, genel portföy yöneticiliği kurallarının yanında, girişim sermayesi yatırımlarına ilişkin riskleri de içerecek şekilde kurulmalıdır.

Bu hüküm kısa ama sınav mantığında önemlidir. Çünkü burada “genel risk yönetimi yeterlidir” değil, girişim sermayesi yatırımlarına özgü riskleri de kapsamalıdır yaklaşımı vardır.

14) Kuruluş ve ihraç süreci

Fon kuruluşu için kurucu, taslak içtüzük ve diğer bilgi-belgelerle Kurula başvurur. Kuruluş izni için portföy saklayıcısıyla saklama sözleşmesi imzalanmış olması ve içtüzüğün Kurulca onaylanması gerekir. Onaylanan içtüzük, kararın tebellüğünü izleyen 6 iş günü içinde ticaret siciline tescil ettirilir ve TTSG’de ilan olunur.

Katılma payı ihracı için de ayrı bir aşama vardır. Burada çok kritik fark tekrar karşımıza çıkar:

Katılma paylarının ihracı için izahname değil, ihraç belgesi kullanılır.
Ayrıca ihraç başvurusunun, içtüzüğün tescilinden itibaren en geç 6 ay içinde yapılması zorunludur. Bu yapılmazsa içtüzük terkin ettirilir ve belgeler 6 iş günü içinde Kurula gönderilir. Makul gerekçeyle bu süre bir defaya mahsus 6 ay daha uzatılabilir.

İhraç belgesi onaylandıktan sonra katılma payları ihraç belgesinde belirtilen satış başlangıç tarihinden itibaren yatırımcılara sunulur. Ama bu satış başlangıç tarihi, onaylı ihraç belgesinin teslim alınmasını takip eden 1 yılı geçemez. Bir yıl içinde satış başlamazsa tasfiye veya ek süre için Kurula başvuru gerekir.

– İçtüzük tescili: 6 iş günü
– İhraç başvurusu: 6 ay
– Ek süre: +6 ay
– Satış başlangıcı için üst sınır: 1 yıl

15) Kaynak taahhüdü: GSYF’nin en ayırt edici yapılarından biri

GSYF’de nitelikli yatırımcılar bir defada veya farklı tarihlerde ödenmek üzere fona kaynak taahhüdünde bulunabilir. Bu yapı klasik yatırım fonlarından ayrılan en önemli taraflardan biridir. Toplam kaynak taahhüdü asgari 75.000.000 TL olmalıdır. Katılma paylarının satışına başlanmasını izleyen en geç 1 yıl içinde bu kaynak taahhüdünün tahsil edilmesi zorunludur. Tahsil edilen tutarın ise ihraç belgesinde belirtilen süre içinde yatırıma yönlendirilmesi gerekir; ancak bu süre her durumda 2 yılı aşamaz. Eğer bu iki yıllık sürenin sonunda asgari kaynak taahhüdüne ulaşılamazsa fonun yatırım faaliyetlerine son verilir ve en geç 6 ay içinde tasfiye izni için Kurula başvurulur.

75 Milyon
Min. Büyüklük
1 Yıl
Tahsil Süresi
2 Yıl
Yatırıma Yönlendirme
Tasfiye
Olmazsa Süreç Başlar

16) Girişim şirketi tam olarak ne demektir?

GSYF’nin yatırım yapacağı girişim şirketlerinin:

  • büyüme ve katma değer üretme potansiyeline sahip olması,
  • operasyonel, üretim veya satış performansının geliştirilebilir olması,
  • finansal ve/veya kurumsal destekle hedeflerine ulaşabilecek durumda olması gerekir.

Ayrıca girişim şirketlerinin:

  • Türkiye’de kurulu veya kurulacak olması
  • ya da yurt dışında kuruluysa, son finansal tablolarına göre varlıklarının en az %51’inin Türkiye’de kurulu bağlı ortaklık veya iştiraklerden oluşması

gerekir.

Fonlar sadece anonim ve limited şirketlere yatırım yapabilir. Türkiye’de limited şirkete yatırım yapılmışsa, ilk yatırım tarihini izleyen 1 yıl içinde anonim şirkete dönüşüm tamamlanmalıdır.

* “GSYF her türlü şirkete yatırım yapabilir.” → **Yanlış**
* “Türkiye’de limited şirkete yatırım yapılabilir ama 1 yıl içinde anonim şirkete dönüşüm gerekir.” → **Doğru**

17) Hangi yatırımlar girişim sermayesi yatırımı sayılır?

Bu bölüm çok değerlidir. Çünkü sınav bazen doğrudan “hangisi girişim sermayesi yatırımıdır?” diye sorar.

GSYF açısından girişim sermayesi yatırımı sayılan işlemler arasında şunlar vardır:

  • girişim şirketine doğrudan veya dolaylı ortak olmak,
  • borsada işlem görmeyen girişim şirketlerinin ihraç ettiği borçlanma araçlarına yatırım yapmak,
  • borsada işlem görmeyen girişim şirketlerinin fon kullanıcısı olduğu kira sertifikalarına yatırım yapmak,
  • girişim sermayesi yatırım ortaklığı araçlarına yatırım yapmak,
  • diğer girişim sermayesi yatırım fonu katılma paylarına yatırım yapmak,
  • girişim şirketi niteliğindeki halka açık şirketlerin borsada işlem görmeyen paylarına yatırım yapmak,
  • girişim şirketlerine borç ve sermaye finansmanı karması finansman sağlamak,
  • özel amaçlı şirketlere ortak olmak,
  • girişim şirketi paylarının vadeli satışından doğan alacaklar ve satın alma için verilen avanslar,
  • girişim şirketi paylarını satın alma hakkı veren opsiyon sözleşmesi primleri,
  • ileri vadede ortak olma hakkı veren sözleşmeler yoluyla yapılan yatırımlar.

* Soruda “ortaklık” görürsen hemen atlama.
* Borçlanma aracı, kira sertifikası, yapılandırılmış finansman, opsiyon primi, avans ve alacak da bazı şartlarla girişim sermayesi yatırımı sayılabilir.

18) Girişim şirketi sayılmayacak şirketler

Son yıllık finansal tablolarına göre aktif toplamının en az %40’ı gayrimenkul veya gayrimenkule dayalı varlıklardan oluşan şirketler ile esas faaliyet konusu müteahhitlik olan şirketler girişim şirketi sayılmaz. Ancak teknoloji geliştirme bölgeleri, ar-ge/tasarım merkezleri gibi bazı özel yapılara ilişkin istisnalar vardır.

* Gayrimenkul ağırlıklı şirketi her zaman girişim şirketi sanma.
* Özellikle %40 aktif toplamı eşiği kritik.

19) GSYF’de yatırım sınırlamaları

Ana sınır

Fon toplam değerinin en az %80’i girişim sermayesi yatırımı olmalıdır.

KOBİ yatırımlarında teşvik

Fonun bir hesap dönemi içinde KOBİ niteliğindeki girişim şirketlerine doğrudan yaptığı yatırımlar fon toplam değerinin %10’unu geçerse, ana sınır daha esnek şekilde %51 olarak uygulanır. Bu, KOBİ yatırımlarını teşvik eden özel bir hükümdür.

Diğer GSYF’lere yatırım

Diğer girişim sermayesi yatırım fonlarına yapılan yatırım fon toplam değerinin %25’ini aşamaz. Fon sepeti fonlarında bu sınırlama farklı değerlendirilir.

İlişkili taraf yatırımları

Fon katılma payına sahip yatırımcıların yönetim kontrolüne sahip olduğu şirketlere ve ilişkili taraflarına yapılan yatırımlar fon toplam değerinin %20’sini aşamaz.

Uyum bozulursa ne olur?

Arızi nedenlerle %80 veya %51 sınırına aykırılık oluşursa ve Kurul uygun görürse, uyumun yeniden sağlanması için en fazla 1 yıl süre verilebilir. Bu süre sonunda da uyum sağlanamazsa fonun yatırım faaliyetlerine son verilir ve en geç 2 yıl içinde tasfiye için süreç başlatılır.


20) Girişim sermayesi dışındaki yatırımlarda sınırlar

Fonlar:

  • açığa satış yapamaz,
  • kredili menkul kıymet işlemi yapamaz,
  • sermaye piyasası araçlarını ödünç alamaz.

Türev araçlara ise yalnızca döviz, faiz ve piyasa risklerinden korunmak amacıyla taraf olabilirler. Bu nedenle yatırım amacıyla türev işlem yapılamaz. Türevlerden doğan açık pozisyon tutarı fon toplam değerinin %20’sini aşamaz.

Yurt dışında yerleşik, borsada işlem görmeyen ve gelişme potansiyeli taşıyan şirketlere yatırım fon toplam değerinin azami %15’i kadar olabilir; ancak bunlar girişim sermayesi yatırımı sayılmaz. Metinde ayrıca yurt dışında yerleşik yatırımcıların fon sahipliği arttıkça bu yurt dışı yatırım limitlerinin yükseldiği özel eşikler de düzenlenmiştir: %20-30 sahiplikte %30, %30-50 sahiplikte %50, %50-80 sahiplikte %80, %80 ve üzeri sahiplikte %100.

GSYF türev araçlara hangi amaçla taraf olabilir?

Cevabı Gör
Cevap: yalnızca riskten korunma amacıyla.

21) Katılma paylarının değeri ve satış-iade mantığı

Katılma paylarının itibari değeri yoktur. Birim pay değeri, fon toplam değerinin katılma payı sayısına bölünmesiyle bulunur. Bu değerin en az yılda bir kez hesaplanması ve nitelikli yatırımcılara bildirilmesi esastır. Olağanüstü durumlarda Kurulun uygun görmesi şartıyla hesaplama yapılmayabilir ve alım-satım durdurulabilir.

Katılma payı satışı:

  • nakit ödenerek
  • veya değere karşılık gelen iştirak paylarının fona devriyle

gerçekleştirilebilir. Fona iade ise:

  • nakde çevrilme
  • veya iştirak paylarının yatırımcıya devri

yoluyla olabilir. Giriş-çıkış komisyonu alınabilir ve bu fon gelirine kaydedilir. Katılma paylarının sadece fon süresi sonunda nakde çevrilmesi de mümkündür. Ayrıca likidite sağlanamaz ve çıkış yatırımcının zararına olacaksa, içtüzükte hüküm bulunmak şartıyla geri alım en fazla 1 yıl ertelenebilir.

GSYF’de çıkış kuralları klasik fonlara göre daha esnek ve daha sınırlayıcı olabilir. Çünkü yatırımlar likit değildir.

22) Katılma paylarının yatırımcılar arasında devri

Katılma paylarının nitelikli yatırımcılar arasında devri mümkündür. Devralanın nitelikli yatırımcı olduğuna ilişkin belgeler devir işlemini yürüten kuruluşa verilmelidir. Belgeler fon süresi ve bunu takip eden en az 5 yıl saklanır. Ayrıca fon ihraç sözleşmesinde öngörülmek kaydıyla, bu devirler kurucu veya yöneticinin onayına bağlanabilir ya da tamamen yasaklanabilir. Aksi hüküm yoksa devir bedeli serbestçe belirlenebilir.

* “Katılma payı devri serbesttir” diye düz düşünme.
* Nitelikli yatırımcı şartı, belge şartı ve sözleşmesel kısıt imkanı vardır.

23) Performans ücreti ve kâr dağıtımı

Fon ihraç sözleşmesinde hüküm varsa performans ücreti tahakkuk ettirilebilir ve tahsil edilebilir. Katılma payı satışı yapılan yatırımcılara bu usul ve esasların yazılı bildirilmesi ve kabul beyanı alınması gerekir; beyan en az 5 yıl saklanır. Performans ücreti katılma payı sahiplerine tahakkuk ettirilen fonlar Borsa’da işlem göremez. Kurulun performansa dayalı ücretlendirme esaslarına ilişkin genel düzenlemeleri bu fonlar için uygulanmaz.

Fon ihraç sözleşmesinde yer alan esaslara göre kâr dağıtımı yapılabilir. Ancak kurucu veya yöneticiye, performans ücretine konu edilebilecek tutar üzerinden ayrıca imtiyazlı kâr payı ödenemez.

* Performans ücreti var diye her fonu Borsa’da işlem gören fon gibi düşünme.
* Tam tersine, burada özel kısıtlar var.

24) Kredi ve repo sınırları

Fonlar, fon toplam değerinin azami %50’si oranında kredi veya faizsiz finansman kullanabilir. Repo işlemleri ise repo konusu olabilecek varlıkların rayiç değerinin %10’una kadar yapılabilir. Kredi/finansman kullanılmışsa buna ilişkin bilgi, hesap dönemini takip eden 30 gün içinde katılma payı sahiplerine bildirilir.

* GSYF’de kredi limiti yüksek: %50
* Repo limiti düşük: %10

25) Bilgi verme ve KAP yapısı

Olağanüstü durumlarda kurucunun yönetim kurulu karar alabilir; gerekçe yazılır, Kurula ve portföy saklayıcısına bildirilir, yatırımcılara da uygun haberleşme vasıtasıyla duyuru yapılır. Girişim sermayesi yatırımlarına ilişkin bilgiler de yatırım tarihinden itibaren 15 gün içinde yatırımcılara bildirilir. Ayrıca bu fonlar için klasik yatırım fonlarındaki KAP ilan hükümlerinin tamamı aynen uygulanmaz; fakat fonlar için KAP sayfası oluşturulması ve belli belgelerin burada ilan edilmesi zorunludur.

Bu çok ince bir noktadır:

“GSYF’de KAP yok” demek yanlış.
Doğru ifade: KAP sayfası vardır ama klasik yatırım fonlarındaki tüm ilan yükümlülükleri aynı şekilde uygulanmaz.


Bölüm Tekrarı: GSYF Özet Tablosu
GSYF = nitelikli yatırımcı + süreli fon + ihraç belgesi + %80 girişim yatırımı + kaynak taahhüdü + yatırım komitesi + özel çıkış kuralları.
* Sadece nitelikli yatırımcıya satılır
* Tüzel kişiliği yoktur
* İhraç için izahname değil ihraç belgesi kullanılır
* Asgari kaynak taahhüdü 75 milyon TL
* %80 girişim sermayesi yatırımı zorunlu
* KOBİ yatırımlarında %51 esnekliği olabilir
* Türev araçlar yalnızca korunma amaçlıdır
* Kredi limiti %50, repo limiti %10
* Pay değeri en az yılda bir hesaplanır
* Girişim yatırımı bilgisi 15 gün içinde bildirilir

Örnek Sorular
Soru 1: GSYF katılma payları kimlere satılabilir?
A) Tüm yatırımcılara
B) Sadece kurumsal yatırımcılara
C) Sadece nitelikli yatırımcılara
D) Halka arz yoluyla herkese

Cevabı Gör
Cevap: C (Sadece nitelikli yatırımcılara)
Soru 2: GSYF’de katılma paylarının ihracı için hangi belge Kurulca onaylanır?
A) İzahname
B) İç denetim raporu
C) İhraç belgesi
D) Faaliyet raporu

Cevabı Gör
Cevap: C (İhraç belgesi)
Soru 3: GSYF toplam değerinin asgari yüzde kaçı girişim sermayesi yatırımlarından oluşmalıdır?
A) 51
B) 65
C) 75
D) 80

Cevabı Gör
Cevap: D (%80)
Soru 4: Aşağıdakilerden hangisi GSYF için doğrudur?
A) Süresiz kurulur
B) Tüzel kişiliği vardır
C) Süreli kurulur ve tüzel kişiliği yoktur
D) Sadece anonim ortaklık şeklinde kurulur

Cevabı Gör
Cevap: C (Süreli kurulur ve tüzel kişiliği yoktur)
Soru 5: GSYF’de türev araçlara hangi amaçla taraf olunabilir?
A) Günlük al-sat kârı elde etmek için
B) Yatırım amacıyla serbestçe
C) Sadece riskten korunma amacıyla
D) Sadece arbitraj amacıyla

Cevabı Gör
Cevap: C (Sadece riskten korunma amacıyla)
Soru 6: GSYF’de asgari toplam kaynak taahhüdü tutarı kaç TL’dir?
A) 25 milyon
B) 50 milyon
C) 75 milyon
D) 100 milyon

Cevabı Gör
Cevap: C (75 milyon)
Soru 7: Kaynak taahhüdünün tahsilini müteakip yatırıma yönlendirilmesi gereken azami süre nedir?
A) 6 ay
B) 1 yıl
C) 2 yıl
D) 3 yıl

Cevabı Gör
Cevap: C (2 yıl)
Soru 8: GSYF’de kredi veya faizsiz finansman kullanımı fon toplam değerinin en fazla yüzde kaçı olabilir?
A) 10
B) 20
C) 35
D) 50

Cevabı Gör
Cevap: D (%50)
Soru 9: GSYF’de fon birim pay değerinin hesaplanması için asgari sıklık nedir?
A) Her gün
B) Her ay
C) 6 ayda bir
D) Yılda en az bir kere

Cevabı Gör
Cevap: D (Yılda en az bir kere)
Soru 10: Aşağıdakilerden hangisi girişim şirketi olarak değerlendirilmeyebilir?
A) Büyüme potansiyeli olan anonim şirket
B) Limited şirket
C) Aktif toplamının en az %40’ı gayrimenkul varlıklarından oluşan şirket
D) Türkiye’de kurulacak teknoloji odaklı şirket

Cevabı Gör
Cevap: C (Aktif toplamının en az %40’ı gayrimenkulden oluşan şirket)

TSPB Meslek Kuralları, Sermaye Piyasası Çalışanlarının Etik İlkeleri ve Disiplin Yönetmeliği

Bu bölüm, sermaye piyasasında çalışan kurumların ve çalışanların nasıl davranması gerektiğini, bu davranışların hangi etik temele dayandığını ve aykırılık halinde ne tür disiplin sonuçları doğacağını anlatır.


1) Konunun omurgası: Üç katmanlı yapı

Bu bölüm aslında üç ayrı ama birbirine bağlı katmandan oluşur:

Birinci katman: Meslek kuralları.
Bunlar TSPB üyelerinin sermaye piyasası faaliyetlerini yürütürken uyması gereken temel kurallardır. Kurumlar arası ilişkiyi, müşteriyle ilişkiyi, çalışanlarla ilişkiyi ve genel davranış standardını belirler.

İkinci katman: Etik ilkeler ve davranış kuralları.
Bunlar daha çok sermaye piyasası çalışanının kişisel ve mesleki tutumunu hedef alır. Yani “nasıl davranmalı?” sorusuna cevap verir. Etik ilkeler daha soyut ve yönlendiricidir; davranış kuralları ise daha somut ve uygulamaya dönüktür. Metin bunu açıkça ayırır.

Üçüncü katman: Disiplin yönetmeliği.
Bu ise “kurala uyulmazsa ne olur?” sorusunun cevabıdır. Meslek onuruna, meslek kurallarına, sermaye piyasası mevzuatına ve Birlik kararlarına aykırılık halinde uygulanacak disiplin cezası mantığını düzenler.

* <strong>Meslek kuralları:</strong> Kurum nasıl davranır
* <strong>Etik ilkeler:</strong> Çalışan nasıl düşünür ve davranır
* <strong>Disiplin yönetmeliği:</strong> Aykırılık olursa ne uygulanır

2) TSPB neden var, neyi amaçlar?

Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği, SPKn m.37 kapsamında yatırım hizmet ve faaliyetinde bulunmaya yetkili kuruluşlar ile Kurulca uygun görülen diğer sermaye piyasası kurumlarının üye olduğu kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşudur. Birliğin amacı; üyelerin ortak ihtiyaçlarını karşılamak, faaliyetlerini kolaylaştırmak, sermaye piyasasının gelişmesine katkı sağlamak, üyeler ile yatırımcılar arasındaki ilişkilerde dürüstlük ve güveni hâkim kılmak, meslek ahlakını korumak, üyeler arasında haksız rekabeti önlemek ve piyasanın sağlıklı gelişimini desteklemektir.

Mevcut üyeler arasında aracı kurumlar, bankalar, menkul kıymet yatırım ortaklıkları, girişim sermayesi ve gayrimenkul yatırım ortaklıkları ile portföy yönetim şirketleri sayılır. Ayrıca üyeler, Statü’ye ve Birlik kararlarına uymakla yükümlüdür.

  • TSPB’nin hukuki niteliği nedir?

  • Kimler üyedir?

  • Birliğin amacı nedir?


3) Genel ilkeler: Her şeyin üstünde duran çatı

Üyeler faaliyetlerini yürütürken bazı genel ilkelere bağlıdır. Bu ilkeler, metnin tamamını yöneten çatı hükümlerdir:

  • dürüst ve adil davranma,
  • bağımsızlık ve tarafsızlık,
  • mesleki özen ve titizlik,
  • saydamlık,
  • kaynakları etkin kullanma,
  • rekabet ve toplumsal yararı gözetme,
  • suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadele.

Dürüstlük sana “yalan söyleme” der.
Tarafsızlık “çıkarın nereye kayarsa oraya eğilme” der.
Özen “işi baştan savma yapma” der.
Saydamlık “eksik ve yanıltıcı bilgi verme” der.
Toplumsal yarar “sadece bugün kendi kârını değil, piyasanın güvenini de düşün” der.


4) Müşteriyle ilişkiler: Sınavın en verimli alanı

Bu bölümden çok soru çıkar. Çünkü hem pratik hem de mesleki açıdan nettir.

a) Müşteriyi tanıma kuralı

Üye, müşteriyle iş ilişkisi kurulmadan önce kimlik bilgilerini alır, mesleki faaliyetlerini yazılı sözleşmeler çerçevesinde yürütür ve müşterinin mali durumu, yatırım amaçları, yatırım süresi, risk ve getiri tercihleri hakkında bilgi edinir; standart testleri yapar ve bilgileri güncel tutar. Eğer ürün veya hizmet müşteriye uygun değilse müşteri uyarılır. Müşteri yeterli bilgi vermezse de uygunluk tespit edilemeyeceği ayrıca bildirilir.

  • “Bilgi vermeyen müşteri varsa yine de uygunluk değerlendirmesi yapılır” denirse: Yanlış.

  • Doğru yaklaşım: Uygunluk tespiti yapılamayabileceği konusunda müşteri uyarılır.


b) Müşteri talimatlarına uyma

Üye, çerçeve sözleşme sınırları içinde, müşterinin yatırım tercihleri ve standart test sonuçlarını dikkate alarak, müşteri talimatlarına uygun ve müşterinin çıkarını koruyacak şekilde davranır. Ayrıca müşteri talimatlarının açık, kesin ve anlaşılır olması için gerekli önlemleri alır. Yetki olmadan müşteri nakdi veya sermaye piyasası araçları üzerinde kendi ya da üçüncü kişi lehine tasarrufta bulunamaz.

  • Talimat var diye kör uygulama yok.

  • Talimat + Müşteri Çıkarı + Sözleşme Sınırı birlikte düşünülür.


c) Bilgi verme

Bilgi verme iki aşamada olur: hizmetten önce ve hizmet sırasında. Müşteriye verilecek hizmet, olası riskler, sermaye piyasası araçları, ücret-komisyon-masraf, karşılıklı yükümlülükler ve yaptırımlar doğru, eksiksiz ve zamanında bildirilir. Ayrıca bilgi; güvenilir belge, analiz ve raporlara dayanmalıdır. Kesin bilgi ile yoruma dayalı bilgi ayırt edilmelidir. Abartılı, yanıltıcı veya belirli getiriyi garanti eden ifadeler kullanılmamalıdır. Tüm yatırımcılara adil davranılmalı; kamunun erişemediği bilgiyle belli yatırımcılara avantaj sağlanmamalıdır.

  • “Bu ürün sana kesin %X kazandırır” ifadesi sınavda neredeyse her zaman yanlış taraftadır.

  • Çünkü hem bilgilendirme ilkesine hem de gerçekdışı gösterim yasağına aykırıdır.


d) Müşteri menfaatleri

Üyeler müşteri haklarını gözetir. Sadakat ve özen borcuna uygun davranırlar. Sözleşmelere müşterinin hak ve menfaatlerini zedeleyici hükümler koyamazlar. Müşterinin bilgisizliği veya tecrübesizliğinden yararlanarak kendi lehlerine kazanç sağlayamazlar. Ücret ve komisyonlar tarifeye bağlıysa bunun üzerine çıkamazlar. Ayrıca işlem güvenliği ve müşteri mağduriyetini önlemeye yönelik teknik-hukuki tedbirleri almak zorundadırlar.

  • Müşteri zayıf halka değildir.

  • Korunması gereken taraftır.


e) Çıkar çatışmaları

Çıkar çatışması hem üye-müşteri arasında hem müşteri-müşteri arasında olabilir. Üyeler çatışmadan kaçınmak için çaba gösterir. Önlenemeyen çatışmalarda öncelikle müşteri menfaati gözetilir ve durum müşteriye bildirilir. Eğer çatışma müşteriler arasındaysa adil ve tarafsız davranılır.

  • Kilit kelimeler: Bildirim ve müşteri menfaatidir.

  • Çatışma varsa: Önce kurum çıkarı değil, önce müşteri çıkarı düşünülür.


f) Sır saklama

Müşteri kimlik bilgileri ve faaliyet sırasında öğrenilen her türlü bilgi, kanunen açıkça yetkili merciler dışında açıklanamaz; bunlar kişinin kendi ya da başkasının menfaatine kullanılamaz.


g) Reklam, ilan ve promosyon

Bu bölüm sınavda çok severek sorulur; çünkü burada çok sayıda “yapılamaz” vardır.

Üyeler reklam ve promosyonlarda dürüst ve gerçekçi olmalıdır. Müşteriyi aldatıcı, yanıltıcı, deneyimsizliğini istismar eden içerik kullanılamaz. “En iyi”, “en güvenilir”, “en çok kazandıran” gibi sübjektif ve abartılı ifadeler kullanılmamalıdır. Mutlak getiri veya zarara karşı garanti taahhüdünde bulunulamaz. Diğer üyeleri kötüleyen, ticari itibarını zedeleyen, kendisini daha güvenli gösteren ifade ve görüntüler kullanılamaz. Ödüller reklamlarda yer alabilir ama kaynağı açık olmalıdır. Sayısal veriler yetkili makamlarca yayımlanmış veya onaylanmış olmalıdır. Promosyon maliyetleri yatırımcıya yansıtılamaz. Promosyonlu dönemde komisyon oranları yatırımcı aleyhine değiştirilemez. Ayrıca aktif pazarlamayla müşteri kazandıran kişilere, o müşteriden sağlanan gelir üzerinden pay verme esaslı promosyon kampanyası düzenlenemez.

  • Reklam serbest ama manipülatif reklam serbest değil.


5) Diğer üyelerle ilişkiler: Haksız rekabet başlığı

Üyeler dayanışma içinde hareket eder, yasal sır kapsamı dışındaki verileri Birlik bünyesindeki bilgi bankasına açık ve anlaşılır şekilde sağlar. Haksız rekabetten kaçınırlar. Diğer üyelerin ticari itibarını zedeleyici, mali gücü veya hizmetleri hakkında yanıltıcı ve kötüleyici açıklamalar yapamazlar. Ayrıca kamuya açıklanmamış bilgiyle işlem yapılmasına imkân tanımazlar, piyasa dolandırıcılığına ve piyasa bozucu eylemlere iştirak etmezler, tarifeden farklı ücret/komisyon alarak haksız rekabete yol açamazlar. Ekip halinde personel transferiyle diğer üyenin faaliyetlerini sekteye uğratamazlar; yeni işe başlayan personelin eski kurum müşterileriyle hemen teması da en az bir ay engellenmelidir.

  • Yeni işe başlayan personelin eski kurum müşterileriyle irtibatı için en az 1 ay engelleyici önlem alınır.


6) Çalışanlarla ilişkiler: kurum içi etik

Üyeler çalışanların bilgi birikimi ve sorumluluk duygusuna sahip olmasını gözetir. Mesleki yeterlilik için gerekli lisans ve etik ilkelere uyum aranır. İç kontrol sistemleri kurulur. Yeni işe başlayacak personel hakkında yetkili kuruluştan sicil bilgisi alınır. Kariyer gelişimi desteklenir; yükselmede sadece teknik başarı değil, meslek kurallarına bağlılık da dikkate alınır.

Çalışanların müşteriyle ilişkilerinde de önemli yasaklar vardır:

  • birinci derece akrabalar dışında müşterilerle borç-alacak, kefalet, müşterek hesap gibi ilişkilere girilemez,
  • teamüllerin üzerinde hediye alınamaz,
  • konum kullanılarak kişisel çıkar sağlanamaz,
  • portföy yönetimi faaliyeti dışında müşteriden vekaletname alarak onun adına işlem yapılamaz.

Çalışanların müşteri olarak kendi işlemleri bakımından da kurum içi kurallar belirlenir; borçlanma ve kendi namına işlem yapma konuları imtiyaz yaratmayacak şekilde düzenlenir. Ayrıca başka bir üyenin çalışanı bir kurumda hesap açarsa, bu durum en geç bir hafta içinde ilgili üyeye yazılı bildirilir.

  • En sevilen soru: Çalışan müşteri adına vekalet alıp işlem yapabilir mi?

  • Cevap: Portföy yönetimi faaliyeti dışında, hayır.


7) Etik ilkeler neden ayrıca düzenlenmiş?

Metin burada çok güzel bir ayrım yapıyor:
Etik ilkeler daha soyut, yön gösteren, ahlaki çerçeveyi çizen ilkelerdir.
Davranış kuralları ise bu ilkelerin günlük uygulamaya dönmüş hâlidir.

Sermaye piyasasında etik ihtiyacının özellikle finansal krizler gibi olaylarla daha görünür hale geldiği, sadece ekonomik çıkarı maksimize etmeye odaklanmanın piyasa güvenini bozabildiği belirtilir. Bu nedenle finans piyasalarının temel işlevlerine bir anlamda “dördüncü E” olarak etik eklenmiştir. SPEK de bu amaçla hazırlanmıştır.

TSPB etik ilkeleri kısaca

Sermaye piyasası çalışanı:

  • bağımsız,
  • dürüst,
  • adil,
  • yetkin,
  • özenli,
  • güncel bilgiye dayalı,
  • saygılı,
  • etik hareket eder.
    Ayrıca müşteri çıkarını kendi kişisel çıkarının üzerinde tutar, sır saklar, sürekli gelişir ve etik düşünerek bağımsız kanaatini kullanır.

8) Davranış kuralları

Buradan soru çok gelir. Çünkü “hangi olay hangi kuralın ihlalidir?” mantığı güçlüdür.

a) Mevzuatın bilinmesi

Çalışan, sermaye piyasası ve ilgili mevzuatı, kurum içi düzenlemeleri öğrenmeli, güncel tutmalı ve bunlara uymalıdır. Mevzuatlar arasında uyumsuzluk varsa daha katı olana göre hareket etmelidir. İhlal ihtimali varsa kendini o işten uzak tutmalı, yardım etmemeli ve bildirim yapmalıdır. Gerekirse SPK, MASAK ve/veya TSPB’ye bildirim gündeme gelebilir. Ayrıca sadece “yasal mı?” sorusu yetmez; etik açıdan yatırımcı ve piyasa güvenini zedeleyen eylem de yapılmamalıdır.

  • Hukuken yasaklanmamış olabilir ama etik olarak yine yapılmaması gerekebilir.

  • Bu ayrım çok değerlidir.


b) Bağımsızlık ve tarafsızlık

Çalışan, bağımsız ve tarafsız olmalı; bunu gölgeleyebilecek hediye, menfaat, maddi çıkar ve benzeri etkilerden uzak durmalıdır. Metin özellikle lüks eğlence davetleri, pahalı gösteri biletleri, başka iş yönlendirme vaatleri, talep fazlası halka arzlarda öncelik sağlama gibi örnekleri bağımsızlığı tehdit eden durumlar olarak anlatır. Ayrıca müşteri memnuniyeti bahanesiyle sonradan sağlanan menfaatlerin de işverene bildirilmesi gerekir. Araştırma raporlarında da ticari ilişki baskısına rağmen bağımsız tavır korunmalıdır.

Çok sık karıştırılan nokta

Mütevazı hediye her zaman otomatik ihlal değildir; fakat bağımsızlığı tehdit eden, çıkar çatışması yaratan veya örtük baskıya dönüşen menfaatler kabul edilmemelidir. Metindeki örneklerden biri, iş seyahati kapsamında ve alternatif konaklama imkânı olmayan yerde şirketin masraf karşılamasının her durumda ihlal sayılmayabileceğini gösterir. Bu yüzden burada mekanik ezber değil, bağımsızlığı zedeleyip zedelemediği mantığı önemlidir.


c) Gerçekdışı gösterim

Çalışan gerçeğe aykırı beyanda bulunamaz. Yanlış bilgi vermek, olumsuz bilgiyi saklamak, yanlış izlenim oluşturmak, başkasının raporunu kaynak göstermeden kullanmak, kendi hazırlamış gibi sunmak, yatırım için belirli getiri garantisi vermek bu kapsama girer. Özellikle kesin getiri vaatleri ve yanıltıcı koruma anlatıları sınavda çok kullanılır.

  • Yanlış bilgi + eksik bilgi + kaynağı gizlenen bilgi = Gerçekdışı gösterim riski


d) Mesleki uzmanlığa uygun olmayan davranış

Burada mesele sadece kanun ihlali değildir. Sahtekârlık, hile, aldatma, güvenilirliği zedeleyen ve mesleki itibarı düşüren her davranış risklidir. Metindeki örnekte, öğle arasında aşırı alkol alıp sonrasında güvenilirliği zedelemek bile bu kapsamda yorumlanmıştır.

  • Mevzuata aykırı değilse bile mesleki itibarı zedeleyen davranış sorun yaratabilir.


e) İçsel bilgilerin kullanımı

Henüz kamuya açıklanmamış, fiyatı, değeri veya yatırım kararını etkileyebilecek bilgiye dayalı işlem yapmak veya buna yardım etmek yasaktır. Burada önemli olan yalnızca bilginin varlığı değil; bilginin niteliği, kaynağı, fiyat üzerindeki etkisi ve kamuya açık olup olmamasıdır. KAP’ta veya basın bülteniyle yayımlanan bilgi artık içsel olmayabilir; ama dar bir gruba kapalı devre sunulan bilgi tüm yatırımcılara açılıncaya kadar içsel kalabilir. Buna karşılık kişisel analiz, kamuya açık verilerin değerlendirilmesi ve uzman yorumları her zaman içsel bilgi sayılmaz; fakat bunların dayanaklarının saklanması gerekir.


f) Piyasa dolandırıcılığı ve piyasa bozucu eylem

Çalışan, piyasa dolandırıcılığı suçunun unsurlarını taşıyan işlemleri yapmamalı, yapanlara yardım etmemelidir. Ayrıca suç boyutuna ulaşmasa bile borsa ve teşkilatlanmış piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak eylemler de yasaktır; bunlar piyasa bozucu eylem niteliği taşır. Örneğin işlem derinliğinde yanlış izlenim yaratacak emir davranışları, iletişim yoluyla yanıltıcı yönlendirmeler veya müşteri emrinden önce kendi lehine işlem mantığı bu alana yaklaşır. Metin, piyasa dolandırıcılığı ile piyasa bozucu eylemi farklı düzeylerde ama aynı dürüst piyasa mantığı içinde ele alır.

  • Her piyasa bozucu eylem piyasa dolandırıcılığı suçu düzeyinde olmayabilir.

  • Ama yine de yasaktır ve davranış kuralı ihlalidir.


9) Disiplin yönetmeliği: ihlalin sonucu

Disiplin Yönetmeliği, TSPB üyelerinden meslek onuruna, meslek ilke ve kurallarına, sermaye piyasası faaliyetlerine ilişkin mevzuata ve Birlik kararlarına aykırı hareket edenler hakkında uygulanacak disiplin esaslarını düzenler. Birlik üyesi aracı kurumlar, bankalar, portföy yönetim şirketleri ve payları borsada işlem gören yatırım ortaklıkları bu hükümlere tabidir.

Metinde meslek kuralları kısmında yaptırımlar arasında uyarı, kınama, idari para cezası, geçici çıkarma ve sürekli çıkarma sayılırken, Disiplin Yönetmeliği bölümünde disiplin cezası türleri uyarı, kınama, geçici çıkarma ve sürekli çıkarma başlıkları altında açıklanır. Bu ayrımı olduğu gibi bilmek faydalıdır.

Disiplin cezası türleri

  • Uyarı: en hafif ceza
  • Kınama: daha ağır ihlal
  • Birlik üyeliğinden geçici çıkarma: ağır ihlaller
  • Birlik üyeliğinden sürekli çıkarma: en ağır yaptırım, üyeliğin sona ermesi

Sürekli çıkarma, metinde özellikle güveni kötüye kullanma ve sahtecilik gibi ağır suçlarla ilişkilendirilir. Ayrıca geçici çıkarma cezası verilmiş bir üyeye, sicilden silinme süresi dolmadan aynı ağırlıkta yeni fiil işlemesi halinde sürekli çıkarma cezası verilebileceği belirtilir. Bir fiil birden fazla maddeyi ihlal ediyorsa ağır olan ceza uygulanır; fakat fiilin niteliğine göre bir derece ağır veya hafif ceza da tercih edilebilir. Ayrıca belirli süre içinde tekrar eden fiillerde ceza ağırlaştırılabilir. Geçici ve sürekli çıkarma cezaları kesinleşince durum en geç beş iş günü içinde SPK’ya bildirilir.


10) Bu bölümü gerçekten öğrenmek için ayırt etmen gereken 5 kritik çift

1. Meslek kuralı – etik ilke

Meslek kuralı daha kurumsal ve ilişki yönetimi merkezlidir.
Etik ilke daha kişisel davranış standardıdır.

2. Etik ilke – davranış kuralı

Etik ilke soyut ve yön vericidir.
Davranış kuralı somut ve uygulamaya dönüktür.

3. Bilgi verme – gerçekdışı gösterim

Bilgi vermede eksiksizlik ve doğruluk aranır.
Gerçekdışı gösterimde yanlış, eksik veya yanıltıcı anlatım yasaktır.

4. Çıkar çatışması – bağımsızlık/tarafsızlık

Çıkar çatışması bir durumdur.
Bağımsızlık ve tarafsızlık ise o durumda nasıl davranılması gerektiğini belirleyen standarttır.

5. Piyasa dolandırıcılığı – piyasa bozucu eylem

İlki suç düzeyine çıkan ağır ihlaldir.
İkincisi suç kadar ağır olmayabilir ama piyasanın dürüst işleyişini bozan yasak davranıştır.


Örnek Sorular
Soru 1: Bir müşteri yeterli mali durum ve risk tercihi bilgisi vermek istemiyor. Kurum buna rağmen ürünün uygun olduğunu varsayarak satış yapıyor. En doğru değerlendirme hangisidir?

A) Doğrudur, müşteri kabul ettiyse sorun yoktur
B) Önce müşterinin yazılı onayı alınmalıdır
C) Uygunluk tespit edilemeyebileceği konusunda müşteri uyarılmalıdır
D) Sadece profesyonel müşteriler için geçerlidir

Cevabı Gör
Cevap: C (Uygunluk tespit edilemeyebileceği konusunda müşteri uyarılmalıdır)
Soru 2: Bir araştırma uzmanı, aynı gruba ait şirkete olumsuz rapor yazmaktan çekinip tavsiyesini yumuşatıyor. En temel ihlal nedir?

A) Sır saklama
B) Bağımsızlık ve tarafsızlık
C) Kaynakları etkin kullanma
D) Müşteriyi tanıma

Cevabı Gör
Cevap: B (Bağımsızlık ve tarafsızlık)
Soru 3: Bir çalışan müşteriye “bu yatırım kesin %20 kazandırır” diyor. Bu hangi başlık altında en net şekilde sorunludur?

A) Rekabet ve toplumsal yarar
B) Gerçekdışı gösterim
C) Kaynakları etkin kullanma
D) Kariyer gelişimi

Cevabı Gör
Cevap: B (Gerçekdışı gösterim)
Soru 4: Bir üye, reklamında kendisini “sektörün en güvenilir kurumu” diye tanıtıyor. Bu en doğrudan hangi ilke ile çelişir?

A) Reklam ve promosyon kuralları
B) Çalışanların müşteri olarak ilişkileri
C) Müşteri şikayetleri
D) Kurum bazında etik kurallar

Cevabı Gör
Cevap: A (Reklam ve promosyon kuralları)
Soru 5: Dar bir yatırımcı grubuna kapalı sunumda verilen, fiyatı etkileyebilecek bilgiye dayanarak işlem yapan portföy yöneticisinin eylemi en çok hangi kavramla ilgilidir?

A) Uygunluk testi
B) İçsel bilgi kullanımı
C) Müşteri talimatı
D) Promosyon yasağı

Cevabı Gör
Cevap: B (İçsel bilgi kullanımı)
Soru 6: Bir kurum yeni işe aldığı çalışanın eski kurum müşterileriyle hemen temasa geçip müşteri taşımaya başlamasını teşvik ediyor. Bu en çok hangi alanda sorun doğurur?

A) Müşteriyi tanıma
B) Haksız rekabet
C) Sır saklama
D) Mesleki yeterlilik

Cevabı Gör
Cevap: B (Haksız rekabet)
Soru 7: Bir çalışan müşteri adına vekaletname alarak, portföy yönetimi faaliyeti dışında, hisse alım-satım talimatı veriyor. Bu davranış:

A) Serbesttir
B) Sadece profesyonel müşteride mümkündür
C) Çalışanların müşterilerle ilişkilerine aykırıdır
D) Sadece yazılı onay yoksa aykırıdır

Cevabı Gör
Cevap: C (Çalışanların müşterilerle ilişkilerine aykırıdır)
Soru 8: Bir fiil birden fazla disiplin maddesini ihlal ediyorsa kural olarak ne olur?

A) En hafif ceza verilir
B) Yalnız kınama verilir
C) Daha ağır disiplin cezası verilir
D) Ceza verilemez

Cevabı Gör
Cevap: C (Daha ağır disiplin cezası verilir)
Soru 9: Geçici çıkarma cezası almış bir üye, sicilden silinme süresi içinde aynı ağırlıkta yeni bir fiil işlerse ne olabilir?

A) Sadece uyarı verilir
B) Ceza uygulanmaz
C) Sürekli çıkarma gündeme gelebilir
D) Sadece idari para cezası verilir

Cevabı Gör
Cevap: C (Sürekli çıkarma gündeme gelebilir)
Soru 10: Aşağıdakilerden hangisi etik ilke ile davranış kuralı arasındaki farkı en doğru açıklar?

A) İkisi tamamen aynıdır
B) Etik ilke somut, davranış kuralı soyuttur
C) Etik ilke soyut yön verir, davranış kuralı somut yönlendirir
D) Davranış kuralları sadece bankalara uygulanır

Cevabı Gör
Cevap: C (Etik ilke soyut yön verir, davranış kuralı somut yönlendirir)

Son Tekrar: Bölümün Özü

Sermaye piyasasında güven, kurallardan önce davranışla korunur.

  • Meslek kuralları kurumu hizaya sokar.

  • Etik ilkeler çalışanı hizaya sokar.

  • Disiplin yönetmeliği ise aykırılığın bedelini belirler.

  • Müşteri tanınır, test yapılır, uygun değilse uyarılır.

  • Müşteri çıkarı önceliklidir.

  • Yetkisiz tasarruf yapılamaz.

  • Çıkar çatışması varsa müşteri menfaati önce gelir.

  • Sır saklama esastır.

  • Reklamda abartı, garanti ve küçültücü kıyas yasaktır.

  • Bağımsızlık hediye ve menfaatle zedelenemez.

  • Mevzuatlar çatışırsa daha katı olan uygulanır.

  • İçsel bilgi kullanılmaz.

  • Piyasa dolandırıcılığı ve piyasa bozucu eylem yasaktır.

  • Tekrar eden disiplin fiillerinde ceza ağırlaşabilir.

Auditmak

Auditmak

Yorum Ekle

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Kurumsal Yönetişim Nedir? İlkeler ve Yapılar
16 Nisan 2026

Kurumsal Yönetişim Nedir? İlkeler ve Yapılar

Geniş Kapsamlı Sermaye Piyasası Mevzuatı ve Meslek Kuralları – Konu Anlatımı ve Çözümlü Sorular

Bu Yazıyı Paylaş

Bize Ulaşın Bildirimler Giriş Yap
1